Kaydet
a- | +A

Bir siyasetçinin sarf ettiği ve sonradan meşhur olan o söz yanlıştı. Bugün yasaklı olan siyasetçi, rektörlerin üniversite kapılarında bekleyerek örtülü kızlara selam duracaklarını haber veriyordu. Hiçbir mantıkla uzlaşması mümkün olmayan bu takdim birçok çevreleri rahatsız etti. Düşmanlıklara fidelik yaptı, 28 Şubatları yeşertti. O üslûp yanlıştı... Bu ısrar da yanlış. Kemal Gürüz kadar aşırı derecede yıpranmış bir isim Türkiye''de mevcut değildir. Belki dünyada bile yoktur. Buna rağmen O, ikinci kere YÖK başkanlığına seçildi. Seçen Cumhurbaşkanı Demirel. Demirel, şimdi bu seçiminden dolayı yaylım ateşi altında.

Seçtiren bir iradenin varlığı Türkiye konjonktüründe çıplak bir profildir. Maksat belli. Kemal Gürüz, üniversite kalesinin bekçisi görülmekte.

Eserlerinin var olup olmadığı, ilmî çapı gibi sorgulamaları düşünen dahi yok. Rejim adına evhama kapılanlar, üniversitenin düşmesini arzulamıyor. Eğer, rejim Kemal Gürüz''ün himayesine kalmışsa çok şey yok olmuş demektir. Mezkür kimse, Yüksek Öğretim Kurumu Başkanı''dır. Üniversitelerden o sorumludur. Ona sahip çıkanlar sanıyor ki Kemal Gürüz, yalnızca bir fikrin hedefidir. Hayır!.. O, sadece üniversite önlerinde bekleşenlerin değil, bütün üniversite mensuplarının istemediği kişidir. Bir kamuoyu araştırması gerçeği derhal ortaya koyar.

YÖK Başkanı''nı öğrenciler gibi öğretim üyeleri de istemiyor. Üniversiteler, O''nun zamanında ideolojik kalıplarla yönetilmeye kalkışıldığı için sür''atle boşalmaya başlamıştır. Öğretim üyeleri, özel okullarla, yurt dışına gitmek zorunda bırakıldılar. Kalanlar arasında da çözülme devam ediyor. Üniversitede eğitim ve eleman kalitesi hayret verecek ölçülerde düşmüştür. Böyle birinde ısrarlı olmak üniversiteye; diğer adı ile gençliğe ve geleceğimize ziyan vermektir. Kamplaşma, uçlarda düşünme bu sonucu getirmiştir.

Kemal Gürüz''ün 2004 yılına kadar vazifesinde kalacağı söyleniyor.

Kalmaması lazım. Türkiye''yi hiç mi sevmiyor? Kendisi yüzünden Cumhurbaşkanı bu kadar yıpranırken O''nun bir kerecik olsun yerinde bir davranış göstererek tevdi edilen görev için teşekkür edip çekilmesi gerekir. Her aklı başında ve ne yaptığını bilen insan, böyle hareket eder.

Eğer, yerini boşaltmazsa 2000"in ilk yılları da rüzgâra verilmiş olacaktır. Üniversite önlerinde kavga-dövüş aynen devam eder.

Üniversite, ilim yapar, araştırma yapar, dünya ile yarışır. Bizde 70''li yıllarda anarşi ile kaynadı.

80-90 arasında biraz düzelme oldu. 90''larda tekrar huzursuzluk başladı.

Durum vahimdir. Her değer, bir kişi için harcanıyor. Böyle giderse kamu üniversiteleri büsbütün tükenecekler. Buna kimsenin hakkı yok. O bakımdan Kemal Gürüz''de zerrece vatan sevgisi, istikbal endişesi, ilim kaygısı, gençlik muhabbeti ve mes''uliyet hissi varsa görevinden ayrılır. Bu gerginlikler gına getirdi artık.

Hani 2000''ler daha güzel olacaktı? Güzel günler güzel insanlarla olur. Kemal Gürüz, güzel insan olamamış, öğrencisinin, mesaî arkadaşının kalbinde yer edememiş aksine hep üzmüştür.

Kemal Gürüz kayırılırken, üniversite kaybediliyor. Bu görülmekte mi?