Manşetlerin giyotin gibi işlediğini daha evvel yazmıştık. Bu Türk medyasının eski hastalığıdır. Haberin önünü arkasını araştırmadan parçalar. O parçalanma haysiyetlerin yerle bir olduğuna kimse dönüp bakmaz bile.
Bir süre sonra gerçekler anlaşılır.
Ortada bir mağdur vardır.
Gözyaşları, kahırları ve öfkeleri ile bu adam, aile veya bu kadın yahut bir şirket öylece kala kalır.
Bir sabah
Harun Doğan diye bir güreşçimizin mindere ay-yıldızsız bir mayo ile çıktığı haberdi. Manşetler sekiz sütun bu kepazelikle doluydu. Okuyanların âsâbı bozuldu. Türkiye''yi temsilen Sidney''e kadar giden bir sporcu bu ihaneti nasıl işlerdi?
Herkes kızdı... Şimdi herkes, bir kere daha kızgın. Önce habere inanıp güreşçiye kızıldı. Bugünse haberi yapanlara kızgınlık duyuluyor. Harun Doğan''ı havaalanına indiği ândan itibaren takip ettik. Kanallarda ayrı ayrı konuştu. Ay-yıldız konusunda anlattıkları bize inandırıcı geldi. "Türküm, Türklüğümle gurur duyuyorum. 10 yıldır bu bayrağı şerefle dalgalandırmaktayım!" derken son derecede samimi idi. "Ne orada ne uçakta bir tek muhabir veya yazar gelip bana tek kelime sormadı" diye serzenişte bulunurken de haklıydı. Bir haber yapılırken hele bununla biri veya birileri ipe çekilirken araştırma yapılmaz mı? İdam TCK''dan kaldırılıyorsa da medyada bütün şiddeti ile devam etmekte. Rus güreşçisi karşısında çıkıp çıkmaması ayrı bahis fakat ay-yıldıza halel getirildiği iddiası ile bir güreşçinin yıkılması yazık olmuştur. Dünya şampiyonuna diyeceğimiz şudur:
Üzülmesin. Yiğit olanın başına her şey gelir. Nitekim mağdur olan sadece kendisi değil. Koskoca Yargıtay Başkanı da aynı dertten muzdarip. Sami Selçuk dün bizi aradı. Üzgündü. Hakkındaki haberlerin gerçek dışılığından dert yanıyordu. Yüksek mahkeme hakiminin söyledikleri şunlar:
-Uzun konuşmadım. Geçen seneki Yargıtay açış nutkum 58, bu sene 55 dakika tuttu. 115 sayfalık konuşmam 178 sayfalık kitap oldu. Ben bunu 18 sayfaya düşürerek görüşlerimi özetledim. Konuşmam esnasında çok su içtiğim yazıldı. O sırada boğaz sağlığımdan dolayı su içmek zorundaydım.
Buyurunuz işte!... İnsanlar su içmelerinden dolayı dahi sigaya çekilmekteler. Sami Selçuk, devam ediyor:
-Bir kısım gazete haberlerinde Cumhurbaşkanının TBMM açış konuşmasına 33 dakika katlanabildiğim ileri sürüldü. Tamamen asılsız. 1 saat 7 dakika dinledim. O sırada dışarı çıkmam gerekti. Çıktım ve tekrar döndüm. 13 sayfa daha vardı. Onları da dinledim.
İşte iki örnek. Biri dünya çapında güreşçi. Diğeri dünya çapında bir hukuk adamımız.
İncelemeden, kendilerinin fikri sorulmadan karalanıyorlar.
Medya ahlakı çok ciddi bir biçimde zedelenmiştir.

