Kaydet
a- | +A

Bu eve geleli kırk günü geçmişti. Bizim buralarda kırk mühimdi. Anne ve babamın elini öpmeye gidecektik.

Ağrımasa dişlerim,

Elmaları dişlerim,

Onun güzel ismini,

Mendilime işlerim.

Yeni hayatım, yeni evimde pürdikkattim. En büyük destekçim ise kayınvalidemdi. Oysa ne gelin kaynana hikâyeleriyle büyümüştüm. Anlatsam sayfalara sığmaz. Bu eve geleli kırk günü geçmişti. Bizim buralarda kırk mühimdi. Anne ve babamın elini öpmeye gidecektik. Onların da beklediğini duyuyorduk. Yola çıkmadan bir gün önce Kayınvalidem Saliha Hanım yanıma geldi. Gülen gözlerle bana bakmasını çok seviyordum. Bütün gamımı tasamı dağıtıyordu.

- Kızım, bakıyorum keyiflisin.

- !!!

- Yarın annenlere gideceksin. Hediye olarak ne götüreceksin?

- Anne, hediyeye ne lüzum var? Yabancı yere gitmiyoruz ki…

- Kime olursa olsun, bir yere gidilirken hediye götürmek iyi olur. Ecdadımız "Dostlara hediyesiz gitmek, değirmene buğdaysız gitmeye benzer…” demişler. Hadis-i şerifte ise "Hediyeleşin ki birbirinizi sevesiniz…” buyurulmuştur. Dağdan gelenin heybesine bakarlar. Hediyenin kıymetli olması şart değil güzel kızım. Çam sakızı çoban armağanı bir şey de götürsen olur.

- Evde öyle münasip bir şey göremiyorum.

- Ben ayarlarım.

- Zahmet olacak ama!

Kayınvalidem Saliha Hanım, dışarı çıktıktan kısa bir süre sonra, genç bir kadın kapıyı çaldı. Ben de bulaşıkları yıkıyordum. Kollarım sıvalı kapıya gittim. "Kim o?” dedim.

- "Yabancı değil, mahalleden komşuyum. Saliha teyze ile görüşecektim" deyince kadın olduğunu anladım, tereddüt etmeden de kapıyı açtım.

- Buyurun efendim! Hanımannem şimdi çıktı. Birazdan gelir.

- Saliha teyze yokken girmek münasip midir bilmem ki? Onunla görüşecektim. Hayırlı olsun diyecektim.

Meğer gelen kadın, evi gözetlemiş. Kayınvalidemin dışarı çıkmasını beklemiş. Beni yalnız bulup biraz kaynana dedikodusu edecekmiş ama benim “Hanımannem" dememden endişeye düşmüş olacak ki tereddüt ediyordu. “Kaynanan iyi olmasaydı ‘Hanımannem’ demezdin!” dedi, sağa sola bakındı. Her şeye rağmen yine de bir şeyler deneyecekti. Fazla dayanamadı:

- Gelin Hanım, biraz rengin soluk, hasta mısın yoksa?

- Hayır, bir şeyim yok.

- Ne bileyim bana öyle geldi de... Hasta olup yattığım zaman kaynanam gelir. "Kalk bakalım. Az hastalığı aş bastırır, çok hastalığı iş bastırır…” diyerek yatırmazdı. Bu kaynanalar var ya düşman başına! Hiç hasta hâlinden anlamaz. Acaba dedim, bu gelin hasta olduğu hâlde iş mi yapıyor diye düşündüm. Kaynanan da her işine karışıyor mu diyecektim?

- Benim kaynanam yok. Hanımannem var. Anne kızıyla nasılsa, biz de öyleyiz; hatta Hanımannem, öz annemden daha iyi.

Kadın daha fazla bir şey söyleyemedi. Kayınvalidem Saliha Hanım gelebilir diye düşünüp adını da söylemeden çekip gitti.

Çok geçmeden de Saliha Hanım geldi. Elinde birkaç paket vardı. Çay, şeker, mendil, çorap, havlu ve elbiselik almıştı. Bir de badem ezmesi. Hepsini paket yaptık, hazırladık.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR