Kaydet
a- | +A

Bugün, kutsal ramazan ayının birinci günü. Bugünle birlikte recep ve şaban aylarını bitirip zamanların en güzeline girmiş oluyoruz. Bu ay oruçlu olacağız. Bazı mü''minler normal şartlarda oruçlarını tutucaklar, bazı mü''minlerse zorluklar altında. Zorluklar altında ramazanı karşılayıp oruç tutacakların başında Çeçenistan Müslümanları geliyor. Osmanlı''nın deyişi ile Moskof''un huyudur; hemen her ramazanda bir İslam milletine hayatı zehir eder. Sıra, bu ramazanda Çeçenlerde... Daha evvel Afganlardaydı.

Eğer, Grozni surlarını aşabilirlerse Rus askerleri, Kars hududuna dayanacaklar. Bunu Ankara''nın politika işportacıları göremedi. Moskova''nın Çeçenistan''a taarruzunu yüzleri kızarmadan Rusya''nın iç mes''elesi saydılar. Şimdiyse Bill Clinton kadar olsun seslerini yükseltemiyorlar. Cesaretten böylesine nasipsizlik hayret verici. Evet, bir mubarek, muazzez ve mukaddes aya daha giriyoruz. O, zamanların en güzeli. Ne var ki güzel ay, depremzedede ayrı bir hüzün vesilesi, harp mağdurunda ayrı, YÖK mazlumunda ayrı...

Kimsenin kimseden haberi yok.

Herkes, bir şeffaf fanus içinde diğerinden binlerce metre uzakta. Yalnızlıkların en çekilmezi kalabalıkların arasında yaşananı olmalı. Bir güzel ay, bir kutsal ay, sevabı bol bir ay, affı çok bir ay geldi. Olur olmaz zamanlarda "ah nerede o eski günler?" demek çok da haklı değildir. Bununla birlikte şimdi burada "nerede o eski sevinçler?" demeden edemiyoruz. Eskiden ramazan ayları, günler öncesinde başlayan hazırlıklar ve yüzlerden okunan sevinçlerle karşılanırdı. O bir yenilenme, yunup-yıkanma seheri olarak bilinir; Sevgili Peygamberimiz''e -aleyhisselam- yüce Allah''a yakınlık vesilesi, yakınlaşma fırsatı sayılırdı. Ramazanları böyle bilen, vakti bu gözle görüp, bu hassasiyetlerle yaşayanlar ya azaldı ya kalmadı. Nasıl kalabilir? Müşterek değerler, ortak kültür yitip gitti... "Selamı yayınız", beşeriyete ayların en güzelini armağan eden en mükemmel dînîn buyruğudur. Selam ki iki mü''min karşılaştığında birbirine yaptığı en makbul duadır. Selamlaşma, insan olmanın gereği. İnsanı öbür mahlûkattan ayıran faikiyetlerden biridir. Kültürler içinde farklı biçimlerde verilip alınır. Bizde "selamunaleyküm" denir, "merhaba" denir, "günaydın" denir," iyi günler" denir, "hayırlı günler" denir. Zamanın sabah akşam, gece olmasına göre de selamlaşma değişir. Selamlaşma yaygınlaşmıyor; aksine terk ediliyor... Apartman hayatında en fazla yakınılan konuların başında bu gelirdi. Merdivende, asansörde, kapıda karşılaşan en yakın komşular, küs gibi birbirlerine sırtlarını dönüp tek kelam etmeden uzaklaşıp giderlerdi. Bu kötü alışkanlık, ne yazık ki halen de devam etmekte. Halbuki dünyanın diğer kentlerinde ilk defa karşılaştığınız biri aynı lisanı konuşmasanız bile "günaydın" der, hiçbir şey olmasa tebessümle selamlar. Bu çirkin hal, yalnızca apartman hayatında kalmadı. O edilgenlik iş yerlerine de sıçradı. Devâsâ holding binaları. Süzülerek inip çıkan asansörler. Merrmer merdivenler. Çalışanların rahatı için olanca konfor fakat selamsız bir hayat. Sabah; katınıza çıkacaksınız. Sizden sonra asansöre binenler oluyor. Sıhhatli, boylu poslu, iyi yiyimli, iyi giyimli 30 yaş civarı gençler. Her biri de sözleşmiş gibi asansöre binerken kafasını eğerek giriyor yüzünü duvara çevirerek ineceği kata kadar öylece kalıyor. Ne bir selam, ne merhaba, ne iyi günler... Ayrılırken de ne "hoşçakalınız" ne "Allahaısmarladık" vs.. Bunun bir adım sonrası cenazesi olan insana " o, senin problemin" demektir. Bir millette, bir cemiyette, bir şirkette selamlaşma kalkmışsa orada durup düşünmek lazım. Teşekkür etmeyi bilmiyorduk... Artık selamlaşmayı da bilmiyoruz. Selam vermeyi dahi öğretemeyen eğitim sisiteminin adı ister laik, ister modern, ister 8 yıl olsun, isterse 11 yıl ne değişir?

Yabancı lisan bilip selamı hatırlamayan nesillerle de bir yere varılamaz. Çünkü kalpler sadece borsa kâğıtları ile meşgul. Oysa selam dolarla alınıp verilmiyor. Onun için ramazan ayının gelmesi ile sevinçliyiz. Belki O''nun kudsiyeti ile birazcık olsun kendimize geliriz.

"Hoşgeldin ya şehr-i ramazan!" Bize insanlığımız ve İslamlığımızı öğret, bize merhameti, bize selamı hatırlat.

Selamı unutursak, bayramlaşmayı da unuturuz. Selamunaleyküm...