Ahmet Necdet Sezer, dün TBMM''deki and içme töreninden sonra bir de konuşma yaptı.
Bu konuşma merakla bekleniyordu. IO. Cumhurbaşkanı ne diyecekti? Acaba, Anayasa Mahkemesi''nin 37. kuruluş yıldönümü konuşmasını reddeder mahiyette bir metin mi hazırlamıştı, yoksa o espriyi muhafaza edecek miydi? Sayın Cumhurbaşkanı, konuşması ile sözünün eri olduğunu gösterdi.
Dün dedikleri bugün de ana hatları ile aynı. Önemli konular üzerinde durdu.
Meclisin itibarının korunacağına dikkat çekti. Egemenliğin asıl kaynağının Türk milleti olduğuna değindi. Bununla parlamento tasarruflarına hürmetkâr olacağına işaret etmiş oldu. Laikliğin, din ve vicdan hürriyetini koruması gerektiğini vurguladı. Bu tarif, Ecevit''in "inançlara saygılı laiklik" tesbitinden sonra laikçi anlayışla, laikliği ayıran ikinci yumuşak bakış olmuştur. Laikliğin batılı normlara yaklaştırılmasının toplumsal barışa hizmet olacağına şüphe yoktur. Sezer, devletin varoluş sebebi üzerinde de durdu. Dediği şuydu; "devlet ulusun mutluluğu için vardır." Devletin inanç, duygu ve emeği sömürtmemesi gerektiğini hatırlattı. Hukuk devleti ilkesinin evrensel boyutlarda olması halinde değerli olacağına dikkat çekti. Bu sözle ilkede objektif mi sübjektif mi olduğumuz yolunda herkesi düşünmeye davet etti. Polis devletini çağrıştıran yapı ve uygulamalardan kurtulma şartını dile getirdi. Hukuk devleti ile polis devleti kavramlarının birbirine ne kadar ters düştüğü anlayışında olduğunu gösterdi. Cumhurbaşkanı Sezer, güçlü ekonomik yapı, sosyal devlet prensibi, eğitim kalitesi, eylem ve işlemlerin kurrallara uygunluğu ihtiyaçları üzerinde de durdu. Özgürlük, eşitlik, girişimcilik sözleri, Turgut Özal''ın üç esas umdesinin bir başka şekilde antatılması diye yorumlanabilir. Temel hak ve hürriyetlerin kutsallığına bilhassa temas etmesi bu yoruma hak vermektedir. Ahmet Necdet Sezer, devletin, vatandaşın maddi ve mânevî varlığını geliştirmesine katkıda bulunması gerektiğini de savundu. Şu sözleri ise ilaç gibi geldi... -Devlet, hukuku egemen kılmalıdır. Kimse hukukun üstünde değildir. 10. Cumhurbaşkanı bunları dedikten sonra adalete güvenin yitirildiği yerde yolsuzlukların önünün alınamayacağı gerçeğine de dikkat çekti.
Cumhurbaşkanının, dün göreve başlaması münasebeti ile TBMM''de fraksız, papyonsuz ve sade bir vatandaş edasıyle yaptığı konuşma tutarlı ve dengeliydi. Sözlerinde hiç kimseyi rahatsız edecek bir ifade yoktu. Kendisine korku ile bakanları rahatlattığı gibi ümidle bakanları da memnun etti.
Bu konuşma veya bu nutuk, yeni devrin habercisi gibi...

