Pek konuşmazdı Doğan. Ama keyfi yerine gelsin diye içerideki küçüklerle şakalaşmak, sıkıntılarını hafifletmek istiyordu...
Doğan Bey, hoca efendinin kaldığı yeri, kolayca buldu. Kapı kapalıydı ama çok şükür, içeriden sesler geliyordu. Tahta kapıyı tıklattı, bekledi. Daha bekledi yine tıklattı. “Ufaklıkların gürültüsünden sesimi işitmiyorlar galiba” derken aralıktan cılız bir ses duyuldu:
- Kimse yok! dedi, sustu.
- Aç ben yabancı değilim! Hey ufaklık! Size diyorum! Aç... Sen beni tanımıyor musun? Doğan amca! Doğan!
- Dedem, evde yok! Teyzemlere gitti. “Ben gelmeden kimseye kapı açma!” dedi.
- Sen bu zamana kadar hiç dışarı çıkmadın mı?
- Çıktım. Çıkılmaz mı?
- Kapıyı açmadan nasıl çıktın?
- !!!
İçerideki ufaklıkların yüksek sesle gülüşmeleri hoşuna gitmişti.
Pek böyle konuşmazdı Doğan ama keyfi yerine gelsin diye içerideki küçüklerle şakalaşmak, sıkıntılarını hafifletmek istiyordu ki “Esselâmü aleyküm evladım…” sesine dönüverdi. Gelen mübarek hocasıydı.
- Ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berakâtühü. Hocam! Ben de size gelmiştim ama…
- Hoş gelmişsin. Durma öyleyse, haydi içeri geçelim!
- !!!
Hoş beşten, hâl hatır sorulduktan sonra Doğan Bey, ihtiyar hoca efendiyi yormamak için soracaklarını hemen sorup ayrılmak istiyordu. “Hem evden de merak etmişlerdir” diye düşünüyordu.
- Efendim, uykularım kaçtı, birçok şey kafama takıldı.
- Malumunuz “Soran, dağları aşmış, sormayan düz yolda şaşmış…” derdi ecdat.
- O söz bizde de söylenir efendim. Dün akşam korkunç bir rüya gördüm.
- Hayrola Doğan Bey Kardeşim. Rüyaları hayra yormak lazım.
- Ama çok kötüydü!
- Kötü rüya olmaz! Kötü tabir olur.
- Anladım!
- Anlamana memnun oldum. Demek ki rüyalar, her şeyden evvel doğru tabir edebilenlere anlatılacak. Hele görenin onu kötüye yorması daha tehlikelidir.
- Onu da anladım! Tövbe!
- Tövbeyi her zaman, herkesin, can-ı gönülden etmesi lazım! Her şeyimiz muhtaç tövbeye! Anlattığın rüya zahiren sıkıntılı gibi görünse de aslında çok açık mesajları var!
- Nasıl Hocam?
- Müsaade et anlatayım! Baştan söyleyeyim; dünyada bir hak var bir de batıl. Bu iki zıt şey Âdem babamızdan, aleyhisselâm, beridir mücadele içinde, kıyamete kadar da bu böyle devam edecek.
- İmtihan dünyası derdiniz derslerde.
- Evet imtihan yeri burası. Bize düşen Hakkın, hakikatin yanında yer almak, küfrün ve batılın karşısında olmak! Kim çok gayret ederse, kim çok çalışırsa Allahü teâlâ zaferi ve sevinmeyi onlara nasip ediyor. Rabbim her şeyi bir sebeple yaratıyor. Muvaffak olmak için de çok çalışmak lazım, yani elden geleni yapmakla mümkün. Yakında padişah efendimiz Yıldırım Han’ımız sana bir vazife verebilir. Sakın ha ikilemeyesin! Derhal kabul et! O hortlaklar ne kadar seni toprağın altına çekmeye çalışsalar da sen de onları kulaklarından tuttuğun gibi pay-ı tahta getir! Çok gayret gösterirsen muvaffak olursun biiznillah!
- İnşaallah Hocam!
DEVAMI YARIN

