Kaydet
a- | +A

Sevilen simalar, sevdiklerini boynu bükük bırakarak bir bir sonsuzluk dünyasına göçüyorlar. Toplum, önce Ali Gaffar Okkan''la sarsıldı. Bütün Türkiye ağladı O''na. Sonra bir gönül büyüğü Mahmud Esad Coşan Hocaefendi, ilâhi davetle kanatlandı. Üzüntü kuşağı bir ekvator gibi tâ Avustralya''dan buraya yer küresini sardı.

Emniyet mensupları ve mutasavvıfları müteakiben sırada basın dünyası vardı.

Çocukluğumuzun güzel isimli spor yazarı İslam Çupi de yoruldu bu dünyadan.

Ve; Ahmet Kabaklı....

Dün de O''nun şeb''i aruzuydu....

Şeyh''ül Muharririn Ahmet Kabaklı''yı okuma dünyasına gözümüzü açtığımızdan beri takip ediyorduk. İlk defa Adana''daki bir konferansında görüp dinledik, 1971 olmalı. Tanışmamızsa seneler sonra oldu. O dönemde Yeşilay Cemiyeti binasında bulunan Türk Edebiyatı Vakfı''nda elini öptük. Tercüman gazetesinde yazıyordu. Komünizmin Türkiye''yi teslim almak için dört koldan saldırdığı bir hengamede, bazı zenginler, İngiltere ve Amerika''da yer satın alarak memleketi terk ederken Kabaklı Hoca, kelle koltukta mücadele veren nadir insanlardandı.

Birçok yer susmuşken Harput Beyi''nin kalesinden ateş devam etmekteydi.

Daha sonra Türkiye gazetesine geçti.

Sütun komşusu olma şerefine nail olduk...

Ahmet Kabaklı, şüphesiz ki kitap hacmiyle anlatılacak bir dolu hayat. Geçen asrın ilk çeyreği biterken Harput''ta başlayan meşakkatli ömür, nihayet dün İstanbul''da noktalandı. Ameliyatla bir kat daha saflaşan bir kalb, dakik bir saat gibi 14.00''te durdu.

Kabaklı merhum, dürüst bir insandı. İstikamet sahibiydi. Hatır için hakîkatten şaşmadı. Daima inandığını konuştu ve yazdı.

Türkçe''ye, Türkiye''ye ve Türk insanına aşkla bağlıydı.

Hep bir Harput hasretlisi olarak yaşadı.

Zarif insandı.

Mücadeleci, gözüpek fakat çelebi meşrep bir kalem. O kalem, kültür ve edebiyatımıza kalıcı eserler kazandırdı. "Türk Edebiyatı" 5 cildlik abidevi bir külliyattır.

Sohbetten aldığı hazzı belki hiçbir şeyde duymazdı.

Enver Ören Bey''e dediğinin tarihe geçmesi lazım:

-Başkası konuşurken bir ân evvel bitsin isterim, siz konuşurken içimden bitmese diye dua ediyorum.

Bu iştiyakın şahîdiyiz. Zaten son buluşmamız da İhlas Holding''in merkez binadaki bir yemeğindeydi.

Sohbet düşkünlüğünden dolayı Türk Edebiyatı Vakfı''nda bilafasıla her Çarşamba sohbet toplantıları tertiplerdi. Bu güzellik on seneler sürdü. O mübarek mekânda bizim de "Çağdaş İnsanda Vefa Hissi" diye söze satır başı yaptığımız halleşme, hasta yatağındaki emirleri icabıydı.

Önce Meşkure hanım girdi ahiret kapısından şimdi de O.

Müsterih olma hakkıdır.

Bir kalem, bir ömür hep Allah için yazdı.

Mehmet Sağlam''ın Milli Eğitim Bakanlığı''nda ismi Çapa Öğretmen Okulu''na verilmişti. Ne yazık ki 28 Şubat rejimi iş başına gelir gelmez, "Ahmet Kabaklı" adını oradan kaldırdılar. Bugünkü Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu hiç değilse bir hayırlı işe imza atsın. Kazanılmış hak iade edilmeli. Zerrece vefa kırıntısı kalmışsa yıllar boyu eğitim için ter döken bir değerli şahsa bu kadirşinaslık gösterilir.

Bu vefata bizler üzülüyoruz. Yeri gerçekten zor doldurulur... Ama, ruhlar âleminde de sevinçler yaşanıyor olabilir. Yahya Kemal, Necip Fazıl, Ahmet Arvasi, Ayhan Songar, Ahmet Kabaklı; bu eski dostlar, şimdi bitmez bir sohbetin tarifsiz lezzetini yaşıyor olabilirler.

Kendi sevgisi ile hayat sürenleri herhalde Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselam- bizzat karşılıyordur.

İnşallah öyledir.

Ömrü, mutlu sonla bitirenlere ne mutlu.