Kaydet
a- | +A

Yer kürenin diğer yanlarında da liderler ölüyor, fakat hiçbirinde şu Suriye örneğinde görüldüğü gibi şarlatanlıklar yaşanmıyor. Sokaklar, meydanlar, cenaze alayları hep abartı içinde. Sevinç zamanlarında mübalağa yapanlar, kederde de aşırıya kaçmaktalar.

İkisinde de sınır yok. Ölüm karşısında hüzünlenmemek mümkün değil. Kim ürkmez, korkmaz, üzülmez?

Elbette öyle. Lakin ölüm karşısında isyana yönelmek de caiz değil. Kimden ne soruluyor? Herkes ölecek. Böyle zamanlarda doğulu milletlerde öyle şamata yapılmakta ki sanırsınız ölümden muaf biri ölmüş de onun için göz yaşları sel olmuş akmakta. Onlar, şartlandırılırlar; diktatörün ilelebet başlarında kalacağına inanırlar. Bu bâtıl inanç tufeyli zümreler oluşturur. Bu tufeyliler, diktatörün sırtından geçinirler. İşte böyle zamanlarda sürükleyici güç, tufeylilerdir. Garipliğe bakınız ki düğünlerini 40 gün kırk gece yapanlar, ölümlerinde de 40 gün kırk gece yas tutarlar. İslamiyet''te bizatihi yasın kendisi yasak.

O ah-vahların, tepinmelerin, yırtınmaların, göğüsleri paralamaların aslına gelince... Hepsi yalan... İnsanlar neden bu yalana iltica eder? Mahalli kültür böyle, öyle görmüş, öyle yaşamış ve doğruyu o şekilde bellemişler. İslam ülkelerinde türbelere gittiğinizde sünni Müslümanların ziyaretlerini ağırbaşlılıkla yapıp çıktıklarını görürsünüz. Sessizce dualarını yapar ve giderler... Şiilerse kadını-erkeği ile eşikten türbe demirine şapırtılarla öperler. Dinimizde ölüm karşısında yas, aşırı göz yaşı, isyan denebilecek söz ve davranışlara yer yoktur. Bazı kültürlerse şirk dönemlerinden gelen âdetlerle buna riayet etmemekteler. Bu toplumlarda parayla ağlayıcı tutma alışkanlığı bugün de devam ediyor. Şam sokak ve meydanlarına taşan vaveylanın altında bu var.

Kitle psikolojisinde ferdin aşağılık tarafını görüyoruz. O aşağılık taraf, dalkavukluktur. Kitleyi yönlendiren profesyonellerin manevraları ile giden için fırtınalar koparılırken gelen de yere-göğe konulmaz. Her şey, her şey mübalağa, şamata ve insana layık olmayan halde.