Kaydet
a- | +A

22 Nisan İhlas Holding''in doğum günü... Bu, aynı zamanda bizlerin de doğum günümüz. Türkiye gazetesi kapısından ilk girdiğimizde 20 yaşındaydık. 20 yaş nedir ki; daha hayat meçhul, daha yol önde uzun mu uzundur. Onun için bizim ve bizim durumumuzda olan arkadaşlarımızın da doğum günü gerçekte 22 Nisandır, 1970''tir. Hayatımızın en büyük kazancı Enver Ören isminde bir insanla tanışmamızdır. O gençlik yıllarında; üstelik Türkiye terör ateşi ile kavrulurken bu kapıdan değil de bir başka kapıdan da girebilir, hiç de uygun olmayan bir başka kişi ile de çalışabilirdik.

İdeolojik kalıplar her tarafı kuşatmıştı. Kaptanı Enver Ören olan gemiye binerek ideolojik şartlanmışlıktan kurtulduk. Çünkü O, orta yolda olmayı, ılımlı davranmayı, peşin hükümlerden uzak durmayı tercih ediyordu.

Enver Ören, yaşıtları, biz kendinden sonra gelen nesiller ve bir müddet sonra kendinden de büyüklerin ağabeyi oldu. Bu ağabey, hep öğretti, hep verdi. Sabrı, tahammülü, şükrü, güler yüzlü olmayı, dinlemeyi, istişare etmeyi, sevmeyi, özür dilemeyi, affetmeyi, feragat ve fedakârlığı tevazuyu, yük olmayı değil yük almayı, kalp kırmamayı, neyin sevilip-sevilmeyeceğini öğretti... Öğretti... Öğretti.... Kim yanına hangi ruh hali ile girerse girsin ferahlamış, sıkıntısından kurtulmuş, hafiflemiş, inancı takviye olmuş olarak çıktı.

Eğer Enver Ören diye bir insan olmasaydı, İhlas Holding diye bir müessese de doğmazdı. Enver ağabey hep iyimser oldu. Daima güzel tarafı gördü. İnsanlara inandı. Kim olursa olsun insana kıymet verdi. İnsanı yüce Allah''ın mukaddes bir emaneti olarak bildi. Onun için kimseden nefret etmedi. Hiçbir fikri hafife almadı. Tekliflere açık oldu. En olmayacak teklifin bile önüne set çekmedi. Aksine "yap görelim" dedi. Böyle bir izinle bazen hayli ciddi meblağlar çöpe atıldı. Fakat bunlar daha sonra bilgi birikimi şeklinde geri döndü. Ekip, tecrübe ile donanıyordu. İnsana yatırım yaptı. Kendini bir işveren, çalışanları işçi olarak görmedi; aklından dahi geçirmedi. Onları arkadaşları bildi. Sadece bu arkadaşları değil, arkadaşlarının evdeki hanım ve çocukları dahi Enver Ören ismini yarınlarının teminatı saydılar. Enver Ören ağabeyin en mühim hususiyetlerinden biri karşısındakine güven vermesidir. Zaman zaman kendisine en olmayacak teklifleri götürdük. Eğer o isterse olur şeklinde samimi bir kanaat sahibiydik. Hakîkaten bu kanaatten dolayı en ihtimal verilmedik hizmetler dahi gün yüzüne çıktı. Enver Ören mükemmel bir orkestra şefidir. "Ben-sen değil, biz" der... 22 Nisan 2000 akşamı da aynısını söyledi. -Biz bir vücut gibiyiz; vücutta her uzva ihtiyaç vardır. Kim bu hizmetleri kendine fatura ederse o, helak olsun, Allah ona lanet etsin. Sonra babası Nazif Ören''in 3 Kasım 1953''te ölüm döşeğindeyken kendisine "ihlaslı ol" diye vasiyet etmesini naklederken ağladı. Sakinleştikten sonra dedi ki... -İnsan, hem ağlar, hem güler. Ağlamayan insan tehlikelidir. Ben gündüzleri güldüm, ama geceleri çok ağladım.

Çünkü ağlamayan kişi katı kalplidir. Katı kalplide merhamet olmaz. Merhametsiz kimsede iyiliğin zerresi bulunmaz. İhlas kelimesinin en kısa tarifi samimiyettir. Enver Ören serapa samimiyettir. Bu sebeple babasının vasiyetini şirketine isim yaptı. O, hiçbir zaman gayrı samimi olmadı. Ne dediyse O''nu yaşadı.

O gün de öyle diyordu: -30 yıl önce ne idiysem bugün de oyum... En yakın şahidleriyiz. 30 yıl önce çocukla çocuktu büyükle büyük; bugün de öyle. 30 yıl önce 18 yaşındaki gibi heyecanlıydı bugün de 18 yaşındaki gibi heyecanlı. Kalbi üç aşkla dolu; Allah aşkı, insan aşkı, hizmet aşkı. Düne göre değişen sadece bir şey var: Daha evvel birkaç nesle ağabeydi; bugün onbinlere baba. Yurt içi, yurt dışı, kadın-erkek, hasta-sağ nice bildik bilmedik işittik işitmedik, darda zorda, çaresizlikteki insanın imdadına koşan isim Enver Ören''dir. Onun için o, artık yalnızca ağabey değil, aynı zamanda babadır. Enver ağabeyin başarısındaki sır nedir? Alt alta en az 100 madde sıralanabilir.

En bariz olanlardan biri kavgadan uzak durmasıdır; yani O, aynı zamanda bir barış adamıdır.. Yumuşak bir huyu vardır.... Günlük bir gazete çıkartıp, medyanın bir bölümüne hükmedip kavga etmeden hayat sürmek imkânsız gibidir. İnsanlarla kavga etmez. Devletle hiç etmez. Devletle kavganın iyi Müslümanlık sayıldığı 30 yıl evvelinde O, bizlere şu ölçü ve öğüdü verdi: -Devlet üzerimizdeki çatıdır; yıkılırsa hepimiz altında kalırız.

22 Nisan 2000 gecesi "İhlas''ta en az 25 yıl çalışmış" 39 kişiye ödül verildi. Ödüllleri bizzat Enver ağabey o her zamanki neş''eli üslubuyla dağıttı. Elini sıktığı her arkadaşa iltifatlar yağdırdı. Bize de lütufkâr ifadelerde bulundu. Zerresine layık değiliz. Doğrusu o kıymetli insanların içinde olmaya da layık değiliz. Neylersiniz ki takdir eden öyle yazmış. Asıl ödülümüzse, iltifatlarından sonraki şu cümleleri oldu: -....Hepsi bir tarafa, Enver abinin âşığıdır. Dr. Enver Ören adlı seçkin adamın üç eseri vardır: 1. İhlas Holding. 2. O''nu seven onbinler. 3. Ahmet Mücahid Ören...