Kaydet
a- | +A

Zavallı kız, sindiği kayanın dibinde; “İmdadıma yetişen bu korkusuz, yakışıklı yiğit de kimdir acaba?” diye söylenirken oldukça da rahatlamıştı.

Duruma şahit olan Doğan Bey, fena hâlde gazaplandı. Gerildi… gerildi… gerildi… Boyunun iki katı yukarı fırlayarak nereden geldiği belli olmayan bir tufan gibi eşkıyaların üzerine düştü. Hep birlikte şangır, şungur patika yolda yuvarlandılar.

Ödü kopan zavallı kız, sindiği kayanın dibinde; “Kaş ile göz arasında imdadıma yetişen bu korkusuz, yakışıklı yiğit de kimdir acaba?” diye söylenirken oldukça da rahatlamıştı.

Genç kadın, eşkıyaların zulmüne uğramışken, yanan ateşi görüp, imdat istemişti. Parlak ipek entarisi paramparçaydı. Gür, düz, koyu kumral saçları, kar gibi beyaz, mermer kadar diri omuzlarına dökülmüş, celladını bekleyen bir mazlum gibi derin derin düşünüyor, oraya, buraya dağılmış eşyaların arasından korku dolu gözlerle Doğan Bey’e bakıyordu.

Babasının şatosuna giden bu yol pek tenha ve bir o kadar da kestirmeydi. Sığındıkları kuytu köşede biraz istirahat edip yola devam etmeyi düşünürlerken, başına gelenlerle, planları altüst olmuştu. “Ya bu yiğit genç karşımıza çıkmasaydı, ne olurdu hâlim?” diye sordu kendi kendine. Feci ihtimalleri düşündükçe ürperdi! Titredi elinde olmadan.

Ay ışığının altında kılıçların çarpışmasından çıkan kıvılcımlar, çelik sesine karışıyor, korkutuyordu insanı. Üzerine düşen nesneyi tam anlayamayan iki eşkıya, biraz sonra gözleri yuvalarından fırlamış cansız iki ceset olarak yere yığıldı.

Gizlendikleri yerden fırlayan diğer eşkıyalar, Doğan Bey’i haklamak üzereyken Üryan Eşkıya’nın ani kılıç darbeleriyle tesirsiz hâle geldi, çuval gibi önlerine düştüler. Gürültüye dönen Doğan, sevgiyle baktı yol arkadaşına.

- Ödeştik!

- Daha çok borcum var yiğidim.

Dört yandan kuşatmış; içki ve kumar,

İnsanlar bunlardan ne fayda umar?

Din îmân bozulur, olur tarumar,

Îmândan çıkılır, çok feci durum!

Korkudan tir tir titreyen kızın, kendilerine doğru telaşla geldiğini görünce konuşmalarını kesti, beklediler. Kız, telaşla yalvarıyordu,

- Durun! Ne olursunuz?

- !!!

Oldukları yere çakılıp kalmış bu yiğitlere, ağzından gayr-i ihtiyari çıkan; “durun” kelimesi, kendisini bile şaşırtmıştı. “İnsan can derdine düşünce ne söylediğinin farkında olmuyor!” diye söylenerek kurtarıcılarına doğru düşe, kalka yürüdü.

- !!!

- Lütfen bir yere gitmeyin! Ben ne yaparım bu kadar cesedin arasında!

- Kardeş, telaşlanma! Bak, buradayız.

Merakla yaklaşmasını beklediler. Kız, canını borçlu olduğu bu yiğitlerin yanına gelince Doğan Bey’in ellerinden tutup öpmeye başladı. Gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu. Hâline bakarak, her ikisi de müteessir olmuştu. Biraz heyecanı geçince sordular;

- Rahat olun hanımefendi. Sizi burada bu hâlde yalnız bırakacak değiliz ya!

- Ne bileyim? Korkumdan ne söylediğimi bile bilemiyorum!.. DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.