İftarların evlerden yıldızlı oteller, büyük aşevleri ve çadırlara taşınarak sosyal etkinlik kazanması Turgut Özal''ın getirdiği yeniliklerdendir. Oruç ayı böylece barışçı hedefine biraz daha yaklaşıyor. Ramazan iftarlarına kadını-erkeği, açığı kapalısı, niyetlisi-niyetsizi her mü''min iştirak etmekte. Bu iştirakin sosyal boyutu bir gün ayrıca incelenebilir. Bazen binlerce insan, aynı gün aynı saat ve mekânda aynı sofra etrafında toplanarak karınlarını doyuruyor, yemekten sonra nimetlerinden dolayı huşu içinde yüce Allah''a hamd ediyorlar. Birbirini tanısın, tanımasın herkes karşısındakine "Allah kabul etsin" temennisinde bulunuyor.
Her ne kadar bu iftarlar sebebi ile bazı hanımlar, beylerini, oğullarını doğru-düzgün göremese de o iftarların müstesna güzelliği karşısında onlar da memnunlar. Son yılların gözden kaçmaması gereken önemli yakınlaşma olaylarından biri de bu iftarlardır. Mübarek ramazan ayının feyz ve bereketi ile başka zaman, buluşması nerede ise imkânsız olanlar bile kendilerini aynı duygular içinde iftar ediyor bulmaktalar. Böylece soğukluklar ortadan kalkıyor, yakınlaşmalar, yeni dostluklar, kuruluyor. Bir yandan iftar edip, bir yandan konuşan "yabancılar" hatalarını tashih fırsatı buluyorlar. Ramazan ayı oniki aydan biridir. Ondaki tesirler, cemiyeti en azından bu nisbette yönlendirir. Rolünü görmezden gelmek mümkün değil...
İftarın gündelik hayattaki rolünü en nihayet CHP de keşfetti. Dünkü Hürriyet''in manşeti buna ayrılmıştı. Birinci sayfada "CHP''nin iftar devrimi" başlığını kullanan gazete, haberi işlediği devam sayfasında "CHP''de din harekâtı" diyordu. Bu başlığın altındaki spotsa tafsilata giriyor "CHP yönetimi, ''ilk kez resmen'' toplu iftar yemeğine katıldı. CHP yeni çizgisiyle laiklik anlayışını ''dinsizlik'' olarak değerlendirenlere fırsat vermemeyi hedefliyor." Haberin ilk paragrafı tamamı hakkında kâfi kanaat verecek mahiyette: CHP yönetimi "tavizsiz laiklik" politikasını yumuşatarak ''vitrin'' değiştiriyor. CHP ilk kez Genel Başkan, Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi''nden oluşan üst düzey bir hey''etle toplu halde iftara katıldı. Bir partimizin iftar davetine icabet etmesinden daha tabiî bir şey olamaz. Ancak, CHP''nin "Allah" demekten dahi sakınan idareciler devrinden geldiği düşünülünce gayet sıradan ve beşinci sayfada tek sütunluk olması gereken haber, "CHP''nin iftar devrimi" ve "CHP''de din harekâtı" cümleleri ile ilân ediliyor. Aslında bugün gelinen uzlaşma ortamı itibari ile gayet sıradan bir davranış. Bir belediye depremzedelere iftar veriyor, CHP''liler de buna gidiyor. Haberin de yardımı ile hadisenin yorumu şu: Laikliğin olumsuz bir biçimde kullanıldığını ifade eden CHP yöneticileri "niçin kaybettik?" sorusuna cevap ararken toplumla kucaklaşmak için buldukları formüllerden biri olan bu iftar yemekleri ile mütedeyyin vatandaşlara dinsiz olmadıkları mesajını vermek istediklerini dile getiriyorlar...
Yerinde olan CHP''nin kendini sorgulamasıdır... Ele aldığı konular, laiklik, din, dinsizlik, uygulama yanlışlıkları vs... Partiler, şüphesiz ki liderlerinin üslûbunu yansıtırlar. CHP, Genel Başkan Altan Öymen''le PM üyesi Ertuğrul Günay gibi sağduyu sahibi ılımlı insanlar vasıtasıyla kendi değerlerine yöneliyor. Buna mecbur; parti olarak kalmak arzusundaysa yerli olmak zorunda. Halka tepeden bakan oligarşik bir anlayışla bir yerlere varamazlar. Zaten partiler arasındaki farklar giderek ortadan kalkıyor. Çeşitli bakımlardar eşitleniyorlar. Yeni yüzyılda eşitlenmiş partiler yarışına şahid olacağız.
Buna rağmen bir siyâsî partinin iftara katılması "iftar devrimi" veya "din harekâtı" mıdır? "Hayır" denmesi kadar "evet" denmesi de mümkün. Meseleye yaşadığımız şartlarda bakılırsa haber mânâsız bulunur; ama CHP mazisi ile birlikte tahayyül edildiğinde "evet" ağır basar. CHP''nin geleceğine dair konuşan bazı sosyal demokratlar "bu iş Altan Öymen''le olmaz" gibi bir iddia içindeler. Gerekçeleri, Öymen''in yumuşaklığı. Belli olmaz. Belki de bu millet bundan böyle kavgacı, hırçın, laf ebesi politikacı cinsini değil yumuşak mesajlar veren liderleri tercih edecektir. Millete karşı değil, millete ve onun kıymetlerine doğru atılmış bu yürüyüş devam etmelidir. "Yeni çizgi"de kırıklık olmamalı. Eğer sn. Öymen''in yanısıra sn. Günay gibi isimler de laikçilere karşı ağırlıklarını koyarlarsa ayıplar dünde kalır. Afiyet olsun; nice iftarlara. Dinsiz insan olmaz... Dinsiz parti, dinsiz devlet olur mu?
Partiler de devletler de insanlardan ibaret olduğuna, varlıkları insana bağlı bulunduğuna göre olmaz.

