Kaydet
a- | +A

Dünyada böyle insanlar da var deselerdi asla inanamazdı Maria... Oysa şimdi kulaklarıyla duymuştu. Karşılıksız iyilik, yardım, işte buna derlerdi.

Babasının bir ömür boyu peşinde koştuğu hazineler, Dragon eşkıyalarından kurtarılmıştı ama şimdi de tanımadığı bu kahraman gençlerin eline geçmişti. “Nasıl da sandıklara sarılmışlar?” diye söylendi. “İçini açacak ve mücevherleri boşaltacaklar herhâlde” diye düşünerek yaş dolu gözlerini kapadı. Olacakları görmek istemiyordu. Kulaklarını daha açtı. Şimdi, konuştuklarını daha rahat duyuyordu. Doğan Bey diyordu ki;

- Üryan, ne bunlar? Şeker sandığı değil herhâlde?

- Sahipsiz kalmıştı. Ne yapayım? Her hâlinden değerli şeyler olabileceğini düşündüm. Sizin yorulmamanız için de ne var, ne yok topladım getirdim.

- Çok iyi etmişsin! Bu emanetleri vakit kaybetmeden Maria’ya teslim edelim. Kızcağız merakta kalıp üzülmesin!

- Hemen şimdi mi?

- Hemen şimdi! Az da olsa üzülmesin. Ümitsizliğe kapılması bizim için utanılacak şey olur.

- Sen bir tanesin yiğidim! İşte aramızdaki farklardan biri daha...

- Bu yürek sende oldukça Üryan, istikbalin için hiç korkmam! Sen de akıbetinden endişe etme olur mu?

- !!!

Maria, sanki duyduklarının tılsımı gidecek diye gözünü açamıyor, yüreği küt küt çarparak merakla dinliyordu. Konuşmalar uzadıkça kendi için ne iyilikler düşünüldüğünü anlıyor, şüpheciliğinden de nefret ediyordu. Bu güzel insanlara bile tam itimat edip güvenememesinden dolayı kahırlanarak gerisin geri, yerine döndü. Artık acı da, sızı da duymuyordu. Dünyada böyle insanlar da var deselerdi asla inanamazdı. Oysa şimdi kulaklarıyla duymuştu. Karşılıksız iyilik, yardım, işte buna derlerdi.

Cemiyet, bu hâle nasıl sokuldu?

Manevi değerler neden yok oldu?

Her çeşit melanet içeri doldu,

Kafama takılır, çok feci durum!

Üryan, sedyeyi bıraktıktan sonra durmamış, kızın atını, eşyalarını ve diğer öldürülenlerden geriye ne varsa toplamış getirmişti.

Maria’ya ait olduklarını sandıkları sandık, heybe ve torbaları yanı başına getirip koydular.

- Biraz istirahat et. Hava da aydınlanır o zamana kadar. Sonra da yola çıkarız.

Kız, yanındaki heybenin ağzını açtı. Değerli taşlar, mücevherler çıkardı, Doğan’a uzattı.

- Bana yaptığın iyiliğin karşılığını ödemek isterim… İstediğin kadar al yiğidim.

Doğan Bey lafını kesti. Eliyle nazikçe itti.

- Sen üzülme yeter…

- !!!

Doğan, ardına bakmadan istirahat edeceği köşesine çekildi.

“Yiğit delikanlı seni hiç, ama hiç unutmayacağım” dedi… Maria, yorgun gözlerle peşine bakarken.

Çok zulüm yaptılar açlar çoğaldı,

Görüşler bölündü, uçlar çoğaldı,

Kavgalar başladı, suçlar çoğaldı

Nefisler büyüdü, çok feci durum!

Dönüyor durmadan şu mavi küre,

İmtihan dünyası geçiyor süre,

Kimi suçsuz hapse düşer boş yere,

Çileler çekilir, çok feci durum!

Karnımız tok ama ruhumuz açtır,

Dünya bunalımda, dine muhtaçtır,

Kiminin peşinde koştuğu haçtır,

Kimi çok put diker, çok feci durum!

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.