AGİT, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği zirvesi bugün başlıyor.
Dünya liderleri Türkiye''de. İstanbul, bir kere daha dünya başkenti... HABİTAT Vadisi, şimdi de AGİT Vadisi. Bu vadinin mekânları, Çırağan Sarayı, Müşir Fuat Paşa Yalısı, Lütfî Kırdar Kongre Salonu ve bazı beş yıldızlı oteller. HABİTAT''ta olduğu gibi Vadi, şimdi de ayrı bir usulle yönetilmekte. Her birimizde Türkçe İngilizce kartlar var. Bu kartlarla gezebiliyor, Vadinin arabaları ile gideceğimiz yere varabiliyoruz. Vadinin mekânlarında devlet ve hükûmet adamları konuşacaklar. Konuşma dilleri, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca ve Rusça. Türkçe? Türkiye''de yapılan bir konferasta Türkçe yok. Türkçe''ye beynelmilel kimlik tanınmamış. Acaba, İtalyanca konuşan ulus mu fazla, Türkçe konuşan ülkeler mi daha çok? Aynı sual, İspanyolca için de geçerli.Türkçe''nin maruz kaldığı ikinci sınıf muamele son derecede üzücüdür. Lisanına hürmet etmeyen milletlerin paraları da yedi sıfırlı olur. Vadinin tarihi, turistik görkemli binalarının ışıltılı, göz kamaştırıcı salonlarında yukarıdaki dillerle nutuklar çekilecek, teklifler, tenkidler yapılacak. Bu sırada havadan karadan denizden emniyet tedbirleri alınıyor. 25 bin polis, 8 bin jandarma sırf Türkiye''den görevli. Nutuklar, tenkidler, teklifler, projeler, insan hakları, fikir hürriyeti, sansürsüz yazabilme, alt kültürlerin kendilerini ifade edebilmesi, işkence, uyuşturucu, terörizim, güvenlik, işbirliği, silahların azaltılması, Kıbrıs, Çeçenistan, Kuzey Irak, GAP, gibi konularla alakalı olacak. Bunlar konuşulabilmeli. İnsanlar konuşa konuşa anlaşır... Şimdilerde bu konuşmanın adı, "diyalog." Diyalog, insanlığın bir asrı geride bırakırken önemini keşfettiği dostluk köprüsünün adı. Her şey, masaya oturana kadar. Müzakereler bir masanın etrafında cereyan ediyor. Lisanın olanca kuddreti ile masadan zaferle kalkılmak isteniyor. 19 ve 20. yüzyılın Savaşları, yalnızca cephelerde olmadı. Cephe mücadelesini, masa savaşları takip etti. Biz çok zaman ve mesela Lozan''da olduğu gibi masadan haylice ziyanla kalktık. Umarız, memleketimizde yapılan bu zirveden kazançlı çıkalım. Diplomasiyi, onun dilini ve kurallarını bilen elemanlarımız dünden daha ziyade. Onun için ümidliyiz. Kıbrıs''tan yana endişemiz yok. KKTC''nin Rauf Denktaş gibi bir yiğit evladı var. Muhterem Denktaş varken, Kıbrıs''tan kaybımız olmaz. Zirve''nin en mühim mes''elelerinden biri Çeçenistan''dır. Bir millet, ağır kış şartları altında soykırıma uğramakta. Dün, Boris Yeltsin İstanbul yolunda iken dahi Rus uçakları, nisbet yaparcasına Çeçenistan''ı bombalıyordu. Yeltsin, önceden kararlaştırılıp programa dahil edildiği halde dün, basın toplantısına cesaret edemedi. Türkiye, ne yazık ki Çeçen mes''elesine yanlış bir değerlendirme getirdiği için krizin hallinde olanca ümid ABD''de. Oysa gelecek yüzyılın iddialı devleti olmaya soyunan Türkiye''nin ümid olmasa da ümid vaad etmesi lazımdı. Dilde kaybederse, stratejide kaybederse, bütçede kaybederse böyle bir devlet, yarın hangi gücü ile söz sahibi olur. Bu yüzden artık şu şanssız "Çeçenistan Rusya''nın iç mes''elesidir" lafı edilmesin. Hiçbir Türk yetkilinin ağzından bu sözler dökülmesin. Bu söz halkta nefret uyandırmaktadır. Eğer, Çeçenistan Rusya''nın iç mes''elesi ise İstanbul''da yapılan AGİT Zirvesinde neden konuşulur? Böyle diyenler, bir zamanlar da SSCB''nin yıkılışına inanamamışlardı. "Ama Kızıl ordu var" itirazını ileri sürmekteydiler.
Bizimkilerde sadece güleryüz ve munislik değil, cesaret de noksan. Bu sebeple Bill Clinton, cana yakın bulundu. Eğer, zirve, Çeçenistan''daki Rus zulmünü ortadan kaldırmayacacaksa, yenilip-içilen, hoşça konuşulup, hoşça vakit geçirilen bir toplantıdan öteye geçemez. Devlet adamlarımıza, hükûmet erkânına, diplomatlarımıza uyku haramdır. İstanbul Şartı''nı siz yönlendirmeli, siz şekillendirmelisiniz. "Kelebek gibi uçup, arı gibi sokarak..." Türkiye, gerinen bir dev gibi yarınlara hazırlanmakta. Eğer siz korkuyorsanız, lütfen gençlere yol veriniz. Siz olmasanız bu devlet batmaz.

