Kaydet
a- | +A

Şövalye Kâbus, adamı Kripto’yu muvaffakıyetinden dolayı önce mükâfatlandırdı. Sonra da kendini gölgede bırakacağını düşünerek boğdurttu.

Akıllı sakin olur, hemen göstermez hiddet,

Gayet iyi bilir ki, öfkeden doğar şiddet.

Gizli emelleri olan, Osmanlıyı içten çökertmek isteyen Şövalye Kâbus, adamı Kripto’yu muvaffakıyetinden dolayı önce mükâfatlandırdı. Kadın, para, içki ve sınırsız mülk verdi. Sonra da kendini gölgede bırakacağını, itibarını azaltacağını düşünerek boğdurttu. Bunu da Osmanlının yaptırdığını söyledi. Her yerde ve her ortamda da çekinmeden, sıkılmadan, utanmadan söyletti.

Aziz Kripto’nun, azgın bir canavar akıncı tarafından öldürüldüğü haberi, kısa zamanda duyuldu. Bu hadiseyi büyük bir felaket olarak niteleyen halk, Kâbus’a da minnettarlık duyuyor ve teşekkür ediyordu. Canını tehlikeye atarak o şeytanı yakalatmıştı. Ya kaçsaydı ne olurdu? Bütün kadınlarını, kızlarını dağa kaldırır ve erkeklerini diri diri fırınlarda pişirirdi o olmasaydı.

Doğan’ın cezası da suçu kadar pek büyük olacaktı. Ona göre hazırlıklar yapılacak, bütün ahali toplanacak ve merasimle, herkesin gözü önünde işkence yapılacak ve kazığa vurdurulacaktı. Dünya âleme ibret olsun, bu gibiler de ders alsın diye.

Kızgın, öfkeli halk, yüzüne tükürmek, tekme, tokat atmak ve içindeki kini, nefreti yüzüne karşı haykırmak için o günü sabırsızlıkla bekliyordu.

Düşme sakın bir derde,

Muhtaç olma namerde,

Mazlumun âhı yerde,

Elbet kalmaz demişler.

Hain elin bağlarsa,

Hasret ciğer dağlarsa,

İçi hep kan ağlarsa,

Göz de ağlar demişler.

Kadını saklar eri,

Peyniri saklar deri,

Ateş düştüğü yeri,

Elbet yakar demişler.

***

KÖTÜ HABER!..

Bursa, kaç gündür, bacası çekmeyen ocak gibi dumanlar içindeydi. Koyu kül rengi iri bir bulut, sanki bazı şeylerin duyulmaması, görülmemesi için, evlerin çatılarına iyice çöreklenmişti. Hiç gitmeyecekmiş gibi etrafı saran bu kalın sis tabakası havanın da iyice soğumasına sebep oldu. Artık pencereleri ardına kadar açık bir ev, yalancıktan söğüt dalından yaptıkları atlara binip sokakları tozu dumana katarak koşturan çocuklar da görünmüyordu ortalıkta.

Bu kasvetli hava, kötü bir hadisenin matemini şimdiden tutuyormuş gibiydi.

Kül rengi bulutlar grileşti… grileşti… çok şiddetli gözleri kamaştıran bir şimşek çaktı. Kulakları sağır eden gök gürültüsüyle etraf, birdenbire sarsılırken başlayan yağmur, kısa zamanda sağanağa dönüştü. Seller, sokaklarda ne var, ne yok silip süpürüp dereleri doldurmaya başladı.

Sisler içinde, yağmur altında ilerleyen iki canlı vardı. Çekirge Ali ve yağız atı. Kafası karmakarışıktı. Yaşadıklarını nasıl anlatacak, hangi kelimeleri kullanacaktı? Gönlünce bir çıkış yolu bulamadı. Nice düşünceler içinde kendini mahcup, perişan ve yağmurdan sırılsıklam Beyazıd Paşa’nın kapısı önünde buldu.

Ortalığı bir anda kasıp kavuran haber, yıldırım gibi düştü payitahta. Doğan Bey ve arkadaşları esir olmuştu!..

Doğan’ın esir düştüğü acı haberi alır almaz Beyazıd Paşa, Gâzi Evrenos Paşa’ya gitti ve birlikte beklemeden saraya çıkıp Sultan’a detaylı malumat verdiler.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.