Sanki ayrı ülkelerden kimselermiş veya bir koalisyona vücut veren aynı Hükûmetten değillermiş gibi üç parti başkanı Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz''ın ayın 12''sinde zirve toplantısı yapacakları tâ bayram öncesinde ilân edildi. Günlerdir bu zirve konuşulup tartışılıyordu. Tartışma rüzgârı, MHP kanadında önce sert esti. Bu sertlik üzerine bir ân "acaba iktidar krizi mi çıkacak?" endişesi doğdu. 30 bin gencin katili yüzünden bir kabinenin dağılması hoş olmazdı. MHP daha sonra yumuşadı. Bayramın son günü ise Murat Sökmenoğlu vasıtasıyla probleme bir bakıma makul bir formül buldu: TBMM''yi bilgilendirmek... -Dosya, Başbakanlık''ta bekletilse de Meclise malûmat verilmeli, bekletilmese de. Bunun için de ''gizli celse'' yapılmalı.
Sürpriz teklif, taraftar buldu. Meclis''in bugünkü zirveyi takiben birkaç gün içinde gizli celse için toplanması beklenmelidir. Halli ortada olan mes''ele malûm... -Öcalan, asılsın mı, yoksa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin nihâî kararı mı beklensin?
Mini zirvenin gündem maddesi budur. Yargılama, Türk hukuk sisteminde temyiz dahil bütün safhaları tamamladı. Ancak, dâvâ üzerinde AİHM''nin ihtiyatî tedbir kararı var. AİHM "ben de asabilirsiniz demeden asamazsınız!" demek istiyor. Avrupa''da idam kalmadığına göre böyle bir hükmün çıkması muhal. Türk siyaset, yargı, medya ve fikir çevrelerinin ikiye bölünmesi bu yüzden. Bir kısmı, AİHM''nin nihâî kararının mutlaka beklenmesinden yana. Onlara göre Türkiye, hele AB adaylığından sonra Avrupa hukuku ile iyice iç içe girmiştir. Bu hukuku yok sayarak idam yoluna gidilirse memleketimizin istikbale dönük olarak menfaatleri zedelenir. Zaten asmaktan maksat, Türkiye''nin yüksek menfaatlerini temin değil midir? Aynı menfaat asmayarak da elde edilecekse müebbed hapis yoluna gitmeli. Cumhurbaşkanı bundan yana, Başbakan da. Genelkurmay tartışmaya girmiyor. ANAP ve FP dalgalanmada. DYP''de net tavır sergileniyor. Tansu Çiller, şöyle diyor: "Hem kararın infazı için el kaldıracak, hem de AB''ye gireceğiz." Kararlı bir söz. Muhakkak ki herkesin bir üslubû var. Fakat cesur bir beyan olduğu inkâr edilemez. En sıkıntılı durumda olan MHP''dir.
Milliyetçi Hareket Partisi, yıllar yılı PKK''ya karşı mücadele verdi. Siyâsî platformda en tavizsiz tutum O''nundu. Şehîd aileleri, üç hilalli bayrağın altında acılarını dindirmeye çalışıyorlardı. Ne var ki MHP bugün iktidar. Ne FP ve ne de DYP gibi rahat olamaz. Devlet mes''uliyeti altına girmiş bulunuyor. Devletse günü birlik düşünemez. Geleceğe dönük her türlü hesabı yapmak zorunda. Asmamakla affetmeyi birbirine karıştırmamalı. Tek evladını şehîd vermiş ananın acısını kendisi gibi aynı acıyı yaşayan bir başka anadan gayrı hiç kimse anlayamaz. Durum böylesine vahim.
Onun için Başbakan Ecevit''in dedikleri samimidir. "Öcalan, siyaseten bitmiştir. Onun dirisi artık bize ziyan veremez. Fakat ölüsü ziyan verebilir." Açıkçası; idamı üzerine içeride, dışarıda terörün yeniden alevlenmesinden endişe ediliyor. Bu da bu ülke insanlarından sayısı belirsiz yeni kayıpların verilmesi anlamına gelecek, yeni kayıp yıllar demek olacaktır. PKK çökme sürecine girmiştir. İdamla tekrar birleşebilirler. Öcalan''ın canının derdine düşmüş bir menfaatperest olduğu gözden kaçmıyor. "Beni asmayın diye ilk günden beri yalvarmakta. Devlet kurmaya kalkışan biri, bir Mahir Çayan, bir Deniz Gezmiş kadar bile delikanlı değil. Böyle korkak bir adamdan lider mi olur? Asarak kıymet izafe etmeye değmez. Bırakınız hücresinde zavallılığı ile başbaşa kalsın. Şehîd anaları onun asılmasını istemeye tenezzül etmeyeceklerdir. Yeter ki hadîse, kendilerine tam olarak anlatılabilsin. TBMM''den ikişer kişilik hey''etler, bir akşam şehîd ailelerine misafir olarak nazik durumu izah ederlerse ihtilaf hallolur. Tabiî bunun için de önce vekillerin bilgilendirilerek ikna edilmeleri gerekecektir. Dosya TBMM''ye gelecek. Soyadı bile intikam dolu katil asılmayacaktır. Onun asılmayacağı yakalandığı gün dahi belli idi. Bir Türk lirası, bir Alman markı veya Amerikan doları karşısında ezikse sen bu eziklikle globalleşen dünyada kendi derdini bile çözmekte zorlanırsın. Bakınız Amerika nasıl elektrikli sandalyeyi işletiyor. Gerçeğin özü budur. Onun için "ya bağımsızlığımız, bizim hukuk!" diye itiraz etmeyiniz. Düvel-i muazzama bugün de var. Borç istediğine direnemezsin...

