İsmi "Kotar" aile ismi "Elli" unvanı da "Şef" olan biri var mı? Hem var hem yok. Orijinal adı ''Carlo Cottarelli.'' Kod adı da varsın o olsun. Lisans hakkı istemeyiz. İtalyan asıllı mı, Yunan soylu mu bilmiyoruz ama Türklere çok benziyor. Herhalde onun için Türkler kendilerinden biri saysınlar diye IMF''nin "Türkiye masası şefi" yapılmış. Ki bunu düşünen hayli ileri görüşlüymüş.
Şef, iki de bir Türkiye''de. Ankara-İstanbul su yolu. Yetmedi şimdi de Kemer''de, Kaş''ta vs. Neden bir kerecik de Varto''ya uğramaz. Depremzedelere selam vermez. Böyle şeflik mi olur? Zaten huylarıdır. İşgal yılları müstemleke komiserleri de Pera''dan öte diyar tanımazlardı.
Adamın evi-barkı yok mu? Bu Türkiye muhabbeti biraz can sıkıcı oldu. Hakkında çıkan söylentilere bakılırsa evi-barkı nâmevcut. Geçenlerde bir gazete, şefin bir Türk kızına gönül kaptırdığını yazıyordu. Eğer, iddianın aslı varsa bir çok soru da böylece aydınlanıyor. Bay Cottarelli''nin Türkiye üzerine çalışma stili hakikaten can sıkıcı.. Birileri bir şekilde patlayacaktı. En nihayet Antalya''daki takdim şekli önce iki sendika liderini sonra da başbakanı çileden çıkardı. Şef sanki Türkiye''nin gerçek maliye bakanı. Hatta belki bunu bile beğenmez. Kimbilir rolünü Başbakandan dahi ileri görüyor olabilir. "İnce ayar uzmanı"ymış, "içimizden biri"ymiş. Bunu diyen profesör, hiç çocuğuna defter-kitap alamayan bir veli ile tanıştı mı? Kendi hayatına ince ayar yapamayan şef, nasıl olur da Türkiye''ye nizamat verir.
İşin içinde aşağılık kompleksi var. Hiç inkâr edilmesin bu illet bugün de yaşıyor.
Merakımız şu: Başbakanın reaksiyon göstermesi için kamuoyunun tavır koyması şart mıydı? Daha evvel kendisine diplomasi zarafeti ile "haddini bilmelisin, burası Zimbabve değil" denemez miydi? Denmemiş, denememiş ki "içimizden biri" tek başına her şeyimize karışır oldu. Dediklerinin haklılığı haksızlığı ayrı. Onları iktisatçılar münakaşa etsinler. Lakin şu olanlar, insanın gücüne gidiyor.
Şimdi ister misiniz şef gücenip gitsin! O savuşup gidince IMF de darılsın?
Bir şeycik olmaz. Gider yine gelir. Darılır tekrar barışırlar. Gitse de kalsa da "içimizden biri" ve "ince ayar uzmanı" şefe bir iyilik düşünmeli.
Şefi de yarı millileştirip sandalyesiz bakan yapamaz mıyız? Zaten öyle değil mi? Nerde kaldı itibarımız? Hem ekonomiden olduk, hem itibardan!.. Tebrikler hükümete...

