Ahmet Necdet Sezer, mazbatasını alarak "Cumhurbaşkanı" sıfatını kazandı. Hayırlı olsun; Türk milletine, bölge insanına, insanlığa, ailesine ve şahsına... Sayın Sezer''in Cumhurbaşkanlığına seçilmesi bazı kişiler için çok da memnuniyet verici olmadı. Şimdiden tehditlerini savurmaya başladılar bile. Karalama kampanyası uzak değil. Henüz beklemedeler. Onlara göre Sezer, şüphelidir; daha kim olduğu anlaşılamamıştır. Hani sıkılmasalar "Kürtçü" bile diyecekler. En ziyade rahatsız oldukları taraf geçen yıl ve bu yılki Anayasa Mahkemesi açılışlarında yaptığı konuşmalar. Bunlardan da bilhassa ilkinden gocunmuş vaziyetteler. Bu adamlar, Ahmet Necdet Sezer''le Sami Selçuk''a her türlü telkinlerden âzâde konuşmalarından dolayı yan gözle, hatta kinle bakmaktalar. Şimdi bütün beklentileri yeni Cumhurbaşkanına verilecek brifinglerdir. Cumhurbaşkanının askerî bilgilendirmeyle ıslah edileceğini, yola getirileceğini îmâ etmekteler. Ne ters mantıktır yarabbi!.. Onlar zannediyor ki... İsmi geçen yüksek hukukçular, üniter yapıya karşıdır. Laik değildir. Devletin hassasiyetlerine uzaktır. Hatta PKK sempatizanıdır vs... Bunlar mümkün mü? Eğer Türkiye Cumhuriyeti, iki fevkalade önemli yargı kurumunun başına milli bütünlüğe inanmamış, bölücülere yakın şahısları getirtecek kadar her şeyden habersizse o zaten devlet olamamış demektir. Devlet dairesine kapıcı alınırken bilie tahkikat yapılırken o makamlar boş bırakılır mı? Ağızlarına doladıkları Yüksek Askeri Şûra Kararlarının mahkeme denetimine tabi olmasını istemek bir yargı mensubunun mesleki vazifesidir. Hukukçuların menşei ne olursa olsun tasarrufların layüsel addedilmesini kabul etmeleri beklenebilir mi? Namuslu entellektüel nabza göre şerbet veren, rüzgâra göre yön değiştiren insan değildir. O öncüdür, doğru bildiğini yalnız kalma pahasına dile getirmekten korkmaz. Zaten dünya uygarlığı şu günkü aşamasını bu cesur insanlara borçludur. Nazari konuşma ile onun uygulama safahatı farklıdır. Ahmet Necdet Sezer esas itibariyle düşüncesini korumakla birlikte onun hayata geçmesi için zamanlama unsurunu göz ardı etmeyecektir. Bunun için tabiî ki askerin de görüşü alınır. Onun endişeleri de hesaba katılacaktır. Zaten 10. Cumhurbaşkanı bu görüşten ibaret değildir. Buna rağmen bazıları TSK ile devletin başındaki şahsiyetin arasını açmak için fırsat kollayacaklardır. Adaylığın belli olması ile başlayan zihin bulandırıcı göndermeler giderek tırmandırılıyor. Şimdi de Ahmet Necdet Sezer isminin PKK yayın organları tarafından takdir edilmesini dillerine doladılar. Nerede ise "işbirlikçi" diyecekler. Takdir edenlerin kimliği takdir edileni ne kadar bağlar? Üstelik toplumun üzerinde ittifak ettiği bir ismin ortaya çıkması fena mı olmuştur?
Bugün için Ahmet Necdet Sezer''i her kesimden Türk vatandaşı seviyor. Keşke hep böyle sürse. Türk de sevse, Kürt de, Çerkez de, Laz da... Hatta bugün için alaca olan sevgiler, icraatlar görülerek coşkun nehirlere dönüşse. Bize nefret değil, sevgi lazım. Sayın Sezer şunu unutmamalı... Ne yaparsa yapsın bazıları asla hoşnut olmayacaktır. Onlar dün şeytan taşlarcasına Turgut Özal''ı taşlıyorlardı. Yarın da kendisini taşlayabilirler. Benzer iddialar, Turgut Özal için yazılıp-çiziliyordu. Ne oldu? Müfteriler unutulup gitti. Onlar öldüler. Özal muhabbeti ise milyonların kalbinde yaşamaya devam ediyor. Onun için hak bildiğinden şaşmamalı, fikir namusundan taviz vermemelidir. Eğer sütunundan kendisine tehdit savuranlar varsa bilsin ki şahsiyetli üslubunu koruma kaydı ile onlar karşısında yalnız kalmayacaktır. Gözlerine hoş görünmeye uğraşarak çığırtkanları memnun edemez. İstikbal için yeni sayfalar açılırken maalesef bazı kimseler, son derecede tedirgindir. Halbuki TBMM rüşdünü ispatlamıştır, karizması giderek gelişmekte. Hükûmet, ekonomi başta olmak üzere sevindirici neticeler almakta. TSK''nın başında Kıvrıkoğlu gibi sağduyu sahibi, politikadan hoşlanmayan zarif bir isim var. Devletin başına da fikir üretebilen, demagojiden, popülist cambazlıklardan hoşlanmayan iyi bir hukukçu geldi. Yarınlar için daha fazla ümidliyiz. Bu ümidin devamı veya sönmesi, Türkiye Cumhuriyeti''nin 10. Cumhurbaşkanı''na bağlıdır. Merhum Turgut Özal''ın üç düsturu vardı; fikir hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti. Ahmet Necdet Sezer bunları dörde çıkartarak devam ettirebilir.
Yani: Fikir hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti, teşebbüs hürriyeti, tasarruf mecburiyeti. Sayın Sezer...
Bunları yaptıkça doğru yolda olmuş olacaksınız, doğruların düşmanı çoktur, fakat yardımcısı hazreti Allah''tır. Siz doğru yolda oldukça biz de taşlara, oklara, kurşunlara karşı sizi koruyacağız bunu bugünden böylece biliniz.

