Mütefekkir S. Ahmet Arvasî, hakîkî din adamı müftü Kasım Arvas ve önceki akşam kaybettiğimiz bir gönül eri, bir irfan âbidesi Emin Garbi Arvas... Birinin yokluğuna alışamadan diğerinin acısını yaşadık. Emin Garbi Bey''i önce gıyabında tanımıştık. 15 yıldan bu yanaysa aile dostluğu derecesinde yakın muhabbetine mazhar olduk. Merhum, ilim fezasının yıldızlarından yüksek âlim Seyyîd Fehim Arvasi hazretlerinin torunu ve Abdülhakîm Arvasî hazretlerinin de yeğeniydi.
Yakın tarihin hafızası gibiydi. Bir taraftan mübarek dedelerinden amcalarından... Bir taraftan tarihten nakiller yapardı. Mühim görgü şahîdlikleri vardı. Yumuşak, tane tane, hiçbir iddia taşımayan ama kadife gibi okşayıcı bir ses tonu ile anlatırdı. Konuşmasını nüktelerle bezer, dinleyenler sohbeti bitmesin isterdi. İnanılmaz derecede mütevazı idi. Cömertti. Ağır misafir trafiğine rağmen hep güler yüzlü idi. Çok arzuladık; bir türlü kısmet olmadı; O, anlatsın biz, teybe alalım, notlar halinde yazalım; o bilgiler, bu tarafta kalsın, meçhul gerçekler gün yüzüne çıksın diye. Halbuki, her bir araya gelişimizde bunu konuşmuştuk.
Dedesinden nakil yaparken "Hazreti Şeyh...." diye başlar, Abdülhakim Arvasi hazretlerinden söz edeceği vakit de "Efendi.." diye konuşurdu. Türkiye ve dünya gündemini takip eder, şaşırtıcı bağlantılar kurar, sağlam yorumlar yapardı. Van asıllıydı. Ailesi, itikadı ile de itaati ile de devletin huduttaki kale bekçisi gibi şiaya ve her nev''î bozgunculuğa fırsat vermemişti. Aile ilim ocağı olduğu için Ahmet Arvasî Beyin önünde Marxist, determinist materyalistler, ateistler, Kasım Beyin karşısında bugün de bir yerlerden düğmeye basılmışçasına durduk yerde zuhur eden reformist maskaralar dikiş tutturamazlardı. Bakınca Allah''ı, görünce Peygamberi hatırladığınız insanlar vardır. O insanlarla yüzyüze gelince günahlarınızı hatırlar, utanırsınız. Emin Garbi Arvas, öyle biri idi. Birkaç ay evvel hazreti Muaviye''den bahseden bir yazımız münasebetiyle telefon etti. Duası unutulmayacak cinstendi: "Cenab-ı Hak, seni hazreti Muaviye''nin şefaatine nail eylesin." İnşallah ikisinin de şefaatine kavuşuruz. Dünya, her gün biraz daha kavruklaşıyor. 21. asır, 20. asırdan da zavallı. Sohbetleri ile hayata lezzet katan güzide insanlar bir bir gidiyorlar. İyi insanlar, iyi atlara binip gidiyorlar. Eş, dost, arkadaş, ağabey... Onlar gidiyor, biz öylece kala kalıyoruz. Yetim.. Ve boynu bükük... Ve garip.

