Kaydet
a- | +A

Türkiye gündemi, içeride ve dışarıda normal seyrinin dışında olduğu için bir çok zararlı veya faydalı konu yahut teklif ya yerini bulamıyor veya unutulup gidiyor. Hatırlayabildiklerimizden birkaçını burada zikredelim.

Anayasa Mahkemesi Başkanı A. Necdet Sancar''ın Anayasa Mahkemesi''nin 34. Kuruluş yıldönümü münasebetiyle yaptığı bir konuşma vardı. Başkan, yılda bir kere yapılan toplantıda yalnızca bir bahis üzerinde durarak insan hak ve hürriyetlerinden başlayarak bir çok temel probleme dair görüşlerini dile getirdi. Konuşma, gazetelerde manşete çekildi, televizyonlarda birinci haber oldu, dergiler dosya olarak inceledi... Cumhurbaşkanı dahi yanında yer aldı... Fakat az bir zaman sonra unutuldu. Belki de yüksek mahkeme başkanı o konuşmaya günlerce emek vererek hazırlanmıştı.

İstifade edilemedi. Heba olup gitti.

Köprü gişelerinin şehrin dışına taşınması teklif edildi. O da ilk ânda yankı buldu. Onu da medya ilk ânda herkese işittirdi. Ama o da pek az bir zaman sonra unutuldu. Oysa ne kadar, fakat ne kadar doğru bir teklif... Artık Boğaz köprülerinde, artık İkitelli''de, artık şehrin ortasında gişe olmaz. Artık İstanbul, bütün Marmara Bölgesi''dir. İstanbul''u hâlâ Suriçi diye düşünmek ne gaflettir.

Direksiyon başındaki sürücülerin, araba içindekilerin, analarından emdikleri burunlarından geliyor. Onbinlerce arabanın saatlerce boşa yaktığı benzin, köprüden elde edilen kazancı alıp götürmektedir. Bu hiç hesap ediliyor mu? ''70''li yıllarda tek köprü varken iki taraflı girişte de para alınıyordu. Sonra o acemilikten vaz geçildi. En kısa zamanda bu hasislik ve işkence de terk edilmelidir. Bir idare, kendi öz vatandaşına bu kadar mı azap çektirir? Bu da unutulmuştu değil mi? Bir iki gün önce bir gazetenin ara sayfalarındaki bir haber dikkatimizi çekti. Okuduk. Yanlış anladığımız vehmiyle bir daha okuduk. Hayır, doğru anlıyormuşuz. "Okulun başarısı" diyormuş. O kadar önemli bir haber ki ara sayfalarda harcanacak gibi değil. Ancak milyonlarca gencin istikbali bir ''yıldız''ın çorap markası kadar önemli olmadığından gazete, onu böyle değerlendirmiş. Haber, bizi dehşete düşürdü... Üniversiteye yeni giriş sisteminde talebenin orta öğretim başarısı kadar liselere de başarı puanları veriliyormuş. Buna ancak "rezalet" kelimesi layık görülebilir. Gayet çalışkan, gayretli ve başarılı bir genç, ''başarısız'' bir liseden mezun olamaz mı? Bunun gibi başarısız biri de ''başarılı'' bir liseyi bitiremez mi? Böyle bir uygulama ile tembel mükâfatlandırılırken çalışkan da cezalandırılacaktır. Sonra siz yurdun bütün liselerini öğretmenden binaya, araç-gerece eşitlediniz de ondan sonra mı bu sistemi tatbike kalkışıyorsunuz? Bunu üniversiteye talebe yerleştirmekle mükellef profesörler nasıl düşünmezler anlaşılması zor? Böyle öğretim üyelerinin ders verdiği fakülteler kazanılsa ne olur ki? Derhal vaz geçilmelidir... Bu kadar hayati bir mes''ele gündemde sadece iki gün kalabildi. ... Yine bu günlerde bir hukukçu daha önemli bir konuşma yaptı. Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Anayasa''nın a''dan z''ye değiştirilmesini teklif etti. Mühim teklifti. Bir düşününüz bir devletin Yargıtay Başkanı o devletin hukuk sistemini dayandırdığı Anayasa''nın tadil edilmesini, tashih edilmesini vs. değil, bütününün olduğu gibi değişmesini teklif ediyor ama bu teklif de iki-üç gün sonra unutulup gidiyor. Eğer bir yerde Anayasa Mahkemesi Başkanı''nın, Yargıtay Başkanı''nın konuşmaları böyle bir akıbete uğruyorsa orada üzerinde durulması gereken yanlışlıklar yok mudur? O yanlışlar var ki unutuldu.

Bari Sağlık Bakanı Osman Durmuş''un teklifi unutulmasa.

Gündemin o teklifi de un-ufak edip hafızalardan silmesinden korkarız.... Herkesin ecza dolabı, buzdolabı kutu kutu ilaçla dolu. Bizdeki ilaç israfı belki dünyada hiçbir yerde yok. Birkaçı kullanıldıktan sonra kalanı "lazım olur" düşüncesi ile kaldırılıyor. Sonra aynı ilaç, unutulup bir daha alınıyor.

İlaç ve ilaç hammaddesi dövizle alakalı girdiler. Onun için batıda ilaç tane ile de satılmakta. Sağlık Bakanı, bizde de tabletlerin tek tek satılacağını haber veriyor. Bu haber değil müjdedir. Ancak gerçekleşirse. Gerçekleşirse bu başarı şeref olarak kendisine yeter. Öyle büyük bir israf önlenir ki... Bir ân evvel uygulamaya konsa bari. Yoksa "hafıza-i beşer nisyan ile malûldür" demişler ya o da unutulup gitmeye mahkûm...