Kaydet
a- | +A

Hadîselerin sür''ati o günleri çoktan unutturmuştu.

Kaç kişi, 1987''nin "2000 Yılına Mektup" kampanyasını hatırlıyordu. Kampanya gereği isteyen istediği yere mektup yazacak, posta idaresi yeni asra girince bu mektupları sahiplerine ulaştıracaktı. O günlerde değişik vatandaşlar, değişik yerlere mektuplar yazdılar.

Posta idaresi, şimdi bu mektupları alıcılarına teslim ediyor. 34 Mektup da TBMM Başkanlığına yollanmış.

Yollanan bu mektuplar, önceki gün Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz tarafından Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut''a teslim edildi. Bir anlamda tarihî değer taşıyan mektupların teslim merasiminde muhabirler, Akbulut''tan bir mektubu açmasını istemişler. Başkan rastgele birini seçmiş... Dünkü gazetelerde bu olay ve o mektup vardı. Mektubu okuduk... Üzüldük, içimiz burkuldu. Kaç zaman öncesinden 1987''ye, oradan bugüne taşınan trajik bir vak''a yaşıyoruz. Her renk, fikir ve yapıda iktidarlar gelip geçiyor fakat ülke bu sancıdan kurtulamıyor. Gazeteciler, Yıldırım Akbulut''a soruyorlar "13 yıl sonra da aynı ihtilaf yaşanacak mı?" Bir temenniden öte ne diyebilir ki? O da öyle yapmış "yaşanmamasını dilerim..."

Nerede o çözüm üretecek dirayetli devlet adamları?

Devlet adamı, çaresizliklerden çare çıkartan mahir kimsedir. Fatma Temiz adlı bir genç kızın Ankara''dan yolladığı mektup 2000''i yaşayan herkese... "TBMM Başkanlığı''na: Bugün yeni bir zaman dönemine girmiş bulunuyoruz.1 Ocak 2000''in milletimiz ve insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu mektubu size 22 Mayıs 1987 günü yazıyorum. Bugün 140 öğrenci inancımıza uygun giyindiğimiz için okulumuzdan atıldık. Disiplin kovuşturmasına uğradık. Bir grup öğrenci arkadaşımız bu durumu protesto etmek maksadıyla açlık grevine başladık. Yurdun dört bir yanından yüzlerce kız ve erkek öğrenci destekleme grevi başlatmışlar. Halkımız bizi desteklemek için yüz binlere varan imza topladılar ve mektup yolladılar. Bu mektubu yazdığımız gün açlık grevi 26. gününü doldurdu. Arkadaşlarımızın bazıları 10 kilo kaybetti. Aydınlar ve halk bu kutsal direnişimizi destekledi. Çünkü bizler sadece bir baş örtüsünün değil, insan temel hak ve hürriyetlerine, inanç, vicdan ve kanaat hürriyetlerine yapılan baskıyı protesto ediyoruz. Aydınlık geleceğin, yüksek öğrenim gençliğinin bu sabır ve kararlı direnişinden doğacağına inanıyoruz. Saldırılara kalkışmadık. Bir inancı diri tutmaya, inandığımız bir şey için fedakârlıkta bulunmak için karar vermiştik. Ümit ediyorum ki bu eylemimiz başarıya ulaşacaktır. Bu mektubu size yazıyorum ki bu ülkenin yöneticisi olarak geçmişte yaşadığımız bu üzücü ve vicdanlarımızda izini taşıyacağımız olayı hatırlayasınız. Umarız 2000''li yıllarda ülkemiz uygar ve ileri ülkeler düzeyine ulaşmış olur. Toplumumuz refah ve barış içerisinde olsun. Dileriz ki insanlar inanç ve fikirlerinden dolayı horlanmasın. Ülkemiz bağımsız, insanımız özgür olsun. Bu duygularla 13 yıl öteden sizlere sesleniyorum. Selam, saygı ve iyi dileklerimle. İnsanlar mutlu ve barış içerisinde olsun." Mektubu, bir açlık grevinin ruh halinde yazmasına rağmen 20''li yaşlardaki genç kız yine de fevkalade soğukkanlı bir üslûp kullanmış.

Aşırılık göstermediği için ayrıca tebrike layık...

Mesele trajedi olmayı da aşıp, kangrenleşti. Sadece öğrenciler değil, birçok vatandaş incitiliyor. Yıllarımızı meşgul eden bir sosyal sancıdan kurtulmamızın günü çoktan geldi... Şu "siyasî simge" iddiası da artık hiç sevimli değil. İçi boş laflara iltifat edilmemeli. Yeni bir asra girdiğimize göre yeni sayfalar açalım... Bembeyaz olsun.

Tertemiz olsun. Bakınız dünden bugüne hiç de güzel bir miras bırakılmamış. Bugünden yarınlara olsun yüz akı işler kalabilmeli. Kendi vatandaşımızı ağlatarak nereye varabiliriz? Herkes, nerede yanlışlık yaptığını araştırmalı. Muhalifler de muvafıklar da.