Kaydet
a- | +A

Öcalan mes''elesi, içinden çıkılmaz bir hal aldı... Hayatta kalması da ölmesi de dert. Varılan şu noktada huylanmamak mümkün değil. Komplo teorisi gibi olmasın ama her şey hesap-kitapla projelendirilerek yapılmış gibi. Türkiye''nin AB''ye aday gösterilmesi müzakerelerinin cereyan edeceği Helsinki toplantısı ile Öcalan''ın kararı üst üste çakıştı. İnanılmaz bir tesadüf. Her şey Kenya''dan önce mi hesaplanmıştı? Zihin bulandıran soru budur.

Ve belli ki üç aşağı-beş yukarı dünya devleti Türkiye, Anadolu''nun birliği, GAP, 21. yüzyıl, Ortadoğu... vs gibi çok önemli bahislere dair stratejik tesbitler yapılarak terörist yakalattırılmıştır. O sebeple mahkûmun asılması kadar asılmaması da problemlerle dolu. Asılsa devletin Avrupa ve muhtemelen birkısım vatandaşlarla başı derde girecek. Asılmasa yine birkısım vatandaşlarla sürtüşme olacak.

Astırmayanların yarınki tutumları da düşündürücüdür. Bu defa da siyasî süreci kurcalayacaklardır.

Peki asılmasa Türkiye Avrupa Birliği''ne kabul edilecek mi? Sırf asılmadı diye böyle bir mükâfatlandırma beklememeli. Bu mes''eleyi AB''ye anahtar şeklinde düşünmek yanıltıcı olur. Hükûmetin konuya dair tutumu da hayret uyandıracak dağınıklıktadır. DSP, Avrupa İnsan Haktları Mahkemesi''inin Türk Mahkemesi''nin kararına "ipotek" koymasını adeta dua ederek beklemiştir. ANAP kendini çekmiştir. Sadece MHP sesini yükseltti. O kadar. Ancak ses bir yankı bulmadı. Olay öylesine girifttir ki asılınca mezarı da sıkıntı konusu olacaktır. İdam ne demektir?

Bir kişinin hayatına son vermek.

Zaten herkes, her fani, er-geç bir gün ölecek. Ölecek ve hesap verecek.

Bu bir mutlak hakîkat. Buna rağmen siz gelin de AB''yi, AİHM''yi ve daha bir sürü kısaltma ve sembolü evladını kaybetmiş analara anlatın. Onların ne Avrupa Birliği umurunda ne birtakım yaldızlı laflar. Bu analar hâlâ beklemede. On binlerce vatandaşımızın ve katrilyonlarca lira servetin kaybına sebebiyet vermiş, 15 yıl boyunca fidan gibi delikanlıları katletmiş, Türkiye''ye kan kusturmuş bir terörist asılmadığı takdirde şehîd analarının ne yapacağı belli olmaz. Yanık yürekli analar kızgın. Acı ve öfke dolular. Bununla beraber şartlar, şehîd analarının bağırlarına taş basmalarını gerektiriyor sanki. Memleketimiz, istikbalimiz, huzurumuz ne icap ettiriyorsa o yapılmalı. Zaten ana olmak fedakârlığın öbür adıdır. Kendilerini asılmaya göre şartlandırmasınlar. Hayal kırıklığına uğrayıp bir kere daha yıkılmak da ayrı bir acı olur. Öcalan''ın idam edilmeyeceği daha ilk günden ortadaydı. Öyleyse bu kadar yargılama boşuna mı oldu?

Hayır!

Karar, bir hükümdür. Artık asılsa da asılmasa da PKK''nın başındaki şahsın boynunda idam yaftası vardır.

Dünyada yapayalnız değiliz.

O nefîs deyimimizdeki ölçü ile kanı kanla yumak fayda vermiyorsa orada düşünmek lazım.

"Nasılsa bir gün ölecek." Anaları anlıyoruz. Ana olmak ne kadar zormuş. Bundan böyle unutmamalı ki bütün bir cemiyet, hepimiz o analara borçluyuz. Neyi? Her şeyi. Onlar, Türkiye için evladlarını verdiler.