Kaydet
a- | +A

Avrupa Birliği''nin genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugen Türkiye''de.

Ekseri gazetelerin "komiser" bazılarının da "temsilci" dedikleri bu zatın Türk hükümeti ile temasları çeşitli rivayetlere yol açtı.

Önce komiser veya temsilci Verheugen''in Türk hükümetine Kürtlerin azınlık sayılmaları ve Kürtçe TV yayınının serbest bırakılması için rapor verdiği iddia edildi.

Sert tepkiler üzerine iddia yalanlandı.

Ve yeni bir rivayet dolaşmaya başladı:

Resmi rapor verilmemiş fakat mezkür komiser/temsilci öylesine karaladığı notlarını Başbakan Bülent Ecevit''in masasına bırakmış.

Bunu da Başbakan reddetti.

İhtimaller şunlar:

Hakikaten resmi veya gayrı resmi böyle bir ''muhtıra'' verilmiştir; başbakan mesleği ve mizacı gereği ketum davranmaktadır.

Veya aralarında şifahi olarak bu konuşma geçmiştir.

"Bu konuşma" derken motomot, diplomasi kuralları aşılarak kabalık gösterilmiş olmayabilir. Dolaylı, imalı, izah, istek ve telkinler yapılamaz mı?

Bir muamma durumun varlığı gözden kaçmıyor.

Tuhaf olan komiser/temsilcinin AB''den sorumlu Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz''la değil de doğrudan Başbakanla görüşmesidir.

Sanki bir pazarlık yaşanıyor...

Pazarlığın cepheleri de hayli farklı. Türkiye, Başbakanlık İnsan Hakları Üst Kurulu''na Kopenhag kriterleri çerçevesinde "demokrasi, hukukun üstünlüğü insan hakları takvimi" adı altında bir dosya hazırlattı. Bununla AB''ye giden yol haritamız çıkartılmış oluyor.

Dosya, yol haritasını hazırlayan kurula başkanlık yapan devlet bakanı Rüştü Kâzım Yücelen tarafından Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcısına verildiği gibi misafir siyasetçiye de verildi. Türk hukuk mevzuatında 52 yenilik, ilave ve değişiklik yapılıyor.

Böylece önümüzdeki dört yıl içinde AB''ye girmeyi hedefliyoruz. Buna mukabil Ecevit Verheugen ile yaptığı görüşmeden sonra AB''nin masaya koydukları takvimin uzunluğundan şikâyet ediyor.

Bu takvim kaç yıllıktır belli değil.

Pazarlığın birinci adımı böyle.

Makul değişiklikler ve bunların AB ile müzakereler yapılarak kristalize edilmesi.

İkincisi ise asıl görülmeyen ve üzerinde rivayetler dolaşan taraf.

Bu tarafta Kürtlerin kullanıldığı herkes tarafından görülmeli.

Sanılmasın ki AB''nin istediği gibi bir Kürt politikası güdülse Türkiye hemen kabul edilecektir. Kürt, Rum''un hatırı için malzemedir. Kürt meselesi Türkiye''nin hassas problemi olduğundan o kartı göstererek Kıbrıs''tan taviz koparmak niyetindeler.

KKTC ortadan kaldırılmak isteniyor.

Doğu ülkeleri bu komiser anlayışından çok çekmiştir.

Batılılar hep kendilerini komiser, doğuyu hep müstemleke/sömürge olarak gördüler.

Gunter Verheugen, onlardan olmasın!