Kaydet
a- | +A

Başbakan Bülent Ecevit, ABD''ye bir dizi hediyeler götürdü. Bunların neler olduğunu biliyor musunuz? Yakın zamanlara kadar Osmanlı''ya çok da sıcak bakmayan Ecevit''in seçtiği hediyeler son derecede dikkat çekici... -Fatih Sultan Mehmet Han''ın Bosna-Hersek''i fethinden sonra 28 Mayıs 1463''te yayınladığı ferman. Ahidname veya fermanda farklı din ve ırklardaki insanların hakları teminat altına alınıyor. -El işi halılar. -Tuğralı gümüşler. -Bindallı desenli çerçeveler. -Osmanlı bayrağı. -Tuğralı anahtarlıklar. Hep Osmanlı hatıra, iz ve nişanı taşıyan eşya. Bunlar Bill Clinton''dan müstakbel senatör Hilary Clinton''a kadar Amerikan devlet ve hükümet yetkililerine verilecek. Hediyelerin beğenileceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Armağanlar binlerce yıllık bir zevkin Osmanlı imbiğinden geçmiş eserleri. Peki Sayın Başbakan Osmanlıya çok da hoş bakmadığı halde neden bütün hediyeleri İmparatorluk döneminden seçti?

Birinci ihtimal: Ecevit, Osmanlı karşısında artık eski Ecevit değildir. Kendi kendini tashih ederek doğruyu bulmuştur. Nitekim Bülent Ecevit, son deprem konuşmalarında nüksettiği gibi zaman zaman yine aşırılığa, sun''îliğe kaçsa bile esas itibariyle Türkçe''sini de düzeltmiştir. İkinci ve daha kuvvetli veya birinci ile beraber daha kuvvetli ihtimal:

Babakan Bülent Ecevit de biliyor ki yarın süpergücün başkenti Washington''da resmen başlayacak olan iki hükümet arasındaki temaslar, eşitlerarası görüşmeler değildir. Çünkü ABD, dünkü ABD de değil. Washington, nice vakittir Moskova''nın da süpergüç merkezidir. Bazı kalem ehli, Sayın Bülent Ecevit''in iyi İngilizce bilmesini müzakereler için avantaj olarak takdim ediyorlar. Müzakereleri anlama noktasından doğru. Konuşmaya gelince; belki de bizzat Başbakan''ın kendisi bu fikirde olanlara katılmayacaktır. Biz, ABD Başkanı Bill Clinton''ın karşısında iyi İngilizce bilen fakat Türkçe konuşan bir Türk Başbakanı''nın varlığını arzulardık. Ecevit''in de bu arzuyu palaşmadığı söylenemez. Ama gelin görün ki Beyazsaray, teamülü kendine gelenlerin kendi dili ile konuşmasını nerede ise mecbur etmiştir. Ecevit''in bizzat veya akıllı bir danışmanın seçtiği -ki bazılarını Başbakan kendisi seçmiş- İmparatorluk dönemi eşyalarla bazı göndermeler yapıldığı, yahut hiç de farkında olunmadan şuuraltında bu gönderme, hatırlatma isteğinin yattığı açık bir gerçektir. Keşke onların arasına Kıbrıs''ı yüzyıl önce İngiltere''ye geçici bir süre için kiraya verdiğimize dair ferman da olsaydı. İki devlet adamının ele alacağı konular madde başlıkları ile bellidir. AB''ye girme isteğimizin desteklenmesinden, askerî yardım taksitlerinden bir kısmının silinmesine, IMF ve Dünya Bankası''nın bize karşı eli sıkı davranmamasına kadar hemen hepsi de paraya, krediye, itibara ve almaya dair istekler... Bu isteklerin en mühimi Amerikan kefaletinde dünya piyasalarına tahvil çıkartma niyetimize Washington yönetiminin "peki" demesini beklememizdir. ABD, daha evvel özel haberci yollayarak bu meselenin hükümeti aşıp Amerikan Kongresi''nin yetkisine girdiğini çıtlatmasına rağmen öyle anlaşılıyor ki heyetler arası görüşmelerde mes''ele tekrar dile getirilecektir. Keşke getirilmese. Reddolacağı besbelli... İşte onun için "eşitlerarası bir görüşme değil" diyoruz. Bir taraf, diğer tarafa "bana kefil ol senet çıkartayım" deme zorundaysa; hangi eşitlikten söz edilir. Evet... Maalesef, Türkiye IMF diyecek, AB diyecek, askerî yardım diyecek...ve sonucunu paraya veya arka çıkmaya bağlayacak. Sebep? ABD''nin müttefiki olmak!.. İyi de...artık ABD''nin müttefiki olmayan devlet mi kaldı? Bırakınız Rusya''yı Çin bile müttefik. İran, Libya, Küba müttefik olmasa da olur. Ne yazık ki Sayın Ecevit, siyaseten böylesine zayıf bir konumda Mr. Clinton''ın karşısına oturuyor. Bu sebeple "Türkiye''nin ABD çıkarması" lafını tebessüm ve kahırla karşılıyoruz. Çıkarma fethe dayanır. Ankara yönetimi, Washington''un neyini fethedecek? Hep isteyen fethedemez... Türk hey''eti isteyecek. Bizim istekler -dediğimiz gibi- para ve kredi odaklı olacak. Buna mukabil... ABD heyeti de isteyecek. Onlarınki taviz koparmaya dönük istekler olacak ve üç noktada düğümlenecek. -Kıbrıs. İnsan Hakları. -Ve fikir hürriyeti. Onun için Ecevit, 700. yılını idrak ettiğimiz imparatorluğun yadigârlarını hediye olarak götürdü. Başbakan, bu yüzden Fatih''in fermanını seçti. Zira bu ferman, Washington''ın son iki arzusuna cevap olarak düşünülmüştür.