Kaydet
a- | +A

O sabah bütün gazetelerin birinci sayfaları sarı-kırmızıydı...aynı heyecan televizyonların haber bültenleri ile web sitelerinde de yaşanıyordu. Galatasaray''ın Avrupa''nın en büyüğü olmasının sevinci paylaşılmaktaydı. Gazetelerin birinci sayfalarıyla televizyonların ilk haberlerini bu kulübün fotoğrafları süslüyordu Hatta Jardel adlı yabancı sporcunun bayrağımızın üstüne oturması dahi görmezden gelinmişti. GS''nin elde ettiği sonuç, bir zamanlar hayal bile edilemezdi.

Milletçe iftihar etmek hakkımızdı. Ne var ki o sabah gazeteler, televizyonlar, webler biraz da mübalağaya kaçan üslûpları yüzünden aynı zamanda ciddî bir unutkanlığa düşmüşlerdi. Galatasaray''ın gazetelerde tam sayfa, televizyonlarda saatler boyu haber yapıldığı sabah 26 Ağustos''tu...aslında hoş bir denklik olmuştu; 26 Ağustos 1071 Zaferinin akşamında inanılması zor bir rüya gerçekleşerek bu defa da sporda zafer kazanılmıştı. Buna rağmen, devlet katında, hükümet nezdinde, siyasetçi indinde, gazeteci gündeminde 26 Ağustos 1071 yer almamıştı. Üçüncü sınıf kutlamalar dışında kimse dönüp mazinin bu şanlı dönemecine bakmadı... Yüz kızartması gereken bir elim kusur. Halbuki ağustos Türkün gülen ayıdır. Bir ucunda 26 Ağustos 1071 diğer ucunda 30 Ağustos 1922... Bir ay sanki bin yıl çekmiş gibi... Bir savaş sanki bin yıl sürmüş gibi. Bir ordu, bin yıl boyunca silahını elinden bırakmamış gibi. Varsak, ayaktaysak, dünyada mekân işgal ediyorsak, hesaba katılıyorsak onu bin yıl çeken o mübarek ağustosa borçluyuz. Tersi de olabilirdi. 26 Ağustos''u kaybeden taraf biz olabilirdik. Tersi de olabilirdi. 30 Ağustos''u kaybeden biz olabilirdik... O zaman nerelerdeydik, hangi zelil hallerdeydik acaba? Bundan dolayı bir hakiki zafere de bir futbol zaferi kadar değer verilmeli. Bu şuuru geliştirecek ve pekiştirecek olanlar bellidir. Onların ihmali sosyal hafıza kaybına yol açmaktadır... Bu toprakları vatan bilenler, her iki zafere de sahip çıkmalıdır. Tarihini yok sayan yok olur. Anadolu onlarca millete mezar olmuştur. Büyük bir mânevi aşınma içindeyiz. Bize düşen haber vermek... Hepimize düşense öncekileri rahmetle yâd etmek. Onlara yakışır evlat olmaya çalışmak.