Kaç gündür kalbimize zehirli hançer gibi saplanmış bir haberin acısı ile dolaşıyoruz. Müslüman olmayan bir ülke gazetesi böyle bir haber yazsa fanatik davrandıklarına yorarak üzerinde durmayabilirdik. Haber İstanbul''da çıkan çok satışlı gazetelerden birine ait. Başlık aynen şöyle: -İslamda tabuları yıkacak buluşma. Merak etmemek mümkün mü? İslam''daki tabular nelerdir ve bu tabular, hangi buluşma ile yıkılacaktır? Avrupa Birliği''ne üyelik sürecinde Türkiye, Diyanet İşleri Başkanlığı uyum çalışmalarına katkıda bulunmak gayesiyle din ve bilim adamlarının iştirak ettikleri bir şûra topluyor. Şûrada "Avrupa''da dini hayat, din-siyaset ilişkisi, insan hakları, dini alanlarda karşılaşılan problemler ve çözüm yolları" müzakere edilecek. İstanbul Şûra''sına Avrupa ülkelerinden 25, Türkiye''den de 125 müzakereci katılıyor. Bilginin kaynağı, organizasyonun başı olması hasebiyle bizatihi Diyanet İşleri Başkanı. Böyle bir etkinlikte yadırganacak bir taraf var mı? AB''ye girmek millî bir hedef haline gelmişken Diyanet de konuya ilişkin olarak bazı peşin hükümlere son vermek için böyle bir toplantı tertiplemiş. 10 Mayıs''ta da Tarsus''ta devamı yapılacakmış. Onun da adı "dinlerarası inanç ve hoşgörü toplantısı."
Özü bu olan haberi, saptırmadan vermek meslek ahlakı gereği değil midir? Elbette öyle. Ama gazete bu yolu tercih etmemiş. İmza olarak Ankara''nın kullanıldığı mevzubahis haberde muhteva ile uzaktan yakından alakasız işte o başlık atılmış. "İslam''da tabuları yıkacak buluşma." Metni tekrar tekrar okuduk. Başlığı ile haberin kendisi arasında zerrece alaka yok... Eldeki kalemin bir namusu olması gerekir. O namus kirletilmiştir.
Bir namus kirletilirken, objektif habercilik kriterleri çiğnenirken, en fenası yüce İslam dini sanki yıkılacak tabularla doluymuş gibi takdim edilirken acaba o gazetenin sorumluları ne yaptılar? Hangi muhabiri, hangi haber şefini, hangi yazıişleri müdürünü hesaba çektiler? Sanmıyoruz, üzerinde dahi durulmamıştır. Bazı medya organları âlemi nizama sokmaya çalışırken böyle zamanlarda otokritik yapma seviyesini kendilerine yakıştırmazlar. Hadi onlar bunu yapmadılar. Peki, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, neden şahsına atfedilen dejenere haberi tekzip etmez? Haber tepeden tırnağa İslamiyete ard niyetle bakan bir kalemden çıkmadır. Dinlerarası hoşgörüden söz edilen haberde ne tezattır ki İslam dinine saldırılıyor. Nerede kaldı o hoşgörü? Siz bu en mükemmel dine inanmayabilirsiniz; ancak, yurdumuzda hemen herkesin Müslüman olduğunu, okuyucularınızın Müslüman olduğunu görmezden gelemezsiniz... Acaba; habere imza koyacak kadar cesareti olmayanlar, o haberi yayınlayanlar, gazetenin yetkilileri, İslamiyet''te tabu olarak neleri bilmekteler? Hiçbir şeyi...
İslamiyete o kadar yabancılar ki.
Aydın bir gayrı müslim, İslamiyete onlardan daha fazla vakıf... Cehalet ne kadar kötü.

