Kaydet
a- | +A

Topkapı Sarayı''nı biliyorsunuz... Topkapı sarayı''nı bilmeyen mi var? Her Türk biliyor; her Müslüman da bilmekte. Batılı''lar, doğulular da biliyor; onlar için de "Topkapı Palace." Ruhumuzun bir nakış gibi ''Topkapı Sarayı'' ismi ile Sarayburnu sırtlarına konup buradan Haliç, Boğaziçi, Üsküdar, Kadıköy, Adalar ufkundan cihanı seyretmeye başladığı feth-i mübînden, üzerinde koyu Fransız tesirleri mevcut süslü-püslü Dolmabahçe Sarayı''nın yapıldığı Tanzimat devrine kadar O, bütün dünyanın karar merkezidir. Tanzimat öncesi Osmanlı, sadelikte ihtişamı yakalamıştır. Taklide tenezzül edilmeyen asırlarda sebilden camiye, kışladan kervansaraya, konaktan saraya bütün eserlerimiz inanılmaz ölçüde sade, akıl almaz çapta da muhteşemdir. Topkapı Sarayı, o ihtişamın zirve eseridir. O, her şeyi ile bizi temsil eder. Aynı zamanda tarihler boyu sürüp giden bir silsiledir. İstanbul''un sahibi Fatih Sultan Mehmed zamanında bir başlangıç yapılmış; bilahare gelen sultanlar, ihtiyaç oldukça ilavelerde bulunmuşlardır. Topkapı Sarayı, takriben 400 yılda bugünkü şeklini almıştır. Şâyânı hayret olan, ilk günle son gün arasında en ufak bir sakillik, zevk aykırılığı, gözü rahatsız eden taraf bulunmamasıdır. Buna ruh sağlığı denmez de ne denir? Sevgili Peygamberimiz''in Uhud Cengi''nde yaralanan mubarek dişleri başta olmak üzere, kendileri ile Hulefa-i Raşîdin efendilerimize ait eşyaların da içinde yer aldığı Mukaddes Emanetler''in Yavuz Sultan Selîm tarafından Kahire''den İstanbul''a getirildiği tarihten 1924''e kadar 40 hafız efendinin gün 24 saat bilâfasıla Kur''an-ı kerîm tilavet ettikleri Topkapı Sarayı, bugün müze. Bu müze kelimesi aldatıcı olmamalı. Müzeler, ikiye ayrılmakta saray müzelerle diğerleri. Diğer müzeler, Kültür Bakanlığı''na bağlı iken Topkapı Sarayı başta olmak üzere Yıldız Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Aynalıkavak Kasrı, Ihlamur Kasrı, Maslak Kasrı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı gibi saray ve kasırlar doğrudan doğruya TBMM Başkanlığı''a bağlıdır. Her ne kadar onlar da Türk milletine mahsus olsa da bile bir bakanlık, bir veya birkaç siyâsî partiden mürekkep herhangi bir iktidarın kuruluşu iken TBMM, daha yüksek mânâda ve doğrudan doğruya Türk milletini temsil etmektedir. Bu nadide târihî mirasa Türk milleti, hatta Osmanlı coğrafyasında yaşamış herkes adına TBMM Başkanlığı nezaret etmektedir. Sultanahmed Camiî, Safranbolu Evleri, Emirsultan Türbesi, İshakpaşa Sarayı, Diyarbakır Surları.....

Topkapı Sarayı. Ve; onlarcası, binlercesi, onbinlercesi ile o eserler, olmasa acaba bugün biz ne hallerdeydik? Bir kere o eserleri vermemiş bir milletin dünya sahnesindeki değeri sıradan bir kavim kadar olurdu.. Bu doğru.

Bir doğru daha var.

O da mevzubahis eserlere gösterilecek hürmet. Hürmet, sadece, emaneti koruyarak bir sonraki nesillere aktarmak değildir. Hürmet, hürmetten kasdedilen her ne ise onları yapmak veya yapmamaktır. Bırakınız içinde ateş yakılan sebilleri, sahipsiz mescidleri, yıkıma yüz tutmuş türbeleri.... Onlar bir derin hicran... Asıl hicransa Topkapı Sarayı. Hâşâ, maksadımız asla mukayese değildir; ne demek istediğimizi vuzuha kavuşturmak için bir çok benzeri arasında şu iki misali vereceğiz. Amerika''da Beyazsaray''ın Rusya Federasyonu''nda Kremlin Sarayı''nın benzeri binalar inşa edip onlara ''Beyazsaray'', ''Kremlin Sarayı'' ismini vererek içinde yüzme havuzları, kumarhaneler yapıp, şarabı su gibi akıtarak dansöz oynatmak mümkün müdür? Asla!... Bunu ne Rus yapar ne Amerikalı. Akıllarından dahi geçirmezler. Onlar böyle bir hareketi akıllarından geçirmeyi dahi ihanet sayarlar. Aynı hürmet ve hassasiyet İngiliz, Fransız, Çinli için de muteber. Hiçbir millet bunu yapmaz.

Böyle bir başıboşluk bize mahsus. Topkapı Sarayı, aynen taklid edilmiş, aynı isim verilmiş; içinde dansözünden, içkisine her rezalet icra edilmekte. Dört kişilik bir ailenin üç gecelik konaklaması 5 bin Amerikan dolarını bulmakta.

Bir taraftan tarihe hürmetsizlik, diğer taraftan çilekeş vatandaşına ve ıstırap içindeki dindaşlarına hürmetsizlik. Topkapı Sarayı olduğunu iddia eden betondan gecekonduda vıcık vıcık şımarıklık, sonradan görme servetin son sınırda seyrederken deprem bölgelerindeki vatandaşlarımız, soğuktan titriyor, sahte Topkapılarda yeni Sodom-Gomoreler, yeni Pompeileri yaşanırken Grozni''deki dindaşlarımız Moskof ateşi altında "Allah''ım imdat!" diye haykırmaktalar. Onun için Topkapı Sarayı şu günlerde ağlayan bir göz gibi.

Bir gece dikkatle bakarsanız aydınlatılmış sarayın hüznünü siz de görürsünüz. Belki O, saraydan müzeye tebdil edilirken dahi bu kadar mahzun olmamıştı...