Kaydet
a- | +A

Aşır, daha bir ezildi, büzüldü. Boynunu büktü bu söylenenler karşısında. Neşeli görünmeye çalıştı. Havayı bozmak istemiyordu.

Erkara:

- Doğru… Onların hoş bir nakarat hâlinde; “Bize gel, bize katıl” iltifatları yalnızlığıma, çaresizliğime derman oldu. Günlerin, saatlerin nasıl geçtiğini anlamadım bile. Yeniden doğmuş gibiyim, dedi heyecanla...

Aşır, arkadaşının aceleciliğine, anlattıklarına gülüyordu içinden.

- Ya biz. Bizim hiçbir faydamız olmadı mı yoksa bey?

- Siz elbette ayrısınız. Canım, ciğerim ve sırdaşımsınız. Ben nerede sen de oradasın. Sabahın köründe kapını çalmam vesika olarak yetmez mi?

- !!!

- Dışarı fazla çıkmıyorum. Ya köşk, ya Gülşah’ın gidebileceği yerler. Hâl ve hareketlerimden şüphelenen aileme karşı durmadan yalan üretiyorum.

Aşır, daha bir ezildi, büzüldü. Boynunu büktü bu söylenenler karşısında. Neşeli görünmeye çalıştı. Havayı bozmak istemiyordu.

- Haklısın Erkara Bey’im!..

Demekle yetindi. Yürüdüler konuşmadan.

Âşık, kelebek gibi, arar yanan ateşi,

Ateşten kaçanların, kırılsın bütün dişi!

***

Kızıl Köşk'te hareketli bir sabah yaşanmaktaydı. Herkes erkenden kalkmış, temizlenmiş, giyinmiş, kuşanmış birilerini bekliyordu.

Dilenciler, kıyafet ve makyajlarını değiştirmişler, bakımlı birer zengin görünümünü almışlardı. Kripto, nam-ı diğer "Seyyid Vâiz İbrahim Efendi" yanına Hurufi ihtiyarı da alarak bir grup ahali ile oturmuş, el, kol hareketleriyle bir şeyler anlatıyordu.

- Beyler, efendiler. Hepimiz büyük bir imtihandayız. Fakat ben bu imtihanın öyle yakında biteceğini sanmıyorum. Sonumuz ne olacak? Ara, sıra Bursa dışına da çıkmalıyız ki görelim olup bitenleri. Maalesef oralardan gelenler de gittikçe hayatın zorlaştığını, çekilmez olduğunu söylüyor. Yarının dehşetini hatırlamak istemiyorum, zihnimi altüst ediyor. Şaşırıyorum! Bakın hele, şimdi de şaşırdım heyecanımdan! Bağışlayın beni. Ne söyleyeceğimi, ne diyeceğimi siz arifler daha iyi biliyorsunuz zaten.

- Ben de efendi hazretlerinin endişelerini anlıyorum. Hayat artık eskisi kadar kolay olmayacak, külfetsiz yaşanılabilecek gibi de değil. Akşam uzun uzadıya düşündüm. Yaşanılır bir yeri kendi ellerimizle yapmamız, azim ve gayretimizle edinmemiz lazım. Başkaları getirip “alın size arzu ettiğiniz şartlar…” deyip önümüze koyacak değiller ya! İş, bizlerde, sizlerde bitiyor. Gerisi lafügüzaf!

Diyen Hurufi ihtiyar, oradakilerin yüzlerine baktı. Dinleyenlerin, hürmetle beklemenin ötesinde bir tepki göstermediğini görünce de; “Ne demek istediğimizi anlamadılar, bu gafiller! Yeri ve zamanı gelince hepiniz de bülbül kesilirsiniz. Sizi gidi sizi…” diye hayıflandı iyice.

Severek uymak gerek, Hak ne emreder ise,

Bursa’mızda şenlik var, kadın erkek herkese!

Konuşulanlardan bihaber, kendi dünyalarında dilenci kıyafetlerini çıkarıp, ne zaman sonra zengin tüccar elbiseleri giyen Kripto’nun sadık adamları, yeni görünümlerine inanamıyor, şakalaşıp duruyorlardı.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...