Kaydet
a- | +A

Önceki akşam bazı televizyonlar, dün de bazı gazeteler, Bolu valisi Nusret Miroğlu ile meşgullerdi. Üslup kötüydü; yapılan, haberciliği aşmış hedef göstermeye dönüşmüştü adeta. Olay özetle şöyle: Vali Miroğlu, halkın dertlerini dinlerken kendisine sitem eden bir genç kızla tartışmış, el-kol hareketleri olmuş, genç kız, valinin talimatı ile emniyete götürülmüş, sonra serbest bırakılmış. Medya, valinin kıza tokat vurduğunu iddia ediyor.

Gülşen Özer ismindeki depremzede kız böyle bir şey demiyor. Hatta ifadeden sonra "burada herkesin sinirleri gergin" deme olgunluğunu göstermiş..

Vali de tokatlama iddiasını yalanlamakta... Buna rağmen ortaya medyatik bir linç çıkıyor. Acaba medya, masallarda su başını kesmiş devler gibi arada birbirini yeme ihtiyacında mı, kendisini kan mı tutuyor? Medya, sık sık bürokratı, valiyi şunu-bunu yargısız infazla ipe havale ediyor. Peki ya kendisi, kendi kusurları? Aynayı bir de kendine tutsa!.. Bu bir habercilik mi, yazarlık mı, TV programcılığı mı, şereflerle oynayıp zar-zor yetişen insanlarımızı bozuk para gibi harcamak mı? Bir TV programcısının -bırakınız valiyi- herhangi bir kimseye bıyıklarını neden kestiğini sormaya ne hakkı olabilir? İnsan hakları yalnızca teröristler için mi akla gelir? Böyle bir tavır, gazetecilik değildir. Gazeteci, kendisini karakol komiseri yerine koyamaz. Bunları derken vali Miroğlu''nun depremzede Gülşen Özer karşısındaki hareketini tasvip mi ediyoruz? Hayır!... Hafife dahi almıyoruz. Bizim dememiz, atasözündeki gerçek: Ayağı bir sürçmekle atın başı vurulmaz. Vali de insandır. Her insan gibi vali de hata eder. Hele böyle netameli zamanlarda. Düşününüz, medyanın üzerine çullandığı bu vali, 17 Ağustostan bu yana 550 bin kişiye hizmet veriyor. 17 Ağustos ve 12 Kasım''da iki ciddi deprem geçirmiş. İlkinde yüzlerce ölü, binlerce yaralı, onbinlerce deprem mağduru var. İnsanlar, haklı olarak onun şahsında devletten dertlerine derman olmasını, şefkat göstermesini, mes''elelerine eğilmesini bekliyorlar. Kapısını herkes ayrı bir istekle çalmakta... Miroğlu, 17 Ağustostan beri geceli-gündüzlü vatandaşın yanında. Problemleri halle, çadırlarda perişan vaziyetteki depremzedeleri insanca hayat şartlarına kavuşturmaya çalışıyor. Vali dediğiniz kim? Biz vatandaşlar, valileri, kuvvet-kudret sahibi yetkili insanlar biliriz.

Ne gezer!.. Vali, vatandaşla Ankara arasına sıkışmış bir devlet memurudur. Her işleri merkezin izni ile olur. Böyle olunca da vali iş yapabilir mi? Bir genç kızla tartışmak, onun sütunlara, ekranlara taşınması herkesten çok Nusret Miroğlu''nu üzdü. Sayın Miroğlu''nu kaymakamlığından beri tanırız. Gayretli ve efendi bir insandır. Karıncayı incitmekten sakınan bir tabiatı vardır. O gün sinirlenmesi hoş olmamıştır. Ancak genç kızın da dediği gibi deprem bölgelerinde herkesin sinirleri gergin. Olağanüstü günlerdeyiz. Medyanın habercilik dışında bir kastı yoksa bunları düşünmeli. Hiç hatalı haber yapılmıyor mu, hiç hatalı yazı yazılmıyor mu? Çok...

Öyleyse bu üslup bozuk. Bu hınç fazla.

Cerrah, neşterini sustalı gibi kullanamaz; gazeteci de kalemini, kamerasını, objektifini...