Kaydet
a- | +A

İnsan şaşırıyor; bazı kimseler nerelerde hangi topraklarda, hangi iklimlerde, hangi ailelerde büyümüşler ki yerli olan her değere yabancılar. Hayır, hayır yabancı değiller. Yabancılık yine de mahiyetinde bir masumiyet taşır. Bunlarınki yabancılık değil, inkâr. Hatta belki de düşmanlık. Kimin aklına gelir İstanbul''un fethine ''işgal'' demek? Olsa olsa ve şayet hayatta olanları varsa Bizans torunları böyle düşünürler değil mi? Değil, bu topraklarda doğmuş, büyümüş, okumuş bazı insanlar bu iddiada. Böyle bir iddia ile her ne kazanacaklarsa hiç yüksünmeden oturup koca koca kitaplar karalıyorlar. Allah, şaşkın kullarına akıl versin. İstanbul''un fethine işgal demek Fatih Sultan Mehmed''le askerlerine hakarettir. Orada da kalmaz; Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama da hakarettir. Hakaretle söz söyleme hürriyetini birbirinden ayırmak lazım. Hiç kimse deli saçması bu lafları fikir hürriyeti kalkanı ile koruyamaz. O zaman birileri de kalkıp sevmediği birinin yakınlarına karşı galiz ifadeler kullanır, sonra da ''memlekette fikir hürriyeti var'' diyerek işin içinden sıyrılmaya bakar.

Müşterek değerler kaybolunca tezatlar çoğalıyor. Adam, en büyük Peygamberin kutlu müjdesini görmezden geliyor. Onu görmezden gelince Müslümanların asırlar boyu süren fetih rüyalarını da anlayamıyor. Mefhumlar, kıymet hükümleri temelden sarsılmış. Fatih''in de, ondan önce Yıldırım Bayezid''in de, öteki İslam askerlerinin de gayesi ''hep doğru söyleyici'' peygamberin sevgisine kavuşmaktır.

-Konstantiniyye elbette feth olunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve O''nun askerleri ne güzel askerlerdir. İşte hadise bu; çağlar evvelinden bu haberi verenin sevgisine kavuşmak. Bu bir idealdir. Peygamber sevgisine kavuşma idealinin ötesindeki idealse yüce Allah''ın rızasına kavuşma gayreti.

İnkâr, bunların tamamına. İstanbul''un şanlı fethine ''işgal'' deme sefaletini gösterenler sadece İstanbul''un fethini değil bu hususiyetlerin cümlesini birden yok sayıyorlar. Saysalar ne olur? Kendilerinden ibaret kalsa bir şey değil. Lakin basın yolu ile zihinleri bulandırmaktalar. Adam, adeta tiksinerek "Osmanlılar" diyor. İstanbul''u işgal eden İngilizlere karşı aynı nefreti göstermemekte. Belki onlar, çekip gitmek zorunda kaldıkları için derinden derine üzüntü bile duymakta. Çünkü, bu gibilere göre Türklerin en büyük yanlışlığı Müslüman olmaları ve Müslüman kalmalarıdır. Buna sebep olarak kinle "Osmanlılar" dedikleri halis Türkleri görüyorlar. Bir zamanlar bir hanım da Türklerin Anadolu''yu fethini işgal olarak ilân etme cinnetine tutulmuştu. Şimdi de Feth-i Mübîn''in 547. ve sallarla Çanakkale Boğazını aştıktan sonra Gelibolu üzerinden Rumeli''ye geçişimizin 646. yılında bu iddialarda bulunanlar çıkabiliyor.

Ne yapalım, çıkar. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde kendini Hitler, Napolyon vs. zanneden bir çok zavallı da bulunuyor. Tedaviye muhtaç olanlar sadece hastanede müşahede altındakilerden ibaret değil ki... Şöhret yapmamak için böylelerini muhatap almamalı. Ahmağa verilecek en güzel cevap sükûttur; susmak. Muhatap alınınca lafı eveleye-geveleye küfrüne tevil arayacaktır. Ne var ki onların sevmediği ceddimizin o güzel deyimi taş gibi sağlam karşımızda duruyor: -Zırva tevil götürmez.