Kaydet
a- | +A

Tarık Zafer Tunaya, bir anayasa profesörü idi ve sosyalizme daha yakındı. 27 Mayıs darbesi olduğunda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi''nde doçentmiş. Darbeden 10 yıl sonra bir anayasa dersinde darbe günlerinden bir hatırasını nakletti: Darbeye yakın durduğu halde bu anlattıkları ile darbecileri alaya almaktaydı: -Darbe oldu; biz hukuk fakültesi hocalarını bir uçağa bindirerek Ankara''ya götürdüler. Onlarla bir masanın etrafına dizildik. İstekleri hepimizde şaşkınlığa yol açtı. Kulaklarımıza inanamadık. Tamı tamına şöyle demişlerdi "bize iki saatte bir anayasa yapıp getirin." İki satte iyi bir mektup zor yazılır. Darbeciler iki saatte anayasa yapılmasını istiyorlar. Darbede yer alan subaylardan Dündar Taşer''in söyledikleri, Tunaya''nınkileri doğrulamakta: -Bir toplantıda komutanlarımız şu talimatı verdiler; "elçilikleri dolaşarak ülkelerinin anayasalarını toplayınız, tedkik edelim." Cuntalar kurarak kaç sene evvelinden hücre faaliyetine girişenlerin işte anayasa bilgileri. Dündar Taşer, dövünür "aldatıldığımızı işte o zaman anladık." Alparslan Türkeş, Dündar Taşer ve arkadaşları bir şekilde darbeye karıştırılmıştır. Hatta Türkeş''e radyodan darbe beyannamesi okutturulur. Kısa zaman sonraysa yolları ayrılır. Aldatıldığına inananların sayısı 14 kişidir. Bu 14 kişi yurtiçi, yurtdışı muhtelif yerlere sürülürler. Bundan sonra darbe serseri mayına döner ve emir kulu bir mahkeme yolu ile devlet adamları idam edilir. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, hayatlarından olurlar, düzinelerce Demokrat Partili, zındanlarda çürütülür, binlerce insan iftiraya uğrar, bir o kadarı işinden gücünden olur, görülmemiş çapta subay emekli edilir, asker siyasete bulaştırılır.

Aradan devirler geçer. Yassıada Mahkemesi''nin başkanı Salim Başol, ihtiyarlamıştır. Bir gün bastonuna dayana dayana Kızılay''da yürümektedir. Kendisini gören bir genç, hırsını yenemez ve hakaret etmek için Başol''a yaklaşır. Aynı ânda başında kasketi ile bir vatandaş da O''na sokulmuştur. Köylü sorar "sen Salim Başol musun?" Diğeri cevap verir "evet". Köylü bir şey demez fakat bir hareket yapar ve sırtını dönüp uzaklaşır. Başol da yüzündeki tükrükle uzaklaşır. 27 Mayısla ilgili hatıralardan biri de Necip Fazıl''ın eserlerinde yazılı: Darbe olmuş, Necip Fazıl da içeri alınarak Balmumcu''ya konmuştur. Atıldığı nezarethane fevkalade ürküntü vericidir. Duvarlarda kanlı saç artıkları, lekeler vs. Dayanamayıp demir kapıyı tıklatır. Nöbetçi asker kapı deliğinden başını uzatır. Necip Fazıl: "oğlum, der, bende yalnız kalma korkusu var; n''olursunuz, yanıma bir kedi olsun herhangi bir canlı verseniz?" Asker durumu üstlerine arz eder. Biraz sonra kapı açılır, istek sahibi dışarı alınır. Necip Fazıl''ın karşısında duran göbekli binbaşı postal uçları ile kaval kemiklerine kemiklerine vururken bir taraftan da yumruklamaktadır. Tekme ve yumrukları konuşan şahsın çenesi de boş durmaz "ulan komünist sen mi yazdın o yazıları?"

27 Mayıs olduğunda çocuktuk. O sabah bütün şehirlerin belediye hoparlörleri aynı anonsu yaptılar. "Diktatörler, çok sayıda üniversite gencini kıyma makinalarından geçirmişlerdir..." Şu gün olmuş hâlâ bazıları Turan Emeksiz''i DP mağduru gibi sunmaktalar. Turan Emeksiz, 27 Mayıstan bir ay önceki gösterilerde hayatını kaybeden bir üniversitelidir. O''nun Türkiye Gizli Komünist Partisi gençlik kolları başkanı olduğu daha sonra ortaya çıktı. İşte darbecilerin kültür seviyesi ve dürüstlükleri. Gençlerin kıyma makinalarında kıyıldığına dair en ufak bir iz şu gün dahi bulunamamış. Onun için vatandaş yüzlerine tükürüyor. Darbenin 40. yılı. Bu 40 yılın 20''si Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak kutlandı. Sonra devlet, adaletsiz bir mahkemenin astığı üç şehidin yakınlarından özür dileyerek onların cenazelerini Topkapı Mezarlığı''nın İstanbul''a bakan tepesine nakletti. Yola çıktıkları arkadaşlarını aldatan, anayasayı değiştirirken bu kültürden zerrece haberdar olmayan, kimin ne yazdığını, kimin ne olduğunu bilmeyen darbe yapıp devleti özür dilemek zorunda bırakanlarlar... İşte 27 Mayısçılar. Şimdi bazıları 27 Mayıs''ın bitip bitmediğini sorgulamaktalar. Onlara göre 27 Mayıs bitmemiştir. Daha da ileri gidip 28 Şubat''ı 27 Mayıs''ın üzerine oturtmaya çalışmaktalar. Bu da son yalan. Bir şey nasıl başlarsa öyle devam eder. 27 Mayıs darbe iken "ihtilal" dendi. Bu ilk yalandı, sonra devamı geldi. Bugün de devam ettirilmek isteniyor. Boşuna. O, artık tarih önünde. Artık yargılayanlar yargılanıyor.

27 Mayısçılar, aynı zamanda Gaziosmanpaşa Marşını bozarak şu şekle sokmuş okullarda okutturuyorlardı: "Kahrolası diktatörler bu dünya size kalır mı?" Bu dünya kimseye kalmaz. Kalan sadece iyilik ve kötülükler.