Deniz Baykal, CHP genel başkanı iken bir buçuk yıl önce istifa ederek aktif siyasetten koptu. Çünkü partisi barajı aşamamıştı. CHP ilk defa meclis dışında kalıyordu. Altan Öymen, CHP genel başkanı oldu. Öymen, başyazarlık da dahil gazeteciliğin değişik kollarında faaliyet göstermiş bir entellektüel. Sevilen bir insan. Bu sevgiden dolayı samimiyetle "ağabey" diye anılıyor. "Baba"sı, "ağabey"i, "bacı"sı olan tek milletiz. Bir anamız yok. O, yaşadıklarından dolayı ağlaya ağlaya öldü. Altan Öymen, yumuşak, efendi ve zarif bir kişiliğe sahip. Bunlar bir lider için lazım olan şartlar. Ancak; yetmiyor, daha başka şartlar da var.
CHP, kaptan değiştirmesine rağmen partide sular durulmadı. En fazla hizip, Türkiye''nin bu en eski partisinde. Her hizip ayrı bir varlık. Onlar bir türlü aynı potada yoğrulamıyor. Sayın Öymen, ülke gerçek ve değerlerine ters düşmeden gemisini yürütmeye çalıştı. Fakat sükûnet bir türlü sağlanamayınca olağanüstü kongreye gitti. Şimdi bu kongrede birkaç aday varsa da esas yarışacak olan eski genel başkanla mevcut genel başkandır. Deniz Baykal ve Altan Öymen. Olağanüstü kongre kararı alınana kadar Baykal, kendini adeta setr etmişti. Hiçbir yerde görünmüyordu. Evine kapandığını ailesi ile olduğunu ve bu münzevî dönemde bolca okuduğunu söylüyor. Belli ki faydası olmuş. Baykal''dan İslamiyet''e, inanç hürriyetine hürmet kabilinden düşünceler dinliyoruz. O''ndan "ikra" benzeri sözler işiten bazı "laikçi"ler şaşırdıklarından kendisini inceden inceye alaya almaya başladılar. Halbuki bunlar, bir halkçının halkı ile gönül köprüsü kurma teşebbüsleridir. Burası Müslümanların yaşadığı bir memleket. O memlekette yönetime talip bir partinin halkı ile kucaklaşmasından onun inanç yönünde aldığı yaraları iyileştirmek için çabalar sarf etmekten daha akılcı ne olabilir? Herkes kökten dinci değil ya!.. Zaten bu tabirin kendisi bizzat dine aykırı. Ne yaparsınız ki aramızda din adına da laiklik adına da ahkâm kesen yobazlar yaşamakta. Hırçınlaşma da esasında onların arasında. Sayın Baykal''ın inziva günlerinde kendini, vicdanını, inancını, hayatını sorgulayarak eksik ve yanlışlarını tesbit edip bunu kitlelerle paylaşması fevkalade isabetlidir. Ne yapmalıydı acaba? Hâlâ ''40''lı yıllarda mı kalmalıydı?
Baykal, rakipleri ile kıyaslandığında tecrübe, hitabet, polemik kabiliyeti açısından daha üstün. Zekâ kıvraklığı bakımından da öyle. Ayrıca güler yüzlülüğü de bir avantaj.
Kısacası Deniz Baykal siyasetçidir.
Siyaseti, meslek olarak seçmiş, hep o yolda yürümüştür. Deniz Baykal, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit''lerle çekişe çekişe bu günlere geldi.
Bir dönem kaybetmesi ile harcanamaz. Bir sürçmekle atın boynu vurulmaz.
Partisi meclis dışında kalan tek lider Deniz Baykal değildir. Bu hadise ne ilktir ne de son. Kısa bir süre önce MHP de meclis dışındaydı. Üstelik Baykal mağlubiyetin bedelini istifa ederek ödemiştir. Koltuğuna yapışabilirdi de. Öymen, yazarlığa, Baykal siyasete daha çok yakışıyor..

