Kaydet
a- | +A

Avrupa Birliği''nin samimiyetine inanmak artık o kadar zor ki... Halbuki geçen hafta Katılım Ortaklığı Belgesi ile bir bahar havası esmişti. O hava dahi kısa sürdü. Önce belgede Türkiye''yi rahatsız edecek hiçbir madde yokken sonra Kıbrıs meselesi, ana dilde yayın gibi talepler bir bir sökün etti... En berbadı da önceki gün yaşandı. AP/Avrupa Parlamentosu, Türkiye Raporu''na raporu hazırlayan parlamenterin muhalefetine rağmen bir metnin ilavesini kabul etti. Bu metin, sözde tavsiye niteliğindeydi ama esasda Türkiye''yi büyük sıkıntıya sokuyor. Tehdit gibi tavsiye, iki temele dayanıyor. Birincisi malûm iddia; Türkiye, Ermeni soykırımını resmen tanımalı. İkincisi de Ermeni asıllı vatandaşlarına iyi davranma isteği. Bu tavsiye değil. Hatta tehdit de değil. Bir nefret vesikası. Her iki isteğin de gerçekle alâkası yok. Soykırım yalanken buna bir de bugünkü Ermeniler iliştiriliyor. Hangi Ermeni neden mahrum? Seyahat, ibadet, ticaret, seçme, seçilme...ne gibi hakları Müslüman unsurdan eksik? Büyük şehirlerimizin en pahalı semtlerinde azınlıklar yaşıyor. Belli ki Türkiye aleyhine bir şantaj planı uygulanmakta. Ermeni meselesi önce ABD eyaletlerinde kaşındı. İddia, bir kısmında kabul de gördü. Sonra Amerikan parlamentosuna sevk edilmek istendi. Fakat Türkiye''nin o günlerde iyi çalışıp, şiddetle karşı çıkması ile buna imkân bulamadılar. Nedense aynı kararlılık Fransa''da gösterilemedi. Fransız Senatosu 8 kasımda Ermeni soykırım iddialarını sahih kabul etti. Fransızlar, bunun bir değeri olmadığı, tatbik mevkiine konmayacağı gibi avuntu sözlerle Ankara''yı teselli ettilerse de AP''nin fevkalade tehlikeli bu kararı almasına en büyük dayanak veya emsal Fransız Senatosu oldu. Yaşasın tarihî Türk-Fransız dostluğu. Sanki Adana, Antep, Maraş ve Suriye''yi Kızıl derililer işgal etmişti.

Geçen haftalarda AP Dış İlişkiler Komisyonunda Kıbrıs''ın karar tasarısına derci ile Türkiye, ilk yarayı aldı. Buna göre Türk askeri KKTC''de veya onların söyleyişi ile Kuzey Kıbrıs''ta işgalci olarak takdim ediliyor ve çekilmesi şartı getiriliyordu. Ermeni meselesi de ikinci yara oldu. Biz yara diyorsak da siz darbe veya daha başka bir şey diyebilirsiniz... AB kendisi istemese Ermeni-Yunan oyununa gelmez. Artık maske düşmüştür. Hakîkî niyetler belli. Türkiye, Avrupa Birliği''ne girmek istedikçe onlar bizi uzaklaştırmak için her gün bir başka hileye başvuruyorlar. AB''ye istenmediğimiz gibi kafalarının arkasında daha başka maksatlar da var. Bütün bu art niyetleri topladığınızda karşınıza Sevr çıkıyor. Batı, Türkiye''yi reddediyor. Belki parçalara böldükten sonra AB''ye alabilirler. Bugünkü topraklarımız üzerinde kurulacak üç-beş veya daha fazla devleti hep birden -hem de sevinerek- kabul ederler.. Dışişlerimize düşen bileğinin hakkıyla mücadeledir. Niçin şöyle sormuyorlar? -Milyonlarca km2''den bir avuç Anadolu''ya düştük!... Hâlâ doymadınız mı? Bunu soramazsanız, işte böyle üstünüze gelirler. Büyük güçler, küçük güçleri üstünüze salarlar. İtibarsız AB üyeliğindense şahsiyetli devlet olmak daha iyidir. İnsan hakları, şu-bu, çerez. Hedef, Sevr...