Kaydet
a- | +A

''Türkiye''de demokratikleşmeyi istiyorsanız bunu önce Siyasî Partiler Kanunu''ndan başlatın. Bugün Türkiye''de demokratikleşmenin önündeki engellerden biri Siyasi Partiler Kanunu''dur. Bunun en kısa zamanda değişmesi gerekir. Milletvekillerini biz mi seçiyoruz, halk mı seçiyor? Liderler seçiyor. İşte bu ve benzeri maddelerin değişmesi gerekir.''

Bunlar, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''in 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda gazetecilerle yaptığı ayaküstü sohbette söylediği sözlerin ilk kısmı... Sezer, halkın dili ile olmasa da gönlü ile konuşuyor.

Ahmet Necdet Sezer yeni seçilmişti. KHK münasebeti ile Başbakan''la araları gergindi. Biz, "halk Sezer''in yanında" dedik. Bir okuyucumuz, sekreteryamıza not bırakmış; "nereden biliyor?" Biliyormuşuz değil mi? Çünkü sayın Sezer, halkın gönlü ile konuşuyor..

Bir de dili ile konuşsa... Geçen hafta kıymetli şair ve fikir adamı Yavuz Bülent Bakiler bizi aradı. Her zamanki gibi telefonu sürprizlerle doluydu. Yekten "gönenç ne demek?" dedi. Zor suali ânında cevaplandırdık, " bilmiyoruz." Sonra niçin sorduğunu ilave etti. " Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte Kırgızistan''daydık. Hitabesini bitirirken halka ''gönenç kalınız!'' dedi de ondan sordum." "Halbuki dedik, müşterek Türkçeyi tercih etmeliydi." Bakiler, iç geçirdi. "Ahh!... Ortalık yıkılırdı. Cumhurbaşkanı Ataç''ça konuşuyor." Cumhurbaşkanının Nurullah Ataç Türkçesini; yani çoğu ölüp gitmiş tekliflerden örülü bir dili tercih ettiğini dilden anlayan herkes ifade ediyor. Resepsiyondaki sohbetinde şu husus dikkatimizi çekti. Ahmet Necdet Sezer, bir kağıda bakmadan irticalen konuştuğunda hem halkın dili ile hem de gönlü ile konuşmakta. Demek ki metni hazırlayan her kim ise onu tez elden değiştirmesi gerekir.

Dili ile de gönlü ile de halkın arzularını yansıtan bu sözler, sayın Ecevit''in Osmanlı''yı dikta ile suçlayan ithamının hemen akabinde geldi. İlahi bir ceza gibi oldu. Cumhurbaşkanı, milletvekillerini halkın seçmediğini söylüyor yalan mı? Hayır eksik. Sadece seçmiyorlar. Bir vekilin partide kalabilmesi de genel başkanın muvafakatine bağlı. Bakınız; Osmanlı''ya dikta izafe eden DSP Genel Başkanı, Mail Büyükerman gibi bir milletvekilini partisinde barındırmadı. Cumhurbaşkanının "demokratikleşmenin önündeki engellerden biri siyasi partiler kanunudur" sözleri çok doğru. Fakat bunun değişmesi o kadar zor ki. Göstermelik olarak değişir. Her şeyden evvel o "delege" denen esnafın ortadan kalkması lazım.

Dediklerinin ikinci kısmına gelince. Sezer burada da Ecevit ve azat kabul etmez yardımcılarına çok zarifçe taş atmış. KHK''nın "çok acil olduğunu söylüyorlardı. İşte meclis açıldı. Hemen meclise getirip kanunu çıkarmalıdırlar." Evet; nerelerdeler; hani vatan elden gidiyordu? "Kalkın ey ehli vatan!" Çığlıklarını unutmadık.

Politikacının biri ürkek hali, titrek sesi ile böyle bağırıyordu. Demokratikleşmenin önündeki en büyük engellerden biri (SPK) Siyasi Partiler Kanunu. Onun önündeki engelse milletten kopmuş siyasetçiler.