Kaydet
a- | +A

İlk defa Çankaya''da devir-teslim töreni yapılıyor. Bu son derecede ehemmiyetli bir ân. O ân muhakkak ki 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''e bazı sırlar verecektir. Üçüncü kere bir sivil cumhurbaşkanının işbaşına gelmesi ise başka bir güzelliktir... Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer. Bundan sonra böyle gider.

Belki asır içinde bir-iki kere sivilleşmiş bir emekli asker de oraya çıkar ama, ağırlık kazanan sivil renktir. Sezer, sadece bu tarihi özelliklerle gelmiyor.

Bir kişi ilk defa TBMM''deki partiler tarafından ortak cumhurbaşkanı adayı gösterilmiştir. O, şu veya bu grubun tek başına seçtiği bir devlet adamı değildir. Bu itibarla partilere eşit mesafede olması lazım.. Hemen bütün vatandaşlar, isim üzerinde mutabakata varmışlardır. Cumhurbaşkanının vatandaşların tamamını şefkatle kucaklaması da gerekir. O''ndan hukukçuluğu, sivilliği, demokratlığı ile tarafsız ve adil uygulamalar bekliyoruz. Devrine mührünü vurması şarttır. Varla yok arasında yaşarsa, tarih O''nu yok eder.

Bu sebeple... Fikir hürriyeti, teşebbüs hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ile tasarruf mecburiyeti şaşmaz umdeleri olmalıdır. Herkesi memnun etmeye bakarsa kimseyi kılamaz... Vicdanının sesini dinleyerek hareket etmelidir. Şu kanaatkâr yanı bile yarın ağızlara düşebilir. Bilindiği gibi Sultan II. Abdülhamid de israfa karşıydı. Borç içindeki bir devlette bu hususiyeti takdir göreceğine muhalifleri O''na "pinti Hamid" lakabını taktılar. FP''nin kapatılma tehlikesi bitmiştir... FP Kongresinin en dikkat çekici pankartı "O ne diyorsa o" yazılı olanıydı. O diye işaret edilen Necmettin Erbakan. İkinci o diye gösterilense Erbakan''ın desteklediği isim. O ne diyorsa o, aslında bir büyük hatıradan istifade için yazılmıştır... Sevgili Peygamberimiz, aleyhisselam, miraca çıkmıştır. Bugünkü reformcular gibi o gün de müşrikler, miracı inkâr etmekteler. Haberi alan hazreti Ebubekir, meseleye son noktayı koyar: -O, diyorsa doğrudur. Pankart bunu telmih ediyor. Şu var ki bu hadiselerden birinde İslamiyet tebliğ ediliyordu, diğerinde bir parti, genel başkan seçiyor. Öyle yüce bir mesajı böylesine şahsîleştirmek hiç doğru olmamıştır. Nitekim, sonuç da Necmettin Erbakan''ın dediği gibi olmamıştır. Demek ki siyaset kendi kanunları ile işliyor. Zorlama ile, suları tersine akıtmaya çalışarak bir yere varılamıyor. Dünkü kongre, prova haline düşmüştür... Fazilet Partisi, fazla uzak olamayan bir zamanda olağanüstü kongre yapmak zorunda kalacaktır. Şimdi galip sayılacaktır bu yolda mağlup. Şeklen Recai Kutan galip gelmiş, yenilikçiler de kaybetmiştir. Fakat doğru vakıa bu değildir. Çünkü seçim, objektif, binaenaleyh çok da adil olmamıştır. Adil olmaması şundan. Hakem rolünde olması gereken Erbakan taraf tutmuştur. Bu yüzden sonuç sağlıklı değildir. Eğer hakem tarafsız olsaydı açıktır ki yenilikçiler kazanacaktı. Bu kongre bu haliyle Mesut Yılmaz''ın genel başkan seçildiği ''92 ANAP kongresi gibi işlemiştir. Turgut Özal, cumhurbaşkanı olunca Yıldırım Akbulut da genel başkanlık koltuğuna oturmuştu. Ancak ilk kongrede Mesut Yılmaz genel başkanlığı ele geçirdi. Bu, Yılmaz''ın bilek gücünden ziyade hakemin taraf tutmasından ileri geldi. Kongre İstanbul''da yapılıyordu. Özal, Harbiye orduevine kurdurduğu kapalı devre televizyon sistemi ile spor salonundaki kongreyi yönlendirdi. Cumhurbaşkanı Özal''ın adayı Yılmaz idi. Onun için Mesut Yılmaz seçildi. Yıldırım Akbulut kaybetti. Gerçekte ise ANAP kaybetti. Bu adaletsizlikten sonra ANAP her seçimde geriledi. Turgut Özal da daha sonra hadisenin hayatının büyük yanlışlarından biri olduğunu itiraf etti ama iş işten geçmişti. FP Kongresi de Balgat''tan yönlendirilmiştir. Bütün iyi niyetli sözlere rağmen kimse bu neticeyi taşıyamaz. Gelenekçiler, buruktur; yenilikçiler de buruk. Gelenekçiler, desteğe rağmen aldıkları oyun ne anlama geldiğini bildiklerinden, çalan tehlike çanlarından dolayı buruklar. Yenilikçilerse haksızlığa maruz kaldıkları inancındalar. Eğer son dakikada tüzük değişikliği yapılmasa eskiler kazanır mıydı? Gül ve arkadaşları bundan böyle sıkça bunu soracaklardır. Bu kongreden sonra FP''nin kapatılma tehlikesi bitmiştir. FP''liler kendilerinin de parti içi demokratik mücadele yapabileceklerini isbat etmişlerdir. Sistemin rahatsız olduğu Erbakan üslubûdur. O''nun için parti ikide bir kapatılıyor. Parti kendiliğinden Erbakan ve zihniyetini tasfiye ediyorsa neden kapatılsın? "Bu şarkı burada bitmez." Bu söz Tayyip Erdoğan''ın. Zaten mücadele, Erdoğan''la Erbakan arasında geçti. O, diyorsa o olmadı. Allah''ın dediği oldu. Ama bu şarkının burada bitmeyeceği kesin. İnsanlar neden çekilmesi gereken zamanda çekilmezler? İsmet İnönü de vakti geçtiği halde hâlâ CHP genel başkanlığında direniyordu. 1972''de CHP kongresinde Bülent Ecevit, karşısında mağlup olunca da partiden bile istifa edip gitmişti. Başlangıç mı son mu? Son mühimdir...