Saliha Hanım, kadının maksadını anlamış. Gelinler hakkında dedikodu yapmak için, kayınvalidemin ağzını aramış açıkça.
Sabah erken dışarı çıktığımızda kayınvalidem de yanımıza geldi. Beyim Salih Efendi, anneciğini görünce muhabbetle yanına vardı elini öptü:
- Anneciğim, gelinine dedim ki biraz erken gidelim.
Kayınvalidem de bu gayretimizi hoş karşıladı “Güle güle gidin, güle güle gelin” dedi, münasip gördü. Elini öpüp vedalaştık. Sonradan öğrendim ki bizim gidişimizi pencereden gören komşu kadınlardan biri hemen kayınvalidem Saliha Hanım'ın yanına damlamış.
"Saliha Hanım, gelininiz hayırlı olsun! Çeyizleri çok güzelmiş, ben de merak ediyorum. Mahzuru yoksa odasına bakmak istiyorum.
"Teşekkür ederim komşu, ama ben bile odasına girmem. Gelinin odası size bize mahrem sayılır. Oraya oğlumdan başka kimse girmez! Kusuruma bakma ama böyleyim...”
“İşi nereye kadar götüren komşu! Canım şöyle bir bakayım dedim. Tertipli, düzenli yani intizamlı mı, değil mi?”
“Komşu, iyi dersin de gelinin intizamlı olup olmadığı bizi alâkadar etmez, sizi de... İyiyse de kendine, kötüyse de kendine."
“Ne bileyim bizimkisi çok pasaklı da... 'Bak falancanın evine git, ne intizamlı' diyecektim! Benim gelin söylemeden hiçbir işi yapmıyor. Sizin gelin inşallah öyle değildir."
Yazık oldu çabana,
Selam söyle babana,
Komşuların dururken,
Vermesinler yabana!
Saliha Hanım, kadının maksadını anlamış. Gelinler hakkında dedikodu yapmak için, kayınvalidemin ağzını aramış açıkça. Yarası varsa dokunmak istiyormuş. Kayınvalidem sözü uzatmadan kısaca cevap verip kadını susturmuş:
"Ben kızımdan çok memnunum. Sonra onun bir kusuru olsa, arkasından söylememiz gıybet olur, o da haramdır. Büyük günahtır!”
"Ben gelinime pasaklı demekle şimdi günah mı işledim yani?”
“Elbette! Hem de çok büyük günah işledin. Allah onu da, bizi de affetsin! Tövbe edelim de, bir daha hiç kimsenin aleyhinde konuşmayalım!”
“Ooo! Ben gelinimin yüzüne karşı da söylerim!”
"Yüzüne karşı söylediğin zaman memnun mu oluyor, yoksa üzülüyor mu?”
"Bana ne, bir de onu mu düşünecekmişim! Aman, üzülürse üzülsün!”
"Bir kimsenin beğenmediği bir sözü, ister yüzüne karşı olsun, ister arkasından olsun söylemek günahtır. Yüzüne karşı söyleyince kalbi kırılır. Kalb kırmak Kâbe’yi yıkmaktan daha kötüdür. Arkasından konuşmak ise, ölü eti yemek gibidir, büyük günahtır.
Kimseyi çekiştirmeden gelen komşularımın başımın üstünde yeri vardır. Onu bunu çekiştirenler, kendilerini günaha soktukları gibi, beni de günaha sokuyor ve ben de çok günah işliyorum; ama tövbe ettim. Allahü teâlâ tövbeleri kabul eder. Tövbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur. Günahlarımıza tövbe edelim! Can-ı gönülden 'Estağfirullah' diyelim! Bir ayağımız mezarda. Ahirete iyi amel götüremiyoruz. Hiç değilse günah götürmeyelim. Götürürsek de az götürelim..."
Gelen kadın susmuş tabii. "Süt dökmüş kediye dönmüş…" derler ya aynen öyle olmuş. Söyleyecek bir şey bulamamış.
DEVAMI YARIN

