Kaydet
a- | +A

Sırpların Kosova''dan çekilmesi konusunda dişe diş geçen müzakerelerden sonra nihayet Belgrad''la NATO arasında bir sulhname akdedildi. Böylece kırk bin kişilik işgalci Sırp askeri Kosova''dan ayrılacak. Eğer sözlerinde dururlarsa asrın son zulmünü işleyen işgalcilerin dünden bu yana çekilme sürecinde olması gerekiyor. Bu söz üzerine NATO, harekâtı askıya almış bulunmakta. Yugoslavya devlet başkanı Slobodan Miloşeviç, varılan netice ile her şeyden evvel kendi milletine karşı suçludur. Harekâta sebep olmakla milletine harap olmuş bir ülkeden başka ne kazandırmıştır? Hiçbir şey. Onun için andlaşma metnindeki imzaların mürekkebi kurumadan Sırp halkı, sokaklara dökülerek sevinç gösterilerine başlamıştır.

Diğer taraftan harekât da iki noktadan sorgulanmaya değer: 1. Hava harekâtının kara harekâtı ile desdeklenmemesi sonucu operasyon uzamış, bu da düşmanın işine yaramıştır. Savaşın uzaması da savunmasız Kosovalı''nın ana-ata yurdunu terk ederek Arnavutluk, Makedonya, Türkiye...gibi memleketlere hicret etmelerine yol açmış ve haliyle dünya, yüzbinlerce muhacirle karşı karşıya kalmıştır. Kara harekâtından imtinada ABD''nin Vietnam Sendromu''nun şüphesiz ki büyük rolü var. ABD Başkanı, bir kere daha bir batağa saplanmaktan ürkmüştür.

2. Harekât esnasında Yugoslavya''nın askeri ve stratejik noktaları sürekli vurulmuş fakat Miloşeviç ve sivil-asker yardımcılarına dokunulmamıştır. Dünya kamuoyu, bu tavrı bir izaha kavuşturamamaktadır. Halbuki zulüm kararlarının bir numaralı sorumluları şu veya bu şekilde ortadan kaldırılsaydı hem Kosova, hem Yugoslavya ve hem de dünya rahat edecekti. Merak edilen husus şu: -Acaba Belgrad yönetimi, samimi olarak barış istiyor mu, yoksa mecbur kaldıkları için mi diz çöktüler?

Samimi olduklarını sanmıyoruz. Zaman kazanmak, bir süre nefes alarak toparlanmak niyeti ile savaş ve işgalden vaz geçmiş olabilirler. Bununla beraber karşı tarafın niyeti ne olursa olsun müttefik NATO güçleri caydırıcı kararlılığı ile tetikte durarak Sırplara fırsat vermemelidir. Nitekim bu maksatla Kosova''ya çok uluslu güç yerleştirilecektir. Barış güzel; ne kadar çetin elde edilirse edilsin neticede ona varılmıştır...ancak, barışı mânâlandıran savaşla kaybedilenlerin iadesidir.

Şehîd Kosovalı''ların geri gelmesi imkânsız. Onlar, artık Kosova tarihinin unutulmaz kahramanları. Uzuvlarını kaybeden gazi ve mazlumlara da bu kayıpları yeniden kazandırılamaz. Muhacir duruma düşüp başka ülkelere sığınmış Kosova''lı Müslümanların memleketlerine iadesi ise mümkün. NATO da bu kararı almış bulunuyor. Umarız karar savsaklanmaz; kâğıt üzerinde kalmaz ve Sırp saldırıları yüzünden vatanlarını terk eden

Kosovalılar geri dönerler.

Mevzuya dair en ciddi davranış, bizatihi muhacirlerin kendilerine düşmekte. Onlar, vatanlarını sevmeli, o vatan için can verenlere hürmet duymalı ve yerleştikleri ülke ve kamplardan ayrılarak KOSOVA''ya gitmeliler. Türkiye, gerek bu geri gitme konusunda ve gerekse yanmış-yıkılmış Kosova''nın Birleşmiş Milletler tarafından imarı için elinden gelen gayreti sarf etmelidir. Eğer sembolik bir geri dönme olursa Kosovalı Müslümanlar, Kosova''da azınlık durumuna düşer ki bu da Belgrad''ın işine yarar. Onun için muhacirler, bulundukları ülkelerde rahatı terk edip geçici bir rahatsızlığa talip olarak vatanlarına dönsünler.

Bir nesil rahatsızlığa katlanırsa gelecek nesiller huzura kavuşur. Üstelik bu acı ve gözyaşı Kosovalı''ya ordu sahibi olma ihtiyacını öğretti. Bugün onların da UÇK isminde bir orduları var. Çok uluslu güç, zaman içinde yerini UÇK''ya bırakırsa Sırp faşizmi, artık kolay kolay dişini gösteremez.