Kaydet
a- | +A

Expo 2000 Dünya Fuarı için hazırlanan Türkiye Pavyonu, Anadolu''nun sentez meydana getirme, uyum, işbirliği ve bir arada yaşama potansiyelini yeniden yoğurma düşüncesinden yola çıkarak kurulmuş. Maksat, eski kültürlerin kalıcı mirasından beslenen ve onların ortak aklını benimseyen bir medeniyet modeli ortaya koymak. Almanya''nın yeşillik ve temizliği ile dikkat çeken Hannover şehrindeki Türk pavyonu/mekânı, ziyaretçilere fizikî bir esere dönüşen bir Anadolu vizyonu sunuyor. Bu görünüş, bir arada yaşama konusunda Anadolu medeniyetlerinin gerçekleştirdiği eşsiz numuneyi simgeleyen çelik, cam, ve ahşabın kendine özgü bir bileşimi. Pavyon/mekân, Türkiye''nin geçmiş yüzyıllardan günümüze intikal eden böyle bir geleneğinin bu topraklarda yaşayan insanların ortak istikbali boyunca hep sürmesi bahsindeki istek ve arzuyu dile getiriyor. Expo 2000''deki Türkiye Sergisinin kavramsal çerçevesi, mazisi 2000 yıl öncesine dek uzanan Nemrut alanının mitolojik evreninin stilize anlatımında vücut buluyor. Nemrut dağındaki İslam öncesi zamanlardan gelen rölyeflerin pavyonda sergilenen selamlama replikaları iki bin yıl önce verilen mesajı bugüne yansıtır. İslam dışı inanışta bile kul, ilâhi kudret önünde hiçtir. Bu hiçliğini anlayarak Yaratadana teslim olup ona boyun büktüğünde iç ve dış huzuru bulur. Verilmek istenen mesaj, efsanelerden de destek alarak insan, tabiat ve teknolojinin ahenkli beraberliğine yükselmek için kıskançlık ve bencillik küçüklüklerine düşmeden müşterek mirastan en isabetli şekilde yararlanmaya davettir. Anadolu, yeryüzü coğrafyasının sanki ortak noktasıdır. Ve; sanki insanlık macerası bütün alınyazısı kesitlerini orada yaşamıştır. Sergi, hikmete dönük bir üslupla insanı Anadolu''yu keşfe çağırıyor. O yer üstü ve yer altı ile arzın özü gibi. Bu anlamda Hannover''deki Türk mekânında ziyaretçilere takdim edilen kıymetler bütünü, Türkiye''nin geleceği içinde taşıdığı geçmişidir. Pavyonda sergilenen diğer öğeler, bu ana mesajı taşır mahiyettedir. Ana motifi oluşturan laleleriyle tabiatla insan uyumunun bir unsuru olan Osmalı estetiğinin başlıca varoluşunu isbat eden İznik çinileri, sergi sahasının ortasında yer alan ve Anadolu insanının kültürel silsilesini simgeleyen kozmik küre, insana Erzurumlu İbrahim Hakkı''nın Marifetname''deki çizimlerini hatırlatan Aslanlı Horoskop, ilahî kitaplarda yer alan Tuba veya hayat ağacı ve diğerleri... Zaten sergideki en zarif iki görünüşten biri mükemmel sergi binasının dışında yer alan lale çinili panolarla içerideki bu hayat ağacı olgusu. Hayat ağacı, izdüşümü olan bir canlı.

Buradaki kadar ve buradaki şekille mâverada da yaşar. Tam orta yerde ise arz küre vardır. Bu değer, sergide cam, çizim, çini ve çiçek motifleri ile üstün güzellikte dizayn edilmiş. Çini, tubanın topraktaki aksi olarak sunulmuş.

Segi bir de başlı başına bir İlhan Koman sanat profili arz ediyor. İlhan Koman, böylece yeniden keşfedilmekte. O''nun metafizik arayış ve ürperişleri ağaca ve madene işlemiş. Meselenin künhüne vakıf olunca Kommagene Kralı Antiokos I''in de heykeltraş İlhan Koman''ın da ezeli ve ebedi varlık olan Allah önünde kendilerini sorguladıklarını idrak ediyorsunuz. Zaten sergideki saklı nüvede de bu hakikat yazılı. İnsan ebediyet aynasında fani varlığına bakmakta, varlık aynasında yokluğu müşahade etmekte. Eşyadaki enerjiyi heykelleştiren Koman''a başka türlü nasıl bakarsınız? Yaklaşık iki dönümlük bir alan üzerine kurulu olan sergi, Anadolu''nun evrensel barış mesajını taşıyor. Lale motifinin Türkiye logosunu yüzük taşı gibi taçlandırdığı Expo 2000 Pavyonu, ülke imajını, tabiat-teknoloji, doğu-batı, geçmiş gelecek boyutlarında kat ederken onları uyumlu bir çeşitlilik içinde birleştiren ve insan ekseninde yansıtmayı hedefleyen bir konsept sergisi ve sürdürülebilir kültür düzleminde ele alınmış. Sergi, Anadolu insanının zihnî ve hissî âleminin benimseme haritası olarak kurgulanmış. Genel konsept çevre ile insanın doğu ile batının el sıkıştığı barış ülkesi imajı vermek. Alt mesaj, kumdan cama, ateşin, ışığın ve aşkın hikâyesi. İşte bize sunulanlarla örgüleştirdiğimiz dilden Expo 2000''deki Türkiye. Bu sergide her milliyet ve akideden insan, mücerredle müşahhas, mutlak tevhidle inanç sapmalarının seyri önünde muhakemeye davet ediliyor. Şu var ki özgün varlığımız son sözü söylemeli. Dağınıklık, parçalanmışlık kendinden uzaklaşmaya yol açar. Belirleyici ana unsur daima varlığını hissettirmeli. Kültür millidir. Medeniyetin cihanşümul boyutu vurgulanırken kültürün milli vasfı yitip gitmemeli. Muğlak olmamalı... Dünyanın dört bir tarafından ziyaretçileri, memleketinizden yansımaları görmek için kendi serginiz önünde kuyrukta görmek göğüs kabartan bir realite. Bu realitenin arkasında büyük gayretler ve solmayan tebessümler var. Dünya çapında adımlar atıyoruz... Kendimizi tashih ede ede yol alacağız.