Kelimeler her ne kadar bizim için fazla bir mânâ ifade etmese de TBMM 21. Dönem 3. Yasma yılına dünkü Pazar günü başladı. Ve ardından da 10 günlük bir tatile girdi. Sebep meclis başkanını seçmek de olsa seçimden seçime geçmek lüzumsuzdur. Zaten 3 ay tatil fazla. Mesela Ermeni taarruzu sürerken TBMM açık olsaydı da ortak bildiri o zaman açıklansaydı daha müessir olmaz mıydı? Eğer bir gün Anayasa ve ona bağlı olarak iç tüzük vs. gibi mevzuat değiştirilirse TBMM''nin çalışma düzeni ile bu uzun tatil meselesinin ele alınmasında zaruret vardır. Dün, Ermeni soykırım iddiasına karşı yazılan reddiyeden sonraki en mühim husus Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''in konuşması oldu. Sayın Sezer de Yargıtay başkanı sayın Selçuk gibi konuşmasını uzun tuttu. Bu uzun konuşmada temas edilmeyen nokta yok. İnsan haklarından dolandırıcılığa kadar hemen her hususa temas edilmekte. Nutkun omurgasını hukuk teşkil ediyor... Cumhurbaşkanı kendisi dahil her devlet organının hukuk denetimine tabi olmasını teklif etmekte. Misaller sıraladı. Bazı kurumlara kibarca gönderme yaptıysa da bir yıpratılmaya yol açmamak için isimlendirme yapmadı. Cumhurbaşkanı tasarruflarının devletin başı sıfatıyla değil, yürütmenin başı sıfatıyla yapılmış görülmesi gerektiğine dair görüşleri orijinaldi. Anayasanın Cumhurbaşkanına mesela Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek gibi bazı yetkiler vermesini fazla bulması da öyle. Herhalde YÖK gibi kuruluşlar da bu cümleden değerlendirilir. Sezer, hukukun üstünlüğüne vurgu yapıyor "hukuk devleti kavramı, çağdaş demokrasinin belirleyici özelliğidir" demekte ve devletin birey için var olduğuna dair inancını ortaya koymakta. Ahmet Necdet Sezer, sadece bu konuda değil daha başka ihtilaflı bahislerde de fikir beyan etti. 12 Eylül''deki Millî Güvenlik Konseyi ve sıkıyönetim ve olağanüstü hal dönemlerinde yapılan kanunlar için de mahkemeye gitme hakkının tanınması gerektiğini söyledi. KHK''ların istisnai olduğunu, TBMM''nin yetki devri yapamayacağını da işlemleri için bir gerekçe olarak dile getirdi. Cumhurbaşkanının kendine has bir dille ele aldığı meseleler yabancımız değil. Bunlardan çoğu her gün değişik zeminlerde münakaşa edilmekte. Sevindirici olan etliye-sütlüye karışmayan devlet başkanı döneminin arkada kalmış olmasıdır. Ahmet Necdet Sezer, hatta bazıları zor bile sayılabilecek konulara girmekten, hatta hatta onlarda taraf olmaktan çekinmedi. Maksat kendisinin de ifade ettiği gibi yeni bin yılda çağdaş devlet normunu yakalamak. Böyle bir Türkiye de cumhurbaşkanımızın dediği gibi "hukukun mutlak egemenliği" ile gerçek olur.
Bu maksatla evvela iğneyi kendisine batırmakta. Yürütmenin başı olarak görülüp gerektiğinde tasarrufları için Anayasa Mahkemesine gidilmesini yapılacak yeni anayasada tayinler mevzuunda bazı yetkilerine son verilmesini istemekte. Yani... Sezer: "Devlet benim" demiyor. Aksine cumhurbaşkanı dahil her kurum, kuruluş ve kişinin hukuk önünde eşit olmasını; hukukun üstünlüğünü, kayıtsız şartsız üstünlüğünü istiyor. Zaten... Devlet de odur... Yeni dönemde TBMM''nin vazifesi yeni anayasadır. Bu bir şeref olacaktır.

