Kaydet
a- | +A

Mavi gök altında söylenmedik söz kalmamıştır. Böyle denir, böyle inanılır. Büyük ölçüde de öyledir. Çok yeni sanılan vardır ki eskinin bir başka biçimde tekrarıdır... Acaba DNA şifrelerinin çözümü, gen haritasının çıkarılması gibi tıbbî devrimler de bu cümleden mi? Bunu böyle farz etmek yeni buluşları inkâr anlamına gelir ki onun da kabulü mümkün değil. İlme karşı yobazlık olur. İlme karşı durmak ne kadar abesse ilmin çarpıtılması da o kadar hafif harekettir. Bu keşif, tekerleğin keşfinden, aya gidilmesinden daha önemli kabul ediliyor.Tekerlek gerçekten keşfedildi mi, yoksa insanoğlu kendini bildiğinden beri o türlü cisimleri kullanabildi mi?

Herhalde ikincisi daha mantıkî.

Ay''a gelince; oraya gidildi. Televizyonlar naklen yayın yaptı. Birçok aydın buna rağmen Ay''a seyahati inkâr etti. Bu solcu aydınlara göre Amerika göz boyuyordu. Belki kasdedilen anlamda göz boyanmadı ama insanlık somut olarak bu büyük şovdan ne elde etti? Birileri kalkıp dese ki... Ay''a, Merih''e... varmak uğruna harcanan paralar, Somali''ye, Endonezya''ya... dünyanın fakir ülkelerine o ülkelerin yoksulluktan da beter yokluk şartlarındaki sefil mensuplarına verilse daha doğru olmaz mı? Sizce nasıl bir cevapla karşılaşılır?. Galiba bin bir türlü itiraz yükselir. Papalığın Fatima''nın üç sırrı avuntusundan mahcup hallere düştüğü saatlerde tıp, sır çözmede kazandığı zaferle sevinç çığlıkları atıyordu. Neş''elere boğulan sadece tıp dünyası olmadı. Buluşla bütün dünya yerinden fırladı. İnsanın 1200 sene yaşamasından dahi söz edilir oldu. Sahiden 1200 sene ömür sürmek mümkün mü? Bunu ortaya atanlar, tesadüfen telaffuz etmiş olamazlar. Bilen bilir ki eski Peygamberler, eski insanlar bu kadar yaşamışlardır. Öyleyse ilim eskiden var olanı, yeniden tesbit ediyor. Şu gün için bu buluş belki de sadece parası olanlara hizmet verecek ama gün gelecek ucuzlayacaktır. Orada da kalınmayacaktır. Eski Peygamberlerle onların milletleri aynı zamanda uzun insanlardı. Yarın insan ömrüyle beraber insan boyu da uzayabilir. 5 metre boyunda ve 500 sene yaşamış kimseler. 250 yaşında evlenip 750 yaşında ölen 8 metre boyunda faniler...gibi. Belki o günlerde de daha uzun yaşayan Kafkaslı dedeler ve nineler olacak. 1350 yıl yaşayıp da bir kere dahi doktora gitmeyen bu ihtiyarlar, kendileri ile röportaj yapan gazetecilere sağlıklarını yoğurt yemeye borçlu olduklarını açıklayacaklar. Sigara içenler o zaman da şanssız olabilirler. Mesela onlar, 850''sinde dünyadan ayrılabilirler. O devrin insanlarının en büyük sıkıntısı ise torun adı ezberlemekte olabilir. Onun için şehir rehberi gibi kapağında "torun rehberi" yazan defterler taşıma zorunda kalabilirler. Veya wab teknolojisi başka çare bulur. 389. Torununun ismini hatırlamakta zorlanan 960 yaşındaki nine alyansına bakınca ismi hemen orada okuyabilecektir. Masal değil Peygamberler tarihi eskiden insanların 1200 yıl yaşadıklarını bugüne göre beş insan boyunda olduklarını vs. haber veriyor. Buna karşılık 20. Asrın ilk iki çeyreğinde 40 yaş uzun ömür kabul ediliyordu. İşin içinde tıbbî keşifler, fakat metafizik bir düzenlemeler olduğu aşikâr Çok yaşama arzusu Âdemoğlu''nun fıtratında saklı.. O aslında ölümsüz varlıkken hep bu dünyada ölümsüzlüğü arama peşinde koşmuştur. İksirler, âb-ı hayatlar, burada devamlı kalma uğruna peşine düştüğü hayaller. Ne önemi var ki? Bunlar insanın bencillik tarafından başka kesitler. 40 yıl yaşayıp insanlık için faydalı olan da var. 400 yıl yaşayıp kimseye zerrece faydası dokunmayan da. Paraları bankada olan milyarder dilenciden kime ne fayda? Mahalle bakkalı olup konuya-komşuya ödünç veren mi daha hayırlıdır, o dilenci mi? İlahide ne güzel diyor; "az yaşa , çok yaşa sonun kara toprak!" Aslında son kara toprak değil. Son, kara topraktan ötesi.