Sevinçte de kederde de itidal üzre olmak lazım. Ne sevinçli bir olay karşısında taşkınlık. Ne kederler önünde yıkılıp yok olmak. Bunlar, hayatın renkleri. Kışla-bahar, gece ile gündüz gibi... Sevinç her şey değildir, keder de her şeyin bittiği anlamına gelmez. Dünya döner ve zaman karşımıza nice beklenmedik sürprizleri çıkartır. Seneler evvelinde bir hadise nakletmişlerdi: Bir karı-koca bir eve yatılı misafir olurlar. Ev sahip ve sahibesi misafirleri etrafında pervane. Onları memnun etmek için ne lazımsa yaparlar. Ertesi sabah misafirler, gördüklerinden razı, vedalaşarak ayrılırlar. Meğerse o hanede misafir kalınan gün, evin oğlunun cenazesi çıkmıştır.. Karı-koca, bu dudak ısırtan gerçeği birkaç gün sonra öğrenirler. Bir masal okuduğunuzu sanmayınız; 20-25 yıl önceki Türkiye''de aynen cereyan etmiş bir vak''ayı dile getirdik... GS Spor Kulubü, UEFA kupasını kazandı. Kulüp mensuplarının da, taraftarların da herkesin de sevinmeye hakkı var. Öyle de yaptık. Bütün Türkiye sevindi, yüzler güldü, bayram havası yaşandı. Ama, maatteessüf bir takım taşkın adamlar, altı aileyi kedere boğdular. Kimin attığı belirsiz kurşunlarla biri bebek altı vatandaşımız hayatından oldu. Tetiği çeken eller belli olmadığı gibi, vuranlar da muhakkak ki adam öldürdüklerinden gafiller.
Sevincin çılgınlığa dönüşmesi ile birlikte sokaklarda mermiler yakılmaya başlandı. İnsanlar, pencere önlerinden, balkonlardan içeri kaçıştılar.
Buna rağmen altı kişi hayatını kaybetti. Hiçbir kupa bir insanın serçe parmağı değerinde değildir. -Ne o kupa alınsaydı, ne de o insanlar ölseydi!... Böyle mi düşünmeli? Hayır!.. Hem kupa alınmalı, hem onlar ölmemeliydi. Sevinç sarhoşluğu, altı canın ölümünü sıradanlaştırdı. Kimse üzerinde durmadı. Kaza kabul edilip geçildi.
Altı insan az mıdır? Ateş düştüğü yeri yakar. GS''nin zaferi, şimdi ölen o bebeğin, gençlerin, o insanların anne-babalarının, hısım akrabalarının acılarını dindirebilir mi? Elem içindeki o aileleri kim teselli edecek? GS''ye madalya, GS''ye nakdi destek.
Ya çocuğunu, kardeşini, torununu kaybedenlere? GS elbette suçlanamaz. Ancak sarı-kırmızılı takım yöneticilerinin o acılı ailelere taziyeye gitmeleri gerekmez mi? İçişleri Bakanı o kapıları çalmalıdır. Bu cinayetlerin olduğu şehirlerin emniyet müdürleri, o ebeveynlerden özür dilemelidir. Devletin de tazminat ödemesi gerekir. Bir sevinçteki ölçüsüzlük sebepsiz ölümlere yol açtı. İşin kötüsü o ölümler, kimsenin umurunda değil. Şamata içinde kaybolup gittiler. Olmaz. Bu yapılmamalı. Cemiyet, GS''nin bu büyük başarısını paylaştığı gibi kim vurduya gidenlerden geriye kalanlara da sahip çıkmalıdır. Herkes GS''yi görüyor. Herkes, hayranlıklar içinde O''nu alkışlıyor. Bir de kederli aileler var. Onları kim görecek, onların göz yaşlarını kim silecek?

