Çok geç kalınmış olsa da bu zirve yerinde oldu. Piyasaların psikolojik bile olsa rahatladığı kanaatindeyiz. Bugün Ankara''da ortak hükümetin liderleri ile Türk ekonomisini çekip çevirenlerin sözcüleri yüz yüze gelecekler.
İşçi, çiftçi, esnaf, tüccar, işveren... herkes orada. Tek tek saymaya gerek yok. Sadece memur ve emekli temsilcileri mevcut değil. Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz şikâyetlerle çözüm tekliflerini aldıktan sonra ilgili bakan ve bürokratlarla bir değerlendirme toplantısı yapacaklarmış. Haftaya da sıkıntıları rahatlatacak Bakanlar Kurulu kararları gelecekmiş. Konuya ilişkin kabine faaliyetini Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz yürütüyor. Üçlünün ölçüsü şu: "Ekonomik yükün adil paylaşılması." Dikkat ettikleri de şöyle: "Ekonomik programın sulandırılmaması". Şimdi nasıl sormazsınız? Madem bu iş böylesine kolaydı, neden bu kadar beklediniz? Mutlaka... iflasların, intiharların, boşanmaların olması mı gerekiyordu? İşsiz sayısının ordulaşması şart mıydı? Babaların akşamları eve moralsiz, parasız, keyifsiz dönmesi mi lazımdı? Ne beklendi? Bankaların itibar kaybı mı, şirketlerin kitleler halinde eleman çıkartması mı, her tarafın yangın yerine dönmesi mi, ne beklendi? Neden bu kadar duruldu. Program sulandırılmayacakmış, buna müsaade edilmeyecekmiş. Eğer vatandaşın faydasınaysa varsın sulansın. Hiçbir program, hiçbir hükümet kararı insandan daha aziz değil. Bu sonuç bir ağır ihmaldir. Trafikte bile tedbirsizlik ve dikkatsizlikle ölüme sebebiyet verenler yaptıklarının bedelini ödüyorlar. Peki bu kadar zavallı canına kıydı, bir o kadar aile dağıldı, sayısız iş yeri kapandı, hadsiz miktarda iflas var, sinirleri bozulup hasta olanları hesap etmek mümkün değil. Ülke fakirleşti. IMF ekonomiyi teslim aldı. Kapitülasyonlar hortladı. O zaman bu iktidar neredeydi? Sütsüz kalan bebekler ağlarken onlar nasıl o feryatları duymuyor, anaların gözyaşlarını, babaların kırık kalbini fark edemiyorlardı.
Aksine her şey güllük gülistanlık gösterildi. Dehşeti daha yeni ucundan kıyısından yazanlar da suçlu. Onlar da bu neticeye ortaklar. Sadece mağdurlar değil ellerindeki kalemler de yarın onlardan dâvâcı olacaklar. Hükümet, feryatları dikkatle, özenle, can kulağı ile dinlemelidir. Lider, çaresizlikten çare çıkartan insandır.
Bari halk zirvesi dedikleri bu toplantı bir derde deva olmalı. Herkes haftayı bekliyor. Dağ fare doğurmamalı. Ümidler kırılmamalı. O zaman her şey biter. Olacakların da kimse önüne geçemez. Böyle bir şeye meydan vermemeli. Başlayan iyimserlik daha da geliştirilmeli. Sıkıntıları ortadan kaldıracak sadra şifa tedbirler alınmalı. Sonra da... Evet sonra da tez zamanda hakeme gitmeli.

