Şakalaştığını sanan Kripto, ayaklarının bırakılmamasından dolayı oldukça su yuttu. Can havliyle debelendi. Ne yaptıysa da kurtulamadı.
Kapı arkasından olanları takip eden Kâbus’un adamı, kızlardan birine baktı. “Tamam” mânâsında başıyla işaret verdi. Birinci kadın da ikinci kadına imalı bir bakışla; “Gerekeni yap!” hareketini yaptı.
İşareti alan kadın, tereddüt etmeden havuza atladı. Neşeli kahkahalarla, Kripto’ya su atmaya başladı. O da karşılık veriyor, güya eğleniyordu. Başı dönüp suya gömüldüğünü gören kadın, fırsatı değerlendirdi hemen. Eğilip, iki eliyle adamın havuzun içindeki ayaklarını bileklerinden kavradı. Suyun üstüne kaldırdı. Kripto, bu harekete mukavemet edemeden, kayıp suyun içine gömüldü.
Havuzun dışındakiler, el çırpıştırarak şarkı söylüyor, gürültü yapıyorlardı. Böylece çıkabilecek boğulma seslerinin veya imdat çığlıklarının duyulmasına mâni olmak istiyorlardı akıllarınca.
Şakalaştığını sanan Kripto, ayaklarının bırakılmamasından dolayı oldukça su yuttu. Can havliyle debelendi. Ne yaptıysa da kurtulamadı. Başını suyun üzerine çıkarmak için bir ara mermerlerden birine tutunmaya muvaffak olduysa da dışarıdaki kadının ellerine vurması ve iteklemesine, aşırı sarhoşluğun verdiği uyuşukluk, dakikalarca boğuşmanın yorgunluğu da ilave olunca daha fazla dayanamadı. Acı içinde, hırıltılar çıkararak tekrar suya gömüldü.
Birinci kadın Kripto’nun yarım bıraktığı kadehi alıp bir yudumda kafasına dikti. Debelenmesi bitip kolları yana düşünce de elindeki şarap dolu testiyi, havuza döktü. Şarap, kan gibi suyun içerisinde yayıldı.
Fazla tamah ve alay cahillik alâmeti,
Susmasını bilmeli, isteyen selâmeti.
***
Görkemli şatonun her bir köşesi ayrı bir âlemdi. Bir tarafta Kripto yaptıklarının mükâfatını alırken, beri tarafta sayılmayacak kadar çok insan vur patlasın, çal-oynasınlı gecenin tadını çıkarıyorlardı güya... Sarhoş olmuş bu insanlar, ne yaptıklarını bilmiyordu.
Doğan Bey, ne kadar gizlendiyse de karanlık bir köşede güzel Helen’e yakalanmaktan kurtulamadı.
- Buraya girdiğimden beri hep sizi takip ediyorum şövalyem. Hiçbir kızla ilgilenmedin. Ondan cesaret alarak yanınıza geldim. Lütfen beni arkadaşlığına kabul eder misin?
- Çok nazik ve kibarsınız matmazel.
- Siz de yakışıklı ve gururlu.
- Bir güzel tarafından beğenilmek, ha!
Doğan Bey, çaresiz, hesapta olmayan bu hayranıyla alâkadar olmak mecburiyetinde kaldı bir müddet. Kızın ikram ettiği etleri, şarap dolu kaseleri masanın üzerine koyup meyvelerden yemeğe çalıştı. Gözü arkadaşlarındaydı. Kız kendini dinleyen bir delikanlı bulmuşken anlattıkça anlattı. Yanlış yapanlara kızdığını, düşündüğü hayatı ve erkeği hâlâ bulamadığını, tanıdıklarının ise hepsinin kıymetsiz olduğunu, kiminde mantığın, kiminde hesabın, bazılarında duygu ve sevginin olmadığını sıraladı durdu, kısa zaman içinde.
- Amma da erkekle düşüp kalkmışsın. Yarın bir başka sevgiliye benim hakkımda kim bilir neler söylersin?
- Ben adam sarrafı oldum şövalyem, adam sarrafı.
Deyip şarap kadehini kafasına dikti Helen. Meşguliyetini fırsat bilen Doğan Bey, ihtiyaç giderme bahanesiyle müsaade istedi. Kalabalığın arasında kaybolurken rahat bir nefes aldı. DEVAMI YARIN

