Aziz Kripto sevinçle oturup oturup kalktı. Ellerini ovuşturdu heyecanla. Horasan tarafından gelen bu adamı rahat bir şekilde kullanabilirlerdi.
Pembe dünyasını altüst eden adamı bir daha görmemek için yüzünü, gözünü kapattı elleriyle. Nafile… Bir kendine, bir de Doğan’ın önünde dimdik dikilen hayaline baktı. Aralarındaki fark, yıldızsız gece kadar karanlık, uçurum kadar da derindi.
Keser döndü, sap döndü,
Gün geldi hesap döndü,
Düşmanları beklerken,
Erkara kasap döndü.
Dedi, var mı ben gibi?
Suçları ferman gibi,
Bir muhalif yel esti,
Savurdu harman gibi.
Erkara suç, işlemiş,
Eşi, dostu şişlemiş,
Hepsi meydana çıktı,
Çok rezalet işlemiş.
***
DÜŞMANIMA DÜŞMAN OLAN DOSTUMDUR!..
Kripto, kafayı takmıştı bu Hurufi meselesine. Daha doğrusu, Müslümanla Müslümanı vurmaya ehemmiyet veriyor, bütün oyunlarını ona göre kuruyor, her şeyi de öyle planlıyordu.
Gece yarısı kalktı, köşkün odalarını dolaşmaya başladı. İkinci adam dediği en itimat edip güvendiği tüccarın kapısını tıklattı. Herhangi bir ses gelmedi. “İçeride kimse yok galiba…” dedi. Pencereden sızan ay ışığı her tarafı aydınlatıyordu. Biraz daha gezmek, düşüncesiyle diğer odaları da kontrol etti. Onlar da boştu. İyice telaşlandı. Misafirleri kabul ettikleri iç odaya girince bütün arkadaşlarını oldukça keyifli sohbet ediyor buldu. Yüzü sevinçten gerildi. Kapının açıldığını fark eden yoldaşları, toparlandı. Kripto;
- Oo!.. Sohbetiniz bol olsun.
- Efendim seferden yeni geldik. Biraz istirahat edip, size malumat verecektik, ancak siz buna fırsat vermediniz.
- Bir işin başındaki rahat içinde olur, arkadaşları zorluklar yaşarsa o davadan hayır gelmez.
- Bizi, bizden çok düşündüğünü biliyoruz efendimiz.
- Başka şansım yok.
- !!!
Kripto, kendine ayrılan yere kuruldu. “Hadi anlatın…” kabilinden gözlerinin içine bakıyordu.
Kızıl Köşk'ün dışarıyla bağlantısı olmayan gizli bir odasında altı yoldaş, hararetle sohbete daldı. Aziz Kripto’dan sonra ikinci adam konumunda olan tüccar;
- Bir haftadır dolaşıyoruz efendim. Ormanlar da dâhil girmediğimiz yer kalmadı. Hurufilerin boş erzak depoları ve yemek pişirmek için yaktıkları ateşin küllerinden hareketle bir bağ evinde bulduk. Kalabalık olmalarına rağmen birçoğu Osmanlı korkusuyla kaybolmuş ortalıktan. Asıl işimize yarayacak olan ise bir iki adamıyla bekleme odamızda sizin kabulünüzü bekliyor.
Aziz Kripto sevinçle oturup oturup kalktı. Ellerini ovuşturdu heyecanla. Horasan tarafından gelen bu adamı rahat bir şekilde kullanabilirlerdi. Türklerin bir atasözü vardı: "Hırsız evden olursa, öküz bacadan çıkardı.” Kendi milletine düşman olmuşlardan faydalanmak kadar akıllıca daha ne olabilirdi? Fırsat yakalanmıştı. Kullanıp ve kullanmamak elindeydi.
- Kızgın koru eliyle tutana ne denir?
- Ahmak.
- Maşa varken kullanmamak olacak şey değil yoldaşlar. Önce onu bir dinleyelim. Neler yapabileceğimizi sonra düşünürüz?
DEVAMI YARIN

