İnsan bazen iyimserliklere kapılarak bir çok dostu olduğunu sanır. Hakikatte bu bir hayaldir. Dost olmak, dost kalmak kolay değil. Dostlukla, dostluk benzeri yakınlıklar farklıdır. Dostluk, fedakârlık temeli üzerine yükselir. Dostluk binasının sütunları, fedakârlık, sabır, tahammül ve müsamahadır. Bir menfaate dayalı yakınlığa dostluk denemez. Dostluk mevzuunda en çok yanılanlar mevki sahibi insanlardır, devlet adamları, servet sahipleri, vs. Onların yanına her gün bir çok kimse girip-çıkar, yerlere kadar eğilenler olur. Önceleri gerçeğin farkındadırlar. Daha sonraysa sahteliğin her gün, her saat tekrarlanması ile ipin ucunu kaçırarak yalana teslim olurlar. Dost, almaz; verir. İnsanın yapısındaysa almaya yatkınlık vardır.
Yerini şu veya bu sebeple kaybetmiş devlet adamı, siyasetçi, işadamlarının etrafı bir ânda boşalır. Hatta telefonları bile çalmaz. Mevkiini kaybetmiş, seçimi kaybetmiş veya iflas etmiş kimseler, ikbalden idbare düşmüştür. Düşenin dostu olmaz. Bunun gibi iftiraya uğrayanların da etrafı tenhalaşır. İşte bu şartlarda bile kaybetmiş, düşmüş, iftiraya uğramışları terk etmeyenler yirmidört ayar dostlardır. Diğerleri kalp para. Gerçek dost, ivazsız ve garazsız sevendir. Eşini parası, şöhreti, saltanatı için seven eş dost değildir. Nerde kaldı ki sevgili olsun.
Dost, dört harflik bir kelime. Zengin ve muhteşem. Bu sade kelimenin içini doldurmak öylesine zor ki... Kelimenin hakkını vererek Halil''ür Rahman/Allah dostu payesine yükselmiş en büyük dost ulül azm/yüksek peygamberlerden İbrahim aleyhisselamdır. Ateşe düşerken bile ancak ve yalnız yüce Allah''tan yardım umdu. Zira O, Allah''ına güveniyordu. Dostluğun kimyası güvendir. Güven olmayan yerde gülüşler, kahkahalar, sevgiler hep sahtedir. Dostun bir tek yüzü vardır. O halde zengin kimdir? Zengin çil çil yirmidört ayar altınlara sahip olandır. 4 gerçek dost 400 kişilik kuru kalabalığa bedel. Şair onun için öyle diyor: Son gün olmasın dostum çelengim top arabam Alıp beni götürsün tam inanmış dört adam.

