Kaydet
a- | +A

Manzara ne kadar çirkindi; çirkin olmaktan da öte tiksinti verici. Gözyaşının mide bulandırabileceğini hiç düşünmemiştik. Suriye devlet başkanı Hafız Esad ölmüş. Parlamento toplantı halinde, meclis reisi, haberi duyuruyor. Ak saçlı, yaşlı-başlı vekiller ağlaşmaktalar, orta yaştakilerse ağlayamamanın tedirginliği içinde. O kranta adamlar ağlayışları ile o kadar gülünç olmaktalar ki tarifi imkânsız. Sahtelik her hallerinden belli. Parlamento resi de son derecede mübalağalı konuşuyor. İşte bu meclis, ölüm haberinin hemen peşinden bir anayasa değişikliği yaparak diktatörün oğluna devletin başına geçme imkânı hazırladı. Kişiye özel değişiklik, sahte göz yaşlarından da beter bir tasarruf... Bizim eski Şam vilayetimiz olan Suriye, tek partili sosyalist bir rejime sahip. İşte o tiksinti verici sahtelikler içindeki politikacılar, Baas Partisinin adamları. Dalkavuklukta birbirleri ile yarışmaktalar. Şarkın son zaliminin beslemeleri, menfaatlerinin biteceği endişesindeler. İçlerinden birinde olsun yürek yok. Kimse haysiyetiyle yerinden doğrulup ölümün biz faniler için olduğunu söyleyemiyor. Söyleyebilen biri çıksa devamı da gelebilir. Belki biri her şeyi göze alıp, devlet başkanı ölünce yerine kayıtsız ve şartsız olarak oğlunun seçilemeyeceğini, seçilirse bunun cumhuriyet değil diktatörlük olacağını haykırır... Hayır!.. Mümkün değil!.. Bu dediklerimiz, mevcut Suriye meclisi için hayaldir. Diktatör, herkesi sus-pus etti. Parlamento, dekordan başka bir şey değildi. Ha duvardaki resim ha o ağlayan adamlar... Hafız Esad''ın darbe yapıp iş başına geldiği 1971''e kadar Suriye''de hangi çavuş erken kalksa o devleti ele geçiriyordu.

Esat geçmişten ders aldı. Dayandığı güçler vardı. Bir kere alevîydi. Sür''atle istihbarat, ordu, bürokrasi ve partideki bütün sünnileri temizleyerek bunları kendine bağladı. Ülke, emsali görülmedik şekilde yüzde 10''luk alevi azınlığın sultasına girdi. Hafız Esad''ın en kanlı eylemlerinden biri olan 1982 Hama Baskını nasıl unutulur?

Ticaretin tatlı kârlarına dalıp, ordu, eğitim, polis ve memuriyette kadroları azınlığa kaptıran yüzde 80 sünni çoğunluktan bazıları, Hama''da hürriyet gösterileri yapınca diktatör asla taviz vermedi. Gösteriler, çok kanlı şekilde bastırıldı. Mağdur ve mazlumlar dünyaya radikaller olarak takdim edildiler. Golan tepelerini İsrail''den alamayan Esat, Hama''yı bombalatarak 10 bin civarında vatandaşının ölümüne sebebiyet verdi. Faşizmine sosyalist makyaj kullanan diktatör, sadece bu 10 bin ölümden değil Türkiye''deki 30 bin maktulün kanından da mes''uldür. O''nun PKK''nın arkasında yer alması ile terör örgütü, 20 yıl boyunca güneydoğuda eylem yaptı. Silahlı eylemler yüzünden 30 bin insan ve katrilyonlarca liralık maddî kaybımız oldu. Türkiye''ye karşı hep kötü emeller peşindeydi. PKK''ya yataklık etmesi yetmezmiş gibi bir de Hatay''ı da isteyip duruyordu. Bugün dahi Suriye haritalarında onu kendi sınırları içinde göstermekteler. Ortadoğunun Kastrosu denebilecek bu şüpheci ve kurnaz adam, Hizbullah gibi başka terör grupları ile "Çakal" lakaplı Carlos adındaki teröristi de destekliyordu. Ölümü ile aslında güzel bir memleket olan komşumuzda bir otorite boşluğuna meydan vermiştir. Kardeşi yeğenini devirme yoluna gidebilir. Başka lider heveslileri çıkabilir. İsrail, barış tavizi için pusuda bekliyor. 30 yıldır ezilen Müslümanlar belki nefes alma şansına kavuşabilirler. ABD, yepyeni şekillendirmeler maksadıyla birtakım kombinezonlar başlatabilir. Türkiye''nin de varlığını göstermesi gerekir. O yüzde 80 Türkiye''den yanadır. Bir plebisit yapılsa Türkiye ile birleşme kararı çıkar. Kimsenin tereddüdü olmasın.

Gözden kaçmaması gereken bir başka gelişme ise dünyanın lider gençleşmesine gittiğidir. Ürdün, Rusya, İngiltere...ve Suriye.

2000''de daha genç siyaset yapılacak.