Türkiye''nin zenginliği ne pamuktur, ne buğday. Bizim zenginliğimiz insandır. Kemiyyet olarak insan. Eğer; Kopenhag''ta ezici seyirci üstünlüğüne sahip olmasaydık GS, o maçı kazanabilir miydi? Bu soruya hiç çekinmeden "evet" demek kolay değildir. Nüfus, hem büyüklük unsurudur, hem caydırıcılık. Savaşların ne vakit kapı çalacağı belli olmaz. Onun için büyük milletler, büyük ordulara sahiptir. Kuvvetli ordular gibi büyük nüfuslar da korkması gerekene korku verir.
Bu sebeple nüfus kontrolüne karşıyız. Konuya ilişkin itiraz artık basmakalıptır: -Kalite... Kimse sadece kemiyyet demiyor, elbette keyfiyet de şart. Ancak bu ikisi birlikte olursa güzel. Bir Lübnan, İsrail, Fas.. ne kadar iyi yetişmiş nüfusa sahip olursa olsun sonuçta küçük ülkelerdir. Bunlar, ancak bir büyük ülkenin himayesi ile hayatiyetlerini devam ettirirler. Bu itibarla son çeyrek asrın modası ile ailelerin çocuk sayısını bir-ikide tutmaları isabetsizdir. Böylece bir zaman sonra amca, teyze, hala, dayı kavramlarından bîhaber nesiller yetişecektir. O günlerin çocukları "teyze"nin ne mânâya geldiğini öğrenmek için sözlük karıştırmak zorunda kalacaklar. Ve yine bir zaman sonra nüfusumuz gerileyecektir.
Bazıları sanıyor ki nüfusun azalması ile refah artacaktır. O kanaatte değiliz. Herkes kendisi ile vardır. Kaderi, rızkı, hırsı, azmi, çalışma şevki ile. Amerika klasik anlamda bir millet değildir ama kendini millet gibi telakki eder. Nüfusunu hiç de azaltma niyetinde görünmüyor. Aksine her yıl muayyen şartlarla göç almakta. Kanada öyle, Avustralya öyle. Fütürologlar, önümüzdeki zamanlarda dünyanın sıklet merkezinin Çin olacağını hesaplamakta. Doğu Türkistan millî dâvâmıza rağmen Türk hükûmetinin Çin''le sempatik ilişkilere girmesi belki de bu yüzden.
Çin o yüksek nüfusa sahip olmasaydı böyle bir ihtimal akla dahi gelmezdi. Bazı hali-vakti yerinde iş adamları bu yazımıza tepki duyacaklardır. Çünkü onlar öyle alıştılar. Hiç gerek yok. Nüfusu sınırlamak maksadıyla masrafa girmeleleri de gereksiz. Halk, trafik kazaları, ev kazaları, deniz kazaları ile nasıl olsa kendini kırmakta. Tedbirsizlik, ihmal, ahmaklık gibi faktörler yüzünden her yıl toprağa verilen insan sayısı İstiklal Harbi''ndeki şehîd sayısından fazla. Bu bir kaynak israfıdır. Sakat kalanlar ayrı. İnsandan değerli servet yok. O yüzden bu israfın bedelini hesap etmek mümkün değildir.

