Kaydet
a- | +A

Ne gün bir poşet, bir ampul, bir paket nebatî yağ görsek daima Bülent Ecevit''i hatırlarız. Mecburi hatırlama objeleri, bunlardan da ibaret değil... Mesela tüpgaz da Ecevit''i hatırlatır, benzin de. Hatırlamamız O''nun iktidarda olmasına bağlı değildir. İster muhalefette olsun, ister iktidarda ne vakit markette poşet, nebatî yağ, ampul, tüpçüde tüp, benzincide benzin pompası görsek elimizde olmadan 70''li yılları hatırlarız.

Ecevit''in 1978''deki Başbakanlığında ülke yokluğa düşmüştü. Bırakınız evleri, işyerlerini, devlet dairelerinde bile yakıt olmadığı için kaloriferler yanmıyordu. Bakanlar kurulunda bakanlar soğuktan paltolarına sarılarak toplantı yapabiliyorlardı. Elektrik, sanayiye ve mahallelere nöbetleşe veriliyordu. Hayatî ilaçlar bulunmaz olmuştu... Çocuk maması dahi elde edilemiyordu. Ortam böyle idi.

Böyle bir ortamda yokluklara katlanarak hayatı idame ettirmeye çalışıyorduk.

Katlandıklarımız, silinmez izler bıraktı.

Bu sebeple markette kasa görevlileri bir kaç tane birden poşet uzatınca zikrettiğimiz yokluk günlerini hatırlar ve israf şüphesine kapılırız. Bir kötü yönetim, Türkiye''yi böyle hallere düşürmüş, "poşet" denen sıradan bir naylon torba bile kıymete binmişti. Felaket haberciliği yapmak istemeyiz. Ümidlere gölge düşürmeyi hiç istemeyiz. Zaten depremle, depremzedenin çektiği ile Çeçenistan''la sınırlı demokrasimizle moraller bozuk.

Bunlar gerçek.

Fakat bu gerçekler, mevcutsa başka gerçekleri saklamalı mı? Zaten saklanması mümkün değil. Korkumuz o ki ''78''in Ecevitli yokluk günlerine sürükleniyoruz. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur. Bütçe inanılmaz ölçülerde açık verince bir gün iğneden ipliğe her şeyin vergilendirileceği belli idi. Deprem olsa da vergi kasırgası esecekti. Olmasa da. "Depremzedeye yardım" verginin bahanesi olmuştur. Kılıftır. Şimdi de vergiden etkilenen her kalem mal ve hizmete zam geliyor. Hükûmetin ekonomi kurmayları, tek çare olarak vergiyi görünce diğer kesimler de kurtuluşu zamda bulmakta. Burada asıl sorgulanması gereken bütçenin 14 katrilyon açık vermesidir. Niçin böyle bir açık? Bugüne kadar ne Başbakan, ne Maliye Bakanı ve ne de Hazine''den Sorumlu Devlet Bakanı, soruyu tatmin edici bir izaha kavuşturamadılar.

Diğer taraftan 2000 sihirli bir rakkam gibi karşımıza çıkartıldı. Şuuraltlarına her şeyin 2000''de düzeleceği yerleştirildi, ümidler 2000''e yöneldi. Fakat işte manzara. 2000 ne vaad ediyor? Korkarız senenin ikinci yarısında 20 milyonluklar da piyasaya çıkar. Bugün bir kilitlenmişlik yaşıyoruz Kilitlenmek kötü. Bakınız doğalgaz sıkıntısı Ankara''dan başlayarak hayatımıza girmeye başladı bile. Şimdi nasıl olur da ürpererek o dehşet günlerini hatırlamazsınız?

Yıpranmış bir hükûmetle bozgun aşılamaz.