Kaydet
a- | +A

Evvela Katılım Ortaklığı Belgesine bakalım... * İfade hürriyeti için yasal ve anayasal teminatlar güçlendirilecektir. * İşkencenin önlenmesi maksadıyla tedbirler alınacaktır. * İdam cezaları infaz edilmeyecek ve bu ceza kaldırılacaktır. * Güneydoğu''nun durumu iyileştirilecektir. * Türk vatandaşlarına ana dillerinde radyo-televizyon yayını yapmalarına izin verilecektir. * Kamu harcamaları kontrol edilerek enflasyonun düşürülmesi yönündeki siyasete devam edilecektir. * Mali sektörde reform devam edecektir. * Tarım alanında reforma gidilecektir. * Özelleştirme sürecektir. * Din, dil, ırk, cinsiyet farkı ve her hangi bir ayrımcılık yapmadan bütün insan haklarıyla temel haklardan istifade garanti altına alınacaktır. * Cezaevleri şartları BM standartlarına çıkartılacaktır. * MGK''nın anayasal rolü AB''deki uygulamayla bağlantılı olarak danışma kuruluna dönüştürülecektir. * Güneydoğuda OHAL uygulaması kaldırılacaktır. * Kökenlerine bakılmaksızın bütün vatandaşların kültürel hakları teminat altına alınacak, eğitim hakları dahil bütün alanlarda bu haklardan yararlanmayı engelleyen düzenlemeler kaldırılacaktır. İşte en anlaşılır biçimi ile Avrupa Birliği''ne Katılım Ortaklık Belgesi. Dün Türk basın-yayın organlarının her biri belgeyi kendisinin ele geçirdiğini iddia ederek okuyucu veya seyircisine sunuyordu. KOB önceki gün tamamlanarak komisyon üyelerine gönderilmişti. Belli ki bizimkiler, dostlarından ele geçirmişler. Veya bu vesika resmen açıklanmadan bilhassa sızdırılarak Türk kamuoyunun tepkisi ölçülmek istenmiştir. Bugün de açıklanmış bulunuyor. Belgenin ılımlı olduğu kabul edilebilir. En önemli taraflarından biri azınlık kavram ve ismine yer vermemesi. Herhalde Türkçe''nin yanı sıra ikinci bir dil şartı getirilmiyor. Nitekim Türkiye, ilgili maddeyi özel kurs şeklinde anlıyor. Bunu bir adım daha öteye taşıyarak özel okul diye de kabullenebilirsiniz. Ama Türkçe''nin yanına ikinci bir resmi dil mümkün değildir. Bu Türk tarihi boyunca hiçbir devrede görülmemiştir. Belgenin en dikkat çekici taraflarından biri Türk vatandaşlarının hiçbir din, dil, ırk farkı gözetilmeden temel haklar başta olmak üzere bütün insan haklarından istifade etmelerini öngören paragrafıdır. Böylece bugün üniversite önlerinde devlet dairelerinde yaşanan bir çok mesele o gün kendiliğinden ortadan kalkmış olacaktır. Bunun gibi MGK''nın bugünkü konumundan çıkarak istişari bir hey''ete dönüşmesi de büyük bir değişim olur. Böylece sivilleşme de en yumuşak şekilde cereyan eder. AB Türkiye''nin bunlardan bazılarını 2001 yılı sonuna kadar bazılarını ise daha da uzun vadede gerçekleştirmesini bekliyor. Türkiye, en geç 2004''de AB''ye tam üye olmak istediğine göre en ağır madde bile bu tarihe kalmadan hayata geçmek zorunda.

Hakîkaten tarihi günler yaşıyoruz. Bir zamanlar AB''yi Hırıstiyan kulübü gibi görenler bugün ona can simidi gibi sarılmış vaziyette. Bir zamanlar ilericiliğin en ileri sebebi sayanlar ona soğuk ve mesafeliler. İşin tuhaf tarafı. Haberin Yunanistan''la kıyaslanarak kullanılması. Gerçi komşumuz da rahat durmuyor. Acı olansa bir kısım vatandaşların AB''yi sığınılacak liman olarak görmeleri. Kabahat onlarda değil. Bu sonucu hazırlayanlarda. Eğer yarın bir takım iyileştirmeler yapılacaksa bu neden bugünden değil? Zaten bundan böyle ciddi bir süreç başlıyor. AB, onur kırıcı davranmamıştır. Bu belge Türkiye''yi kabul etmek istediklerinin samimi göstergesidir. Bundan böyle bize düşen mevzuatımıza ve kendimize çeki düzen vermektir. AB''ye katılmak artık hayal değil.