Kaydet
|

“Günâhlarınız çok olup göklere kadar ulaşsa, tövbe edince, Allahü teâlâ tövbenizi kabûl eder.”

“Tevbe = Tövbe”: Sözlükte nedâmet, pişmânlık demektir. Tevbe, insanın, işlemiş olduğu günâhlarına pişmânlık duyup, Allahü teâlâdan affedilmesini, bağışlanmasını istemesidir. Tövbe; dînimizde harâm ve günâh olan şeyleri işledikten sonra, pişmân olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karâr vermektir.

Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Allahü teâlâ, tövbe edenleri sever.” (Bakara sûresi, 222) “Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tövbe ediniz ki felâh (kurtuluş) bulasınız.” (Nûr sûresi, 31)

Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki:

“En iyiniz, günâhtan sonra hemen tövbe edeninizdir.” (Berîka)

“Tövbe eden, günâh işlememiş gibi olur.” (Berîka)

“Günâhlarınız çok olup göklere kadar ulaşsa, tövbe edince, Allahü teâlâ tövbenizi kabûl eder.” (Berîka)

“Rûh gargaraya gelmedikçe, Allahü teâlâ, kulun tövbesini kabûl eder.” (İhyâ)

Lokmân Hakîm hazretleri “Ey oğlum! Bir hatâ işlediğin zaman hemen tövbe et ve sadaka ver. Tövbeyi yarına bırakma. Çünkü ölüm, ansızın gelir” buyurmuştur.

Zünnûn-i Mısrî (kuddise sirruh) buyurmuştur ki: “Her uzvun tövbesi vardır. Kalbin tövbesi, harâm işleri yapmaya niyeti terk etmesi; gözün tövbesi, harâma bakmaması; ayakların tövbesi, harâma gitmemesi; kulakların tövbesi, harâm şeyleri dinlememesi; karnın tövbesi harâm yememesidir.”

İmâm-ı Gazâlî (rahmetullahi aleyh) buyurdu ki: “Şartlarına uygun yapılan tövbe muhakkak kabûl olur. Tövbenin kabûl edileceğinde değil, tövbenin şartlarına uygun olup olmadığında şüphe etmelidir.”

Abdurrahîm Rûmî (rahmetullahi aleyh) ne güzel söylemiştir:

“Tevbe yâ Rabbî, hatâ râhına (yoluna) gittiklerime/Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime.”

Kur’ân-ı kerîmde, “Tevbe Sûresi” isminde müstakıl bir sûre vardır. Kur'ân-ı kerîmin dokuzuncu sûresidir ve ona “Berâe sûresi” de denilir.

Tevbe sûresi, 129 (yüz yirmi dokuz) âyettir. Medîne-i münevverede nâzil olmuştur (inmiştir). Son 2 âyeti (128 ve 129. âyet-i kerîmeleri), Mekke-i mükerremede inmiştir. Bu sûrenin evvelinde Besmele nâzil olmamıştır. Sûre, müşriklerin Allahü teâlâ ile alâkalarının kesildiğini, bundan sonra onların Kâbe'ye yaklaştırılmayacağını, Müslümân olmadıkları takdîrde, öldürüleceklerini bildiren bir ültimatom mâhiyetindedir. Sûre, Peygamber Efendimizin şefkat ve merhâmetini bildiren âyet-i kerîmelerle sona erer. (Muhammed bin Hamza Hüseyin Vâiz-i Kâşifî)

Tevbe sûresinde buyuruldu ki: “Allahü teâlâya ve kıyâmet gününe inanmayan ve Allahü teâlânın ve Resûlünün harâm ettiklerine harâm demeyen ve hak olan İslâm dînini kabûl etmeyen kâfirlerle, cizyeyi kabûl ettiklerini veya Müslümân olduklarını bildirinceye kadar harb ediniz; onları öldürünüz.” (Âyet: 28)

“Kur'ân-ı kerîm bana âyet âyet, harf harf nâzil oldu. Ancak Tevbe ve İhlâs sûreleri hâriç. Bunlar bana yetmiş bin saf melekle berâber nâzil oldu.” (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.