Terminolojide eskiden yalnızca mü''min vardı, Müslüman vardı. Yine var; ancak geçen asrın başlarından beri onların yanı sıra daha başka mefhumlar da gündelik hayatta yer ediyor. O daha başka mefhum veya kelimelerden ilki "İslamcı" oldu. Türkçü... Osmanlıcı.. İslamcı... Sonu "ci" ve "cü" ile biten kelimeler hep batı menşeli. "İst" ve "izm" karşılığı. Batı, o zamanki deyişle garp, böyle kelimeler telaffuz etmiş, daha sonra bunların yerli muvafık veya muhalifleri Türkçe karşılıklarını oturtmaya çalışmışlardı. Saf Türk ırkı üzerine kurulu Türkçülük takipçileri herhalde kalmamıştır. Bugünkü Türk milliyetçiliği Ziya Gökalp''ten farklı ve daha ziyade kültür milliyetçiliğidir. Irkı esas alarak milliyetçilik yapmak olmaz. Milletini sevmekse herkesin hakkı hatta vazifesidir. Bu itibarla milli değerlerine bağlı olmak o millet mensubunun vazgeçilmez şiarıdır.
Osmanlıcılık kısa zaman sürdü. Bugün Osmanlıcılık yapan yok... ama tarihimizi sevmek boynumuzun borcu.
İslamcılıksa... Bu kelimeyi kendilerine alem yapmış olanlar var. Bir dininde diyanetinde Müslümanlar bulunuyor bir de İslamcılık yapanlar. İslamiyeti ideolojik anlamda kabul ederek ona göre davranıyorlar. İslami kesim de bu davranış veya düşüncede olanların bir tarifi. Tarifi yapanların öyle bir maksatları olmasa da bu kesim tabiri çok da hoş değil. Herhalde "kesim"le taraf kastediliyor. Hele bir de bunun başına İslamiyete aidiyet gelince yanlışlık büsbütün artmakta.
Bölmemek, taraflara ayırmamak lazım. Aksine yaklaştırmalı, mümkün mertebe birleştirmeli, bütünleştirmeli.
Bir zamanlar verilen oylarla Müslüman tesbiti yapma yanlışlığı hâlâ hafızalarda ve vesilesi oldukça da kınanıyor. Türkiye''de hesaba alınmayacak kadar ateistler vardır, olabilir, bir miktar diğer dinlerden de bulunuyor. Fakat asıl mutlak çoğunluk Müslüman. O insanları "klasik Müslüman" gibi ifadelerle rahatsız etmemek lazım. Müslümanları farkında olarak veya olmayarak "İslami kesim" diye tarif etmek, onlara azınlık muamelesi yapmak olur. Ülkenin sahiplerine azınlık muamelesi ne kadar büyük hata olur.

